Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

sâlihât-ı fâzılât (Tasavvuf Sözlüğü)

Sâlihât-ı fâzılât (faziletli sâlih hanımlar), Allah'ın huzüruna varırlar ve orada hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitinediği ve hiçbir beşerin gönlünden geçmeyen Hakk nürlarını müşâhede ederler ve nür denizine …

Sâlihât-ı fâzılât (faziletli sâlih hanımlar), Allah'ın huzüruna varırlar ve orada hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitinediği ve hiçbir beşerin gönlünden geçmeyen Hakk nürlarını müşâhede ederler ve nür denizine gark olurlar. Böylelikle onlar, melekiyyet ve mülk elde ederler. (Heyâkil, 82

sâlik/sâlikün (sâlik li tariki'l-âhiret

Sâlik, ilmiyle değil, hâliyle makamları geçen kimsedir. Böylece ilmi ayn (gözle görme) hâline gelir. (Istılâh, 530

Meczüb, Hakk'ın kendisi için a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sectigi-ve/" seçtiği ve /a hizmetinde kullandığı, kudsiyet suyuyla yıkadığı kimsedir. Bunun için de a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/meczub/" meczüb /a , çalışma ve yorgunluk külfetine katlanmadan bütün makam ve mertebelere a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihsan/" ihsân /a ve hibe yoluyla erişmiştir. (Kâşânî, 77, Câmi’, 95

Zikrettiğimiz sâlikler çeşitli mertebelere göre dağılırlar: O'ndan O'na (sülük eden) sâlik, tecelliden tecelliye intikal eder. O'na, O'ndan ve O'nda sâlik olan, ilâhi isim husüsunda, bir ilâhi isimden (başka) bir ilâhi isme sülük eder. O'ndan, O'na, O'nda, O'nunla sâlik olan, bir ilâhi isimde, bir isimden, bir başka isme o isimle sülük eder. O'nda ve O'na değil, O'ndan sâlik olan, kâinâttan kâinâta Allah katından çıkar. O'nda ve O'ndan değil, fakat O'na sâlik olan, tıpkı Hz. Müsâ'nın set kaçması gibi, kâinâtta kâinâttan O'na kaçar. O'ndan, O'nda ve O'na doğru yürümeyen sâlik ise amel-i sâlih husüsunda a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâdan /a âhirete intikal eder, bunlar da ârif olmayan zühhâddır (zâhidlerdir). (Fütühât, II, 376

Tarikat yoluna giren kişi, Allah'a yönelmeye ve ondan başkalarından yüz çevirmeye devam ederse, bu onun için bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/meleke/" meleke /a hâline gelir. Bu durum, cismâni (fiziki) âlemden ayrılışın ilk adımıdır. Çünkü, cismâni âlem onun ilk yüz çevirdiği şeydir. Ondan yüz çevirmek bizzât ondan ayrılmaktır. Yaradılışın ortaya çıkışındaki tertib, âlemde yer alan büyük âlemlerin tertibiyle aynı değildir. Büyük âlemden ilk ayrılan şey toprak, sonra su, sonra hava, sonra ateştir. İnsan bu unsurlardan ayrılınca, rühuyla dünyâ semâsına girer

Şeyhimiz şöyle diyor: Allah Teâlâ isimlerinde bulunan isimlerimi bana göstermek için beni yükseltmeyi murâd a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiğinde /a , önce beni mekânımdan uzaklaştırdı. Ve beni imkân alanımda bulanan Burak'la yükseltti. Bütün unsurlarımla beni savurdu. Benimle dost olmaktan râzı olup olmadığını anlayamadım. Bana denildi ki, Allah'ın 5 1 9 1 4 10 961 1287 107 28 96.249313 topraktan 5 1 9 1 4 11 1082 1290 99 26 90.810150 yaratmış 4 1 9 1 5 0 130 1324 1052 29 -1 5 1 9 1 5 1 130 1324 80 28 96.638161 olduğu 5 1 9 1 5 2 222 1324 40 21 96.070190 asli 5 1 9 1 5 3 271 1324 66 21 96.559494 baban 5 1 9 1 5 4 349 1331 42 14 96.797234 onu 5 1 9 1 5 5 403 1324 57 21 90.841583 aldı. 5 1 9 1 5 6 472 1325 28 20 93.301453 Su 5 1 9 1 5 7 512 1324 124 21 86.701340 rüknünden 5 1 9 1 5 8 648 1324 146 28 92.206596 ayrıldığımda 5 1 9 1 5 9 806 1324 31 21 96.567085 bir 5 1 9 1 5 10 845 1331 94 21 96.528893 parçamı 5 1 9 1 5 11 949 1324 117 29 96.300102 kaybettim. 5 1 9 1 5 12 1080 1325 57 20 93.278976 Bana 5 1 9 1 5 13 1148 1324 34 21 91.909935 de- 4 1 9 1 6 0 131 1363 1050 29 -1 5 1 9 1 6 1 131 1363 53 21 91.490456 nildi 5 1 9 1 6 2 192 1363 28 25 96.894928 ki, 5 1 9 1 6 3 233 1364 46 20 84.552643 Sen 5 1 9 1 6 4 290 1363 55 21 96.372009 basit 5 1 9 1 6 5 355 1363 32 21 96.788612 bir 5 1 9 1 6 6 395 1363 68 21 96.812019 sudan 5 1 9 1 6 7 475 1363 73 24 93.303658 (meni) 5 1 9 1 6 8 558 1363 118 29 91.936676 yaratıldın. 5 1 9 1 6 9 689 1364 66 20 95.974449 Onun 5 1 9 1 6 10 767 1363 92 28 93.304749 basitliği 5 1 9 1 6 11 868 1363 102 21 92.205856 zilletidir. 5 1 9 1 6 12 984 1363 99 28 93.304497 Toprakla 5 1 9 1 6 13 1095 1363 86 26 92.815826 birleşti- 4 1 9 1 7 0 129 1402 1051 29 -1 5 1 9 1 7 1 129 1403 38 28 74.279121 ğin 5 1 9 1 7 2 181 1403 39 26 96.033348 için 5 1 9 1 7 3 233 1409 40 14 96.856857 onu 5 1 9 1 7 4 286 1402 47 21 96.372177 zelil 5 1 9 1 7 5 342 1402 82 21 72.679512 kıldın. 5 1 9 1 7 6 435 1402 89 21 96.290474 Bundan 5 1 9 1 7 7 536 1402 67 29 96.505020 dolayı 5 1 9 1 7 8 615 1402 69 21 96.430420 ondan 5 1 9 1 7 9 696 1402 95 28 96.450523 ayrıldım 5 1 9 1 7 10 803 1409 24 14 96.737213 ve 5 1 9 1 7 11 838 1402 78 21 96.108307 benden 5 1 9 1 7 12 929 1402 28 21 96.343376 iki 5 1 9 1 7 13 966 1409 63 21 96.449333 parça 5 1 9 1 7 14 1040 1402 53 21 96.449333 daha 5 1 9 1 7 15 1103 1402 77 21 96.457077 eksildi. 4 1 9 1 8 0 130 1439 1050 29 -1 5 1 9 1 8 1 130 1440 62 20 93.278343 Hava 5 1 9 1 8 2 204 1439 97 21 92.448288 rüknüne 5 1 9 1 8 3 312 1439 126 29 96.739166 geldiğimde 5 1 9 1 8 4 449 1439 79 28 93.223732 havaya 5 1 9 1 8 5 541 1439 121 26 91.499367 dönüştüm. 5 1 9 1 8 6 677 1440 20 20 95.808784 O 5 1 9 1 8 7 710 1439 80 23 92.304893 (Allah) 5 1 9 1 8 8 803 1439 58 25 96.776665 bana, 5 1 9 1 8 9 876 1440 68 20 0.000000 Hava 5 1 9 1 8 10 956 1439 59 24 50.617912 (rülı) 5 1 9 1 8 11 1028 1439 62 21 96.241837 sende 5 1 9 1 8 12 1102 1439 78 21 96.926750 benden 4 1 9 1 9 0 131 1477 1050 29 -1 5 1 9 1 9 1 131 1477 46 21 96.836555 olan 5 1 9 1 9 2 191 1477 77 28 34.417366 şeydir 5 1 9 1 9 3 279 1477 50 21 96.912971 dedi. 5 1 9 1 9 4 344 1478 29 20 96.856949 Bu 5 1 9 1 9 5 386 1477 53 21 96.464561 hava 5 1 9 1 9 6 450 1477 78 21 96.894897 benden 5 1 9 1 9 7 539 1477 115 29 96.009644 ayrılmadı. 5 1 9 1 9 8 670 1477 74 27 96.207390 Çünkü 5 1 9 1 9 9 759 1484 54 14 96.684372 onun 5 1 9 1 9 10 827 1477 61 21 96.370621 kendi 5 1 9 1 9 11 899 1477 93 28 96.689301 değerini 5 1 9 1 9 12 1003 1484 80 19 96.470734 aşması, 5 1 9 1 9 13 1097 1478 84 27 96.085632 ayağını 4 1 9 1 10 0 132 1515 450 29 -1 5 1 9 1 10 1 132 1515 119 21 92.578461 kiliminden 5 1 9 1 10 2 262 1515 91 28 96.510475 dışarıya 5 1 9 1 10 3 363 1518 100 18 96.511932 uzatması 5 1 9 1 10 4 472 1515 110 29 96.577866 gerekmez. 2 1 10 0 0 0 129 1571 1053 181 -1 3 1 10 1 0 0 129 1571 1053 181 -1 4 1 10 1 1 0 180 1571 1001 29 -1 5 1 10 1 1 1 180 1572 70 24 93.280701 Senin, 5 1 10 1 1 2 262 1571 92 29 86.713280 kimyânı 5 1 10 1 1 3 366 1571 64 21 96.459770 bozan 5 1 10 1 1 4 439 1571 78 29 96.774673 şeyden 5 1 10 1 1 5 528 1571 60 26 96.956322 başka 5 1 10 1 1 6 599 1571 32 21 96.646332 bir 5 1 10 1 1 7 640 1578 36 22 95.989220 şey 5 1 10 1 1 8 686 1572 85 20 96.249557 istemen 5 1 10 1 1 9 780 1571 86 29 96.280899 gerekir. 5 1 10 1 1 10 888 1572 10 20 96.280899 O 5 1 10 1 1 11 909 1571 71 24 96.357697 (hava) 5 1 10 1 1 12 991 1571 120 29 96.118713 olmasaydı, 5 1 10 1 1 13 1123 1578 12 14 91.424698 o 5 1 10 1 1 14 1147 1571 34 23 91.158768 fis- 4 1 10 1 2 0 131 1608 1051 29 -1 5 1 10 1 2 1 131 1611 67 18 92.846596 temen 5 1 10 1 2 2 208 1608 86 29 96.220230 gereken 5 1 10 1 2 3 305 1608 44 28 93.256454 şey) 5 1 10 1 2 4 362 1609 86 20 75.318237 mesnün 5 1 10 1 2 5 462 1608 111 26 30.004944 5 1 10 1 2 8 762 1608 68 21 96.366562 hâline 5 1 10 1 2 9 840 1608 105 29 96.813721 gelmezdi. 5 1 10 1 2 10 959 1609 42 20 93.283569 Ben 5 1 10 1 2 11 1012 1608 91 28 90.665634 mâhiyet 5 1 10 1 2 12 1113 1608 69 21 96.648056 olarak 4 1 10 1 3 0 130 1646 1048 29 -1 5 1 10 1 3 1 130 1647 98 24 92.390198 temizim, 5 1 10 1 3 2 242 1646 64 24 53.900139 lama) 5 1 10 1 3 3 317 1646 178 29 89.906921 etrafımdakilerle 5 1 10 1 3 4 506 1646 163 28 23.981461 dostluğundan 5 1 10 1 3 5 681 1646 68 28 96.715927 dolayı 5 1 10 1 3 6 761 1647 61 20 96.135597 temiz 5 1 10 1 3 7 832 1646 90 28 96.627441 değilim. 5 1 10 1 3 8 936 1647 67 20 96.335274 Onun 5 1 10 1 3 9 1016 1646 117 29 76.379074 5 1 10 1 4 2 241 1684 97 28 96.185287 dostluğu 5 1 10 1 4 3 349 1691 23 14 96.185287 ve 5 1 10 1 4 4 381 1684 127 28 96.022774 komşuluğu 5 1 10 1 4 5 518 1684 46 21 96.278801 beni 5 1 10 1 4 6 572 1684 75 28 93.298752 pisliğe 5 1 10 1 4 7 655 1684 136 26 92.111893 bulaştırınca 5 1 10 1 4 8 800 1684 78 21 96.331543 denildi 5 1 10 1 4 9 885 1684 27 25 96.698013 ki, 5 1 10 1 4 10 925 1684 69 21 86.044350 Onda 5 1 10 1 4 11 1003 1684 96 26 96.562134 beklemiş 5 1 10 1 4 12 1109 1691 73 20 95.479515 çamur 4 1 10 1 5 0 129 1723 1051 29 -1 5 1 10 1 5 1 129 1730 43 18 96.429306 var, 5 1 10 1 5 2 187 1724 83 20 96.816849 üzerine 5 1 10 1 5 3 282 1723 20 23 81.958687 fo 5 1 10 1 5 4 315 1723 111 27 96.208878 çamurun) 5 1 10 1 5 5 438 1723 70 28 96.658157 pisliği 5 1 10 1 5 6 521 1723 91 26 59.594112 bulaştı. 5 1 10 1 5 7 624 1723 76 27 96.316719 Çünkü 5 1 10 1 5 8 711 1730 12 14 95.041359 o 5 1 10 1 5 9 735 1723 86 27 67.642899 5 1 10 1 5 11 935 1723 165 29 91.835022 vasıflanmıştır. 5 1 10 1 5 12 1115 1724 65 20 96.896690 Sonra

sâlik/sâlikün O, beni dönüştüren varlık, beni koku alabilen bir mizâca dönüştürdü. Ona dedim ki, 'Neden onu yanında alıkoyuyorsun? Şöyle dedi: Senin bozulman ve toprağınla suyunla beraber bulunması sebebiyle kendisine bulaşan bu pislikten temizlenmesi için onu yanımda bıraktım.'

Ateş rüknüne ulaştığınıda denildi ki, Fehhâr (kuru çamur) geldi. Ve denildi ki, Ona gönderildi mi? Evet' dedi. Kiminle? dedi, Cibril-i cebr ile ki, onunla beraber yolculuk yapmaya ve çocuklarından ayrılmaya mecbürdur. Dedi ki: 'Doğuşu esnâsında benden onda bir parça vardır. Onu o parçayla beraber bırakmıyorum. Çünkü o, meleki ve iktidari olanın ortaya çıktığı makama vasıl oldu. Böylece tasarrufum tek başına kaldı ve birinci semâya geçtim. Benimle beraber, bedeni doğuşundan güvenilecek ve nazar edilecek hiçbir şey kalmadı. Şeyhin sözü burada sona erdi. (İşte bu mirâc, mirâc-ı tahlildir (tahlil mürâcıdır

Şeyhin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a ettiği gibi, bedeni doğuş orada erir ve dağılır. Nasıl ki, terkibi (bileşimi) onun şuüru a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbetin/" nisbetinde /a olduysa, inhilâli de fayrışması da) ancak sâlikin şuüruna nisbetledir. (Esfâr, 148

Sâlik, Allah'a yürüyen ve seyr hâlinde bulunduğu sürece müridle müntehi (vâsıl olan) arasında mutavassıt olan (orta bir yerde duran) kimsedir. (Kâşânî, 99; Câmi’, 85

Sâlik, kendisi için terbiye münâsib olan, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/gayret/" gayret /a yolu öğretilen, tarikatın hâlleri gösterilen ve haber verilen, tâbi olduğu kimseyle birlikte bazı mânileri aşan kimsedir. Bu yollar arasında, dostlarla, arkadaşlarla ve bedeni ve nefsâni riyâzet yolunda olanlarla bir olmak yer alır. Bu, önce dünyâdan kaçmak ve âhireti istemek, sonra amel denizine dalmak ve bedeni ve nefsâni riyâzeti ısrârla sürdürmekle mümkündür. Bu, gayret etmekle ulaşılabilecek hedeflerden biridir. Mürşid, yola sevkeden şeylerin anahtarlarını üstlenir. Bunlar ise halvet, samt, açlık ve uykusuzluktur. (Ravza, 470

Sâlikünun (sâliklerin) a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/bidayet/" bidâyeti /a , ilmi olarak a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/islam/" islâm /a , nihâyeti ise ameli olarak ihsân makamını gerçekleştirmektir. Sâlik amelini riyâ gibi (âfetlerden) arındırarak, sadece uğruna amel edilecek varlık için yaptığında islâm makamını gerçekleştirmiş olur. Amelini iddiâlardan arındırdığında fmân, ikilik düşüncesinden sıyrıldığında (yani Rabb'ini görüp kendisini görmekten gaib olduğunda) ise ihsân makamına ulaşmış olur. (Ravza, 617

Sâlik li tariki'l-âhiret (âhiret yoluna sülük eden kişi), şu altı hâlden hâli değildir: O, ya âbid, ya âlim ya müteallim (öğrenen), ya vâli, ya muhterif, ya da sadece O'nunla meşgul olarak Allah'ın mehabbetiyle müstağrak olur. (Kudâme, 56

İlimle bir makamdan diğerine, bir isimden diğerine, bir tecelliden diğerine ve bir nefsten diğerine intikal edilir. Sâlik ve sâlikler, seyr-i sülükları husüsunda dört kısma ayrılırlar: Rabb'iyle sülük eden sâlik, nefsiyle sülük eden sâlik, hepsiyle sâlik/sâlikün

sülük eden sâlik ve sâlik olmayan sâlik. Sülük, sâlikin niyetine ve Allah'ı bilmedeki mertebesine göre farklı farklıdır

Rabb'iyle sülük eden sâlik, Hakk'ın, gözü, kulağı ve bütün kuvvetleri olduğu kimsedir

Nefsiyle sülük eden sâlik, Rabb'ine başlangıçta farzlarla ve hayırlı nafilelerle yaklaşan kimsedir. Bu ilâhi haberi işitmiş ve ona inanmış olsalar bile, bunlardan bir zevk elde edememişlerdir. Böylece (bu ibâdetlere devam etmekle) Hakk onların kuvvetleri hâline gelir. İşte bu tür kimseler bütün sülük mertebelerinde nefsleriyle sâlik olurlar

Hepsiyle sâlik olan, Hakk'ın gözü ve kulağı olmasını tattıktan ve ilk olarak bir tâyine göre kendisini görmeden nefsiyle sülükunu bildikten sonra sülük eden kimsedir. Bu kişi Hakk'ın, kendisinin işitme hissi olduğunu, işitenin var olmasının, işitme hissi sayesinde mümkün olabildiğini, işitme hissinin kendisi olmadığını bilince, böylece kalbin sâbit olduğunu görüp işitmenin gerçek sâhibini müşâhede edince, nefsinin ve gözünün Allah'la işiten, Allah'la konuşan, Allah'la hareket eden, Allah'la duran, sülük ve intikalle muhâtab olan bir varlık olduğunu anlar, böylece bunların hepsiyle beraber sülük eder

Dördüncü kısım olan, sâlik olmayan sâlik ise, Hakk, nefsinin sıfatı olmadıkça, kendisini müstakil olarak sülüka ehil görmeyen ve mükellefin nefsi mevcüd olmadıkça, sülük vasfı müstakil hâle gelemeyen kimsedir. Bu sıfat, nefsin mahalli gibidir, onun hepsiyle sâlik olduğunu tasdik eder. Sâlik için hepsiyle sülük ortaya çıktığında, bu sülük da zuhür eder. Sâlikin mazhariyetinin aynı bulunan bir vücüdu yoktur. Zâhir de mazhariyetin istidâdının hükmüyle sınırlıdır. Hakk'ı şöyle derken görür: Sen atmadın, lâkin Allah attı Enfâl, 8/17) Nefsiyle alâkalı olarak bu ilme vâkıf a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/olan-kimse/" olan kimse /a , kendisinin sâlik olmayan sâlik olduğuna anlar. (Esfâr, 40

O'ndan O'na (sülük eden) sâlik, tecelliye intikal eder. Sâlikler arasında bulunan, O'na, O'ndan ve O'nda sâlik olanlar, ilâhi isim husüsunda, bir ilâhi isimden (başka) bir ilâhi isme sülük ederler. Yine onlardan, O'nda ve O'na değil, O'ndan sâlik olanlar, kâinâttan kâinâta Allah katından çıkarlar. Onlardan, O'nda ve O'ndan değil, fakat O'na sâlik olanlar, tıpkı Hz. Müsâ'nın 9 kaçması gibi, kâinâttayken kâinâttan O'na kaçarlar. Yine onlardan, O'ndan, O'nda ve O'na doğru yürümeyen sâlikler ise, zâhiri ameller husüsunda dünyâdan âhirete intikal eder, bunlar da zâhiddir. (Esfâr, 41

Sâlik, ilk olarak âlem-i hisse (duyu âlemine), sonra âlem-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal/" hayâle /a (hayâl âlemine), ardından âlem-i ervâha frühlar âlemine), son olarak da âlem-i sıfâta (sıfatlar âlemine) girer. (Esfâr, 129

Sâlik (tarikat yoluna giren kişi), Allah'a yönelmeye ve ondan başkalarından sâlik/sâlikün yüz çevirmeye devam ederse, bu onun için bir meleke hâline gelir. Bu durum, cis