kullanmakla artar, kavrayış ve anlayışının nürları dallanıp budaklanır ve kavrayışının nüru ile meseleleri istinbât eder (ortaya çıkarır), bilmediği şeyleri benzerlerine, uyanlara ve mânâsı yakın olanlara kıyaslar. Dinde fakih (kavrayışlı) olmak ise, Allah'ın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mu-min/" mü'min /a kulunun kalbine, kandil gibi onunla görmesi için koyduğu nürdur. Bu nür, kâfir ve münâfıkta olmaz. (Beyân, 77
Fıkılı ve fehm (kavrayış ve anlayış) aynı mânâya gelen iki isimdir. Arablar, fehimtü mânâsında fakıhtü derler. Allah kendisi tarafından bahşedilen fehmi, ilim ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmetten /a üstün tutmuş ve fehimleri yargı ve hükümlerin üstüne çıkarmıştır. (Küt, I, 153
