Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

sabr (Tasavvuf Sözlüğü)

(ahkâm; alâmet-i sabr; batar; cebn; a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/derecat/" derecât /a -ı sabr; kitmân-ı sırr; mutasabbır; sabbâr; sabr-ı nefsi; sabr ale'n-ni'me; se'a-yı sadr; tasabbur; tehevvür; zabt-ı nefs; zayk-ı sadr …

(ahkâm; alâmet-i sabr; batar; cebn; a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/derecat/" derecât /a -ı sabr; kitmân-ı sırr; mutasabbır; sabbâr; sabr-ı nefsi; sabr ale'n-ni'me; se'a-yı sadr; tasabbur; tehevvür; zabt-ı nefs; zayk-ı sadr

Sabır birkaç türlüdür. Tasabbur (sabretmeye çalışmak) ve sabr-ı cemil (güzelce sabır). Daha sonra ise havf ve şükre çıkılır. Bundan sonra ise tâzim ve sürür (belânın sâhibine saygı ve belâ karşısında sevinç) gelir. (Âdâbı, 71

Bütün a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a ; azıyla çoğuyla, acısıyla tatlısıyla, başıyla sonuyla, her şey, ama her şey, Allah'ın kulu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/imtihan/" imtihân /a etmesi ve denemesi içindir. Bütün bu deneme ve imtihân vesileleri iki noktada toplanır. Sabır ve şükür. Kul, ya nimete şükreder ya da musibete sabreder. (Âdâbı, 82

Alâmet-i sabr (sabrın alâmeti), herhangi bir musibeti, yaratılmışlardan herhangi birine şikâyet etmemektir. Sabır şu şekillerde olur: Tâata karşı sabır, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/masiyyet-2/" mâsıyyete /a karşı sabır, musibetin gizlenmesine karşı sabır —bu sabır iyiliğin hazinelerindendir-, tâatın gizlenmesi konusunda sabır. Sabır, nefsi tüm bunlardan alıkoymaktır. (Âdâbı, 145

Sabır, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mehabbet/" mehabbete /a (arzu edilen şeyleri elde etmeye) muhâlefet etmektir. Sabır derecesinden havf derecesine, havf derecesinden de mehabbet derecesine yükselmedikçe, hiçbir ibâdet, sabır gücüyle beraber bulunmaz. (Âdâbı, 147

Süfiyyenin bunlardan başka bazı âdâbları ve çeşitli hâlleri vardır. Bunların bazıları şunlardır: ...Allah hakkında güzel zanda bulunmak, tâate koşarken ve bütün hayırlarda yarışırken ihlâs üzere olmak, her şeyden kopup Allah Teâlâ'ya yönelmek, O'ndan gelen belâya sabr etmek, O'nun kazâsına râzı olmak, mücâhede, nefsin hevâsıyla a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mucadele/" mücâdele /a ve nefsin hazlarından sakınarak ona karşı koymaya de