Hakikat derecesinden inen herkes, ruhsat derecesine düşer, ruhsattan düşen ise, dalâlet ve cehâlete düşer. (Âdâb , 81
(Süfilere ait olan) ruhsatlardan bazıları şunlardır: Gelir getiren bir arazi edinmek ve mâlüma istinâd etmek (bilinen bu husüsa güvenmek). Bu konuda onların edebleri, o mülke a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhib /a olmamak, tam tersine o mülkün menfaatini umümun hizmete sunmak, Hz. Peygamber'in sünnetine uymak üzere, kendileri, aileleri ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler için bir yıllık nafakadan fazla mal biriktirmemektir
(Ruhsatlardan biri de) aile ve ebeveyn için kazanç teminiyle meşgul olmaktır. Bu konudaki edebleri; Allah'ın kendisine farz kılmış olduklarını vaktinde yerine getirme husüsunda kusur işlememek, bunları rızka sebeb görmemek, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/bilakis/" bilakis /a bunları Müslümanlar için rızka yardım eden unsurlar görmek, vaktinin çoğunu bu uğurda harcamamak, kazancı için sadece kuşluk vaktinden öğle namazı vakti sonrasına kadar çaba sarf etmektir. (Adâb , 82
(Ruhsatlardan biri de) istemektir. Bunun âdâbı ise, sadece ihtiyaç zamanı olmak üzere geçindireceği kimseler için istemektir. Kendine bir şey vermeyecek olandan istekte bulunmamalıdır
(Ruhsatlardan biri de) Allah'a borçlanmaktır. Bunun âdâbı; bu borçlanma ya da Allah'tan borç istemenin, maslahatlar ve zaruret durumunda ihvân için olması, teveccühe ve edaya ihtimam göstermede ihmalkâr davranılmamasıdır
(Ruhsatlardan biri de) yolculuk esnâsında azık taşımaktır. Bunun âdâbı; ihtiyaç içerisinde olan kimselere yardımda bulunma husüsunda cimri davranmamaktır. (Âdâb , 83
(Ruhsatlardan biri de) ücretle başkaları adına hac yapmaktır. Bunun âdâbı, vekâlet türünden olan bu haccı zaruret olmadıkça yapmamak, gidiş dönüş esnâsındaki nafakasını kendisi temin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a , a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/baskasindan/" başkasından /a yahut vakıflardan istememektir
(Ruhsatlardan biri de) ülkeleri dolaşmak için yolculuk yapmaktır. Bunun rühâniyyât-ı âdemiyyet âdâbı; seferin amacının, ya başkalarını ziyaret etmek ya oralarda yaşayanlarla helâlleşmek ya da ilim tahsil etmek olmasıdır. Daha sonra (bu yolculuklarda) her üç amaç da elde edilmiş olur
(Ruhsatlardan biri de) semâ esnâsında ayakta durmak ve hareket etmektir. Bunun âdâbı; zaman dar olduğunda zamanı gözetmek, sıkışıklık ve kalabalığa meydan vermemektir. Bu durumlar, zaman müsâit olduğunda, birisinin yardımcı olması ve yer açması hâlinde câizdir. Bu esnâda sarhoşluk gösterisi yapmadan ve hâli ortaya çıkarmadan şaka yapmak da câizdir. (Âdâbz, 84
(Ruhsatlardan biri de) birbiriyle lâtifeleşmektir (birbirine hoş şakalar yapmaktır). Yalan, gıybet, özenti, gösterişten, pespâyelik ve keyfiliğe götüren her türlü şeyden kaçınmak da bunun âdâbındandır
(Ruhsatlardan biri de) tatbik edemediği bilgileri ortaya çıkarmaktır. Bunun âdâbı; anlatmayı, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nasihat/" nasihati /a ve irşâdı gözetmektir
(Ruhsatlardan biri de) yamalı ve eski elbiseler giymektir. Bu esnâda gösterişten kaçınmak, o elbiseyle uğraşırken aşırı derecede vakit harcamamak, onu süslerken vakti boşa geçirmemek de eski elbise giyme âdâbıdır. Aksi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a , dini ve dünyevi bir fayda elde edemeden vakit boşa harcanmış olur. (Âdâb2, 85
(Ruhsatlardan biri de) karşılaşıldığında birbirine sarılıp öpmektir. Bunun âdâbı; herkesin kendi cinsinden olan ve ünsiyeti bulunan kişiye sarılmasıdır
(Ruhsatlardan biri de) a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/riyaset/" riyâseti /a (başkanlığı) sevmektir. Bu husüstaki edebler de herkesin kendi güç ve kuvvetini, kabiliyetini ve haddini bilmesi, gücünün yetmediği bir şeyi istememesi ve kendi vaziyetinin altına da düşmemesidir. Akıllı kimse, ne rütbesinin altına iner, ne de onun üstünde bir talebde bulunur. Denilmiştir ki: Câhil kimsenin yükselmesi, asılmış kimseninki gibi bir alçaklıktır. Câhil kimsenin tembelliği, çevikliğinden daha iyidir. Çünkü tembelliği ayıplarını örter, çevikliği ise, ayıplarını ortaya döker
(Ruhsatlardan biri de) sultanlara yakın olup, onların huzüruna girip çıkmaktır. Bu husüstaki edebleri; meddahların sahte medihlerine fövgülerine) kanmamak ve onların sözlerine aldanmamak, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a var olduğunu bildiği şeylerin dışında bir medih olursa, ondan da yüz çevirmektir. (Âdâb , 86
(Ruhsatlardan biri de) a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/batil/" bâtıl /a sözler konuşulan meclislere gitmektir. Bu husüstaki edebler ise, oralarda gıybet etmemek ve münkeri dinlememektir. (Âdâb , 87
(Ruhsatlardan biri de) zilletten uzak olmak, ezâ ve cefâya katlanmaktır. Bunun âdâbı da, gönlün selâmetini istemek, düşmanlıktan kaçınmaktır
(Ruhsatlardan biri de) arkadaşlar arasında teklifsiz olmak, çağrılmaksızın onların evlerine gitmektir. Bunun âdâbı da; bundan hoşlananları ayırd edebilmek ve bu esnâdaki ikrâmın vaziyeti hakkında da anlayışlı olabilmektir
rusümü'l- 'ulüm ve rukümü'l- ulüm
(Ruhsatlardan biri de) ihvânla beraberken kendi kendini hesaba çekmektir. Bundan maksad, şifâ bulmak (kendini tedâvi etmek) değil, kalbinde ihvânına karşı
