Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

refli mârifetler (Tasavvuf Sözlüğü)

ortaya çıkar. İki neticeyi ortaya koyduğunda, bunların arasını başka bir kez yine birleştirir ve başka bir netice ortaya çıkarır. Böyle sonsuza kadar gider Rüh-i kudsi, enbiyâ ve bazı evliyâya mahsüs nebevi bir rühtur. …

ortaya çıkar. İki neticeyi ortaya koyduğunda, bunların arasını başka bir kez yine birleştirir ve başka bir netice ortaya çıkarır. Böyle sonsuza kadar gider

Rüh-i kudsi, enbiyâ ve bazı evliyâya mahsüs nebevi bir rühtur. Gaybın bilgileri, âhiret hükümleri, göklerin ve yerin melekütuna dâir mârifetler, onun dışında akli ve fikri rühun daha ötesi husüsunda uzanamayacağı mârifetler bu rühta tecelli eder. (Mişkât, 82

Rüh-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal/" hayâli /a 'nin (hayali rühun) üç husüsiyetini tesbit edebiliriz: Birinci olarak o, kesif, süfli olan âlemin yapısına a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibdir /a . Çünkü hayâl edilen şeyin, miktarı, şekli ve sınırlı yönleri vardır. Bunun uzaklık ve yakınlık gibi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbetleri /a bulunur. Cisimlerin vasfı olan kesifliğin ise yön, miktar, uzaklık, yakınlık vasıflarından beri mahza akli olan nürları perdelemek gibi bir husüsiyeti vardır

İkincisi şudur: Bu kesif hayâl temizlenip inceltilerek süslendiğinde ve zabt edildiğinde akli mânâlara denk hâle gelebilmekte ve nürların yansımasına mâni olmadan akli nürları ifâ edebilmektedir

Üçüncüsü şudur: İşin başında hayâl, akli mârifetleri zabt edebilmek için akla muhtaçtır. Zabtın dışına çıkarak tedirgin olmaz, sarsılmaz ve (dikkati) başka taraflara dağılmaz. Öyle ki, bu hayali misaller, akli bilgileri bir araya toplar

Bu üç husüsiyeti, görmeye sebeb olan ışıklara izâfetle, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehadet/" şehâdet /a âleminde camdan başka bir maddede bulamayız. Çünkü cam, asıl bir cevherdir, kesiftir, ancak arıtılmış ve inceltilmiştir. O kadar ki artık kandilin ışığı önünde herhangi bir perde kalmamıştır. Böylelikle o, (kandili; sert rüzgârlarla sarsılmaktan ve sönmekten koYur

Rüh-i hassâsın husüsiyetlerini araştırdığımda, onun nürlarının iki göz, iki kulak, iki burun deliği gibi çeşitli deliklerden çıktığını tesbit ettim. Şehâdet âleminde buna en münâsib misâl kandildir. (Mişkât, 84

Rüh-i akli, kendisiyle ilâhi yüce mârifetlerin idrâk edildiği rühtur. (Yaptığımız açıklamalardan sonra) bunun misâlinin kandil olduğu sana gizli kalmıyor!

.Bir asıldan başlamak rüh-i fikrinin bir husüsiyetidir. Daha sonra, asıldan iki şubeye ayrılır. Ardından her şube de ikiye ayrılır. Bu şekilde şubeler akli taksimlerle çoğalana kadar devam eder. Sonra birtakım neticelerle bir neticeye yönelir. İşte bu, onun semeresidir. Ardından bu semereler döner, emsâlleri için tohum olur. Çünkü bunları birbiriyle aşılamak da mümkündür. Bunu Kitâbü'l-kıstâsi'l-müstakim adlı kitâbımızda zikrettik. Bunun âlemdeki en münâsib misâli ağaçlardır. (Mişkât, 85

Rüh-i kudsi, aydınlanma ve safânın nihâyeti olduğunda, nebilere ve velilere nisbet edilen bir rühtur. Rüh-i müfekkir ise tüm mârifet türlerinden söz edebilmek için muhtaç olduğu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/talim/" tâlim /a , tenbih ve hârici bir destek gibi kısımlara ayrılmıştır. Bunlardan bazıları tasfiyenin şiddetinden kaynaklanabilir. Sanki hâriçten hiçbir destek almaksızın kendi kendisini tenbihlemektedir. Ateş ona dokunımnasa bile