Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

rü'yet (Tasavvuf Sözlüğü)

İlim ile rü'yet birleştiğinde gayb bunların sâhibine açılır. Kul, ilimle, müşâhedeyle ve imânı görme hakikatiyle yakine ulaşır. (Beyân, 62 Rü'yetin merkezi fuâddır (gönüldür). Allah Teâlâ fGözün) gördüğünü gönül …

İlim ile rü'yet birleştiğinde gayb bunların sâhibine açılır. Kul, ilimle, müşâhedeyle ve imânı görme hakikatiyle yakine ulaşır. (Beyân, 62

Rü'yetin merkezi fuâddır (gönüldür). Allah Teâlâ fGözün) gördüğünü gönül yalanlamadı buyurmuştur. Fuâd a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kelime/" kelimesi /a , fâide kelimesinden türemiştir. Çünkü o, Allah Teâlâ'dan sevgisinin faydalarını görecektir, gönül görmekle faydalanır, kalb ilimle zevk duyar. Gönül görmezse, kalb de fayda elde edemez. (Beyân, 68

Rü'yet, olanı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/basiret/" basiretle /a değil, gözle müşâhede etmektir. (Istılâh, 540

Mümkünât nâmütenâhi (sonsuz) olsa da mâdümdur. Hakk'ın müşâhedesi altında görülebilen varlıklardır. Biz görmeyi vücüd (varlık) yoluyla bir sebebe bağlayamayız, ancak eşyâyı sebebe bağlayabiliriz (görmeye değil, eşyâya varlık izâfe edebiliriz). İster bizzât mâdüm, isterse mevcüd olsun görülebilecek olan şey; görme fiiliyle alâkayı kabül etmeye istidâdlıdır. Mümkünât nâmütenâhi olsa da Allah Teâlâ tarafından görülür. Bu (görüş) ilim nisbetiyle değil, aksine rü'yetü kânet mâ kânet (olduğu gibi görme) denilen başka bir (görme) a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbeti /a türündendir. (Esfâr, 25

Müşâhede, kalbdeki Hakk'dan gelen a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahid/" şâhidin /a görülmesidir. Alâmet ve rü'yet (görme) kaydına bağlı olan müşâhede ise böyle değildir. Bu sebeble Hz. Müsâ s1 Rabb'im, (kendini) bana göster de sana bakayım.' demiştir, Bana (kendini) müşâhede ettir dememiştir. Çünkü o (görülemez, ancak) müşâhede edilebilir. Hz. Müsâ'ya ei kendisine gizli kalan şeyi göstermiştir. (Esfâr, 66