Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

ret-i Zât (Tasavvuf Sözlüğü)

a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayret/" hayret /a -i sıfât (ilâhi sıfatlar) husüsunda hayret. Birincisi küfür ve şirktir. Çünkü ârifin, ilâhi Zât'ın vücüdu (varlığı) husüsunda asla şübhesi olamaz. İkinci hayret ise …

a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayret/" hayret /a -i sıfât (ilâhi sıfatlar) husüsunda hayret. Birincisi küfür ve şirktir. Çünkü ârifin, ilâhi Zât'ın vücüdu (varlığı) husüsunda asla şübhesi olamaz. İkinci hayret ise mârifettir. Çünkü, Allah'ın sıfatları akılların tasavvur gücünün dışında kalır. Bu sebeble, bazıları şöyle demişlerdir: Ey hayrete düşenlere yol gösteren! Hayretimi arttır! Böylece daha baştan Allah'ın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucudun/" vücüdunu /a ve sıfatlarının kemâlini isbât etmiş ve O'nun, tüm insanların maksadı olduğunu, duâları kabül ettiğini, hayrete düşen insanlar için O'ndan başka hayrete düşülecek bir varlık olmadığını açıklığa kavuşturmuş olmaktadır. Bu yüzden de hayretinin artmasını istemiştir. Bu isteme sırasında aklınhayret ve ızdırâbının bir şübhe ve cakfe (tereddüd ve duraklam) olduğunu anlamıştır. (Hücvîrî, 327

hayye ' ale'l- a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/felah/" felâh /a Bekanın taayyünü için felâha çağrı ve mutlu insanların kurtuluşu, şaki a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/olanlarin/" olanların /a kurtulamaması, fasl (ayrılış) ve hüküm gününde yer ve göğün ayrılmasıdır. (Letâ'if, 88