Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

şatmadığı mütesâkirin (Tasavvuf Sözlüğü)

hâli böyledir. Bu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a süfideki şuür hâlinin bulunması mümkündür Bazen de sekr hâli, gaybet a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halinden/" hâlinden /a daha kuvvetli olur. Nadiren de olsa …

hâli böyledir. Bu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a süfideki şuür hâlinin bulunması mümkündür

Bazen de sekr hâli, gaybet a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halinden/" hâlinden /a daha kuvvetli olur. Nadiren de olsa sekr sâhibinin sekri kuvvetli olduğunda gaybet sâhibinden daha güçlü olur. Yine gaybet a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a de gaybetinde sekr sâhibinden daha mükemmel olabilir. Sekre gelmiş gibi göründüğü hâlde gelmemiş olan mütesâkire a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbetle /a gaybet sâhibinın vaziyeti budur. Rağbet ve rehbetin (arzu ve endişenin) ve havf ve recânın (korku ve ümidin) icâbı olarak kalbe hâkim olan hâller sebebiyle, gaybet ibâdet sâhibleri; sekr ise sadece vecd sâhibleri için söz konusudur. Kula cemâl vasfı ile keşf açılınca sekr hasıl olur, rüh iştiyâk duyar, kalb aşka tutulur, aşkın mânâsını tam olarak yerine getirir. (Kuşeyri, 41

İnsan sekrin, fenâya sahvdan daha yakın olduğunu düşünebilir. Ama bu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/muhal/" muhâldir /a . Çünkü sekr, sahv üzerine zâid sahva eklenen) bir sıfattır. Kulun vasıfları faslı bırakıp da) ziyâdeye yöneldikçe, gafil olur. Noksana yönelirse, tâlibler (isteyenler) için bu hâl husüsunda ümidleri olur. Bu, onların sahv ve sekrdeki hâllerinin nihâyetidir. (Hücvîrî, 223

Sekr iki türlüdür: Biri meveddet (sevgi) şarabı, diğeri ise a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mehabbet/" mehabbet /a kadehidir. Birincisi nimete nazar etmekten neş'et eder. İlletli olmayan ikincisi ise (nimete değil), Mun'im'e (nimeti verene) nazar etmekten doğar. Nimete bakan nimeti a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a görür ve dolayısıyla kendinden beşke bir şey görmez. Mun'im'e bakansa Mun'im'i görür, kendisine bakmaz bile. Bu sebeble sekrine rağmen onun sekri hakiki sahvdır

Sahv iki türlüdür: Biri sahv-ı gaflet (gafletten ayılma), diğeri ise sahv-ı mehabbettir (mehabetten ayılmadır). Gafletten ayılma, en büyük ve en kalın perde, mehabbetten ayılma ise en açık keşftir. Gafletle beraber bulunan bir şey sahv olsa bile sekrdir , mehabbetle beraber bulunan şey de sekr olsa bile sahvdır (Allah'a duyulan sevgi sarhoşluk verse bile bu gerçekte uyanıklıktır). Temel sağlam olursa, sahv sekr gibi, sekr de sahv gibi olur. Bu ikisi (sağlam) bir temele (şeriata) dayanmazsa fayda vermezler. (Hücvîrî, 223-224

Allah Teâlâ, Kelimullah ve onun hâ884 sekr-sahv

lini anlatarak buyurmuştur ki: Dedi ki: Rabb'im (kendini) bana göster, sana nazar edeyim. Ârâf, 7/143

Bu babda sekr, kendisiyle neşe hâline hâkim olmanın ortadan kalkmasına a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a eden bir isimdir. Bu bilhassa muhibblerin (sevenlerin) makamlarındandır. Bu makamı fenânın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikati /a kabül etmez, ilim mertebeleri de ona ulaşamaz

Sekrin üç alâmeti vardır: Tâzim devâm a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a hâlde, haberle meşgul olmaktan sıkılmak, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/temekkun/" temekkün /a devâm ettiği hâlde şevkin derinliğine dalmak, coşkun bir sabırla sürür denizinde gark olmak

Bunun ötesinde, sekr ismini cehâlete ya da a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/heyeman/" heyemân /a (coşkulu sevgi) ismini cevr cefâya çeviren a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayret/" hayret /a vardır (bunları sekr olarak adlandırmak doğru değildir). Bunların dışında kalan hırs sekri, cehâlet sekri, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehvet/" şehvet /a sekri gibi şeylerin tamamı ise basiretlerle tenâkuz eder (bunlar sekrin menfi mânâlarının misâlleri olup a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tasavvuf/" tasavvufi /a basiretlere aykırıdır

Allah Teâlâ buyurmuştur ki: Kalblerinden a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dehset/" dehşet /a giderildiği zaman, (o şefâat bekleyenler şefâat edecek olanlara) Rabb'iniz ne buyurdu? diye sorarlar, onlar da Hakkı diye cevâb verirler. (Sebe, 34/23

Sahv, sekrin üstündedir, bast makamına münâsibdir. Sahv, beklemekten müstağni, talebe ihtiyacı ortadan kaldıran, zorluklardan arınmış olan bir makamdır. Sekr ancak Hakk'tadır, sahv ise ancak Hakk'ladır

(Sahv gibi) hakikatin özünde bulunan hiçbir şey hayretten (şaşkınlıktan) hâli olamaz. Bu hayret, şübheden doğan hayret değil, aksine izzet nürlarının müşâhede edilmesindeki hayrettir. Hakk ile olan hiçbir şey sıhhatten hâli değildir. Hiçbir noksanlık onu zedeleyemez, hiçbir illet de ona ârız olamaz. Sahv, hayat menzillerinden, cem vâdilerinden ve vücüd pırıltılarındandır. (Menâzil, 42

Ârifler, hakikat semâsına yükseldikten sonra vucüdu (varlığı) sadece Vâhid-i Hakk (Gerçek Bir) gördükleri husüsunda ittifâk etmişlerdir. Ancak onlar içinde bu hâle irfâni ve ilmi olarak a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib-olan/" sâhib olan /a kimseler vardır

Yine onlar içinde, bu hâli bir zevk hâli olarak yaşayanlar bulunur. Bunların na