Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

sâhib-i vahdet-i mutlaka (Tasavvuf Sözlüğü)

Sâhib-i vahdet-i mutlakanın , Hakk aynında (gözünde) fark hâlinde olması arzu edilir. Hakk ile Mahbüb olan (sevilen) Hakk'ın şânı ne yücedir! Farktaki cem'in varlığı, lâ ilâhe illâ hü dur. (Ravza, 621 a href …

Sâhib-i vahdet-i mutlakanın , Hakk aynında (gözünde) fark hâlinde olması arzu edilir. Hakk ile Mahbüb olan (sevilen) Hakk'ın şânı ne yücedir! Farktaki cem'in varlığı, lâ ilâhe illâ hü dur. (Ravza, 621

a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhib /a -i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/zaman/" zamân /a /sâhib-i vakt ve hâl ( J1341, Gö şi Çazlıp / las LD

Sâhib-i zaman, sâhib-i vakt ve hâl; ân-i dâim (tek olan sürekli an) dışında, geçmiş ve gelecek zamanın etkisinden kurtularak, tüm a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/yanin/" eşyânın /a hakikatine vâkıf olan ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a ilk a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/berzah/" berzah /a cemiyetini tahakkuk ettiren (gerçekleştiren) kimsedir. Zaman, zaman sâhibinin her türlü hâl ve hareketlerine, davranış ve tasarruflarını içine aldığı için, o kişi zamanda tayy ve neşr ile, mekânda ise kabz ve bast ile tasarrufta bulunur. Bu kimse a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikatleri /a az ve çokta, uzun ve kısada, büyük ve küçükte tabiatları aynı seviyede tahakkuk ettirmiş kişidir. Çünkü, vahdet, kesret ve bütün ölçüler ârızdır. Ârif, vehim hakkında tasarrufta bulunduğu gibi, akıl hakkında da tasarrufta bulunur. Tasdik et ve onun bunlar hakkındaki müşâhedesini ve açık keşfini anla! Hakk'a eren ve hakikatler hakkında tasarrufta bulunabilen veli; his, vehim ve akıl perdeleri ardında dilediğini yapar, arazlar üzerinde de tebdil ve tağyir salâhiyeti (değiştirme ve dönüştürme yetkisi) vardır. (Kâşânî, 138; Câmi’, 87

Sâhib-i zaman, gözle görülebilen bir zâttır ve onun halka arkadaşları olan adamlar, şehirlere, vâdilere ve dağlara dağılmıştır. Bu zâta ferd , kutb ya da gavs adı verilir. Bunun üzerinde en büyük kutubluk mertebesi vardır ki o da kutbü'T-aktâb mertebesidir. (Kavânin, 102

(Ayrıca bk. kutb/aktâb