Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

rasat (Tasavvuf Sözlüğü)

ilimlerinde ehil olanlardan da azdır. arş-ı rahmâni g6 ) Arş-ı Rahmâni, tabiat, hebâ, cisim ve felekten ibâret olan dört mevcüdu içinde toplayan arştır. Tıpkı havada ayn için parıldayan yemani şimşek gibi. Sonra Allah …

ilimlerinde ehil olanlardan da azdır. arş-ı rahmâni g6 ) Arş-ı Rahmâni, tabiat, hebâ, cisim ve felekten ibâret olan dört mevcüdu içinde toplayan arştır. Tıpkı havada ayn için parıldayan yemani şimşek gibi. Sonra Allah hebâyı yaratmıştır. Cismin süretini kabül eden ilk şekil de uzunluk, genişlik ve derinliktir. Bunda tabiat zuhür eder. Onun uzunluğu akıldan; genişliği nefsten; derinliği merkeze kadar boşluktan meydana gelir. Bundan dolayı onda bu üç a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikat /a bulunur. Böylece üçgen oluşur, bu külli cisimdir

Bu cismi kabül eden ilk şekil, kürevi şekildir, bu felektir, ismi de arştır. Allah oraya Rahmân ismiyle, kendine uygun ve mâhiyetini ancak kendisinin bilebileceği bir istivâ ile teşbihsiz, keyfiyyetsiz olarak istivâ etmiştir. Bu, terkib (bileşik unsurlardan oluşma) âleminin başlangıcıdır

ases O'nun arşa istivâsı amâdandır. Bu, hayat arşı olup altıncı arştır. Ayrıca, varlığı ancak bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbetle /a olan nisbi bir arştır. Bu sebeble onu arşlar ve bu deniz içinde sayamayız. Bu deniz, Hakk ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halkin/" halkın /a arasını ayırır. Bizim ve O'nun izzet perdesidir. Kim bizden O'na ulaşmayı isterse bu denize dalar. Önce mevcüdâtın fiilini ve mevcüdâttan çıkan herhangi bir fiili mevcüdâta nisbet eder. Oysa fiil tamamıyla Vâhid ve-Kahhâr'a aittir. O, üzerinde bulunduğu sözünü ettiğimiz şeyle listivâ a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a arşla) bize ulaşmayı kasd edip, söz de bir mânâya kavuşmak lanlaşılabilir bir anlam kazanmak) için hakiki değil, işâri olan mecâzi bir söz gerektirince, O'nun bizi bize indirmesinin tarafımızdan anlaşılması gerekir. Böylece, indirir ve istivâ etti denir