Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 3, 2026

Reca (Tasavvuf Sözlüğü)

Şeyh Ahmed Zerrûk ( rahmetullâhi aleyh ) recanın tarifinde der ki: “Reca, amellerin şehadeti ile her hususta yüce Allah’ın lütfuna güvenmektir. Eğer amelsiz olursa aldanmış olur.[1] Muhakkak yüce Allah bizleri recaya …

Şeyh Ahmed Zerrûk ( rahmetullâhi aleyh ) recanın tarifinde der ki: “Reca, amellerin şehadeti ile her hususta yüce Allah’ın lütfuna güvenmektir. Eğer amelsiz olursa aldanmış olur.[1]

Muhakkak yüce Allah bizleri recaya teşvik etti ve rahmetinden umudu kesmekten de nehyetti. Zümer Suresi 53. ayetinde:

“ De ki Ey günah işlemekte haddi aşarak nefislerine karşı cinayet işlemiş kullarım. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Muhakkak Allah bütün günahları çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.” buyurdu.

Rahmetinin genişliğini müjdeleyerek, Araf Suresi 156. ayetinde:

“ Rahmetim herşeyi kaplamıştır.” buyurdu.

Yüce Allah rahmetini umanları da vasfederek, Bakara Suresi 218.ayetinde:

“ Şüphesiz iman edenler ve Allah yolunda hicret edip te cihad yapanlar var ya! İşte bunlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah gafurdur, rahimdir” buyurdu.

Bir çok hadis-i şerifte yüce Allah’ın rahmetini ummaya teşvik vardır. Onlardan biri Ebû Hureyre ( radıyallâhu

anhu )’den rivayet edilmiştir. Resulullah ( sallallâhu aleyhi ve sellem ): “Nefsim yed’i kudretinde olan Allah’a yemin olsun ki eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizin yerinize günah işleyen bir kavim getirir, onlar yüce Allah’a istiğfar ederler. Bu sebeple Allah da onlara mağfiret ederdi.”[2] buyurdu.

Ebû Musa Eş’arî ( radıyallâhu anhu ), Nebi ( sallallâhu aleyhi ve sellem )’den rivayet eder : “Kıyamet gününde Müslümanlardan birtakım insanlar dağlar misali günahlarla gelirler, yüce Allah onları mağfiret eder ve onların günahlarını da Yahudi ve Nasara’nın üzerine kor” buyurdu.[3]

İbn-i Ömer ( radıyallâhu anhuma )’den Resulullah ( sallallâhu aleyhi ve sellem )’ın şöyle dediğini işittim: “Mü’min kıyamet gününde Rabb’ine yaklaştırılır, hatta üzerine rahmetini kor, ona günahını ikrar ettirir ve filan günahı biliyor musun? Filan günahı biliyor musun?” diye sorar. Kul: “Ey Rabb’im biliyorum” der. “Yüce Allah ben onu dünyada senin üzerine örttüm ve bugün de onu senin için affediyorum” der. Kendisine yaptığı hasenat sayfaları verilir.”[4]

Reca temenniden farklıdır. Raci (uman kişi) Allah’ın rızasını ve kabulünü taleb ederek itaat sebeplerine sarılır. Temenni eden ise sebepleri ve mücâhedeyi terkeder. Sonra yüce Allah’tan ecir ve sevap bekler. Bu şekilde olan insanın hakkında Resulullah ( sallallâhu aleyhi ve sellem ): “Aciz nefsini hevâsına tâbi kılar. Bununla beraber de Allah’tan kurtuluş temenni eder” buyurmuştur.[5]

Yüce Allah’tan ümit talep eden herkes bileklerini sıvayarak sıdk ve ihlâs ile çalışmalı ve gayret etmeli, ta ki matlubuna nail oluncaya kadar. İşte bunun için yüce Allah yolunu arayana öğretmek üzere Kehf Suresi 110. ayetinde:

“ Onun için her kim Rabb’ine kavuşmayı arzu ederse salih amel işlesin ve Rabb’inin ibadetinde O’na hiçbir ortak koşmasın.” buyurdu. Gençlik çağında günah işleyen, şehvanî nefsine uyan bir kula gereken korkuyu recanın üstünde tutması, ömrünün sonunda ise reca tarafını galip getirmesidir.” Çünkü yüce Allah hadis-i kudside şöyle buyurmuştur: “Ben kulumun bana olan zannı üzereyim”[6]

Cabir b. Abdullah ( radıyallâhu anhu )’ın rivayet ettiği hadiste Resulullah ( sallallâhu aleyhi ve sellem )’ın buyurduğu gibi: “Sizden biriniz ancak Allah ( azze ve celle )’a hüsn-ü zan ederek ölsün.”[7]

Eğer bir kul Rabb’inin kurbiyet yoluna sülûk ederek yönelmiş ise korku makamıyla reca makamını birleştirmelidir. Ümidin üzerine korkuyu yüce Allah’ın rahmetinden ve affından ümit kestirecek kadar daha üstün getirmemelidir. İsyan ve günah uçurumlarında ısrar edecek kadar da ümidi korku üzerine galip getirmeye! Bilakis her ikisiyle de açık havada süzülerek uçmalı, İlâhi huzura yaklaşmada devam etmelidir. Yüce Allah’ın Secde Suresi 16. ayetindeki şu kavlinde olduğu gibi:

“ Onlar geceleyin yataklarından kalkarlar, korku ve ümit içinde Rab’lerine dua ederler.”

Yani narından korkup cennetini ümit ederek, uzaklaşmaktan korkup yakınlığı ümit ederek, terk etmesinden korkup rızasını ümit ederek, kesilmeden korkup vuslatı ümit ederek Rabb’lerine dua ederler.

Racilerin (umanların), bir mertebede değil, belki de birkaç mertebe aleyh ) zikrederek şöyle üzerine olduklarını İbn-i Acîbe ( rahmetullâhi

açıklamıştır:

Umumun recası, sevabın hâsıl olması için güzel bir tevbe ile Allah’a yönelmektir.

Hâssın recası, rıza ve yakınlaşmanın hâsıl olmasıdır.

Hâss-ül Hâssın recası, kalbine müşâhedeyi yerleştirip Melik-ül Mabud’un sırlarında daha çok yükselmektir.[8]

Dipnotlar

  1. Kavaid-i Tasavvuf s.74’de
  2. Müslim Kitab-u Tevbe’de tahriç etmiştir.
  3. Hadisi Müslim Kitabu Tevbe’de tahriç etmiştir.
  4. Müslim Kitab-u Tevbe, Buhari Kitab-u Rikak’ta tahriç etmişlerdir
  5. Tirmizi Kitab-u Sıfat-ul Kıyame de, hadis hasen dedi. İbn-i Mace ise Kitab-üz Zühd’de her ikiside Şeddat bin Evs (radıyallâhu anhu)’den rivayet ettiler.
  6. Buhari Sahihinde Kitab-ut Tevhid’de Ebû Hureyre (radıyallâhu anhu)’den tahriç etmiştir.
  7. Müslim, Kitab-ul Cennet Bâbul Emri bi Hüsni Zannı Billahi Teâla bâbında rivayet etti.
  8. İhya-u Ulum-id Din c.4 s.334’de

Erginli Sözlüğünden

hâlinin havfdan (korkudan) daha ağır basması mânâsına gelir

Zünnün'a Üns nedir? diye soruldu, şöyle cevâb verdi: Âşıkın, mâşükun yanında serbest olması, resmiliğin ortadan kalkmasıdır. (Ta'arruf, 76

Şibli'ye ünsün ne olduğu sorulduğunda şöyle cevâb vermiş: Üns, kendinden sıkılmandır.

Zünnün demiş ki: Üns makamının en alt derecesi, kulun ateşe atılması, fakat bu hâlin bile onu ünsiyet ettiğinden alıkoymamasıdır.

Bazıları ise şöyle demiştir: Üns, zikirle ünsiyetin başkalarını görmeye mâni olmasıdır. (Ta'arruf, 77

Şevk, bir endişe ve sıkıntı hâlidir. Bu hâldeki kimse, izzeti mütâlaa eder ve gayb perdesi arkasındaki lütufların gizliliklerinin evsafını gözüyle görür. Bu ma

Kaynak: Zafer Erginli (ed.), Metinlerle Tasavvuf Terimleri Sözlüğü.