Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

savâmi'-i zikr (Tasavvuf Sözlüğü)

Savâmi-i zikr, zikir ehlini, zikrettiği şeyin dışında kalan şeylerden koruyan ve bütün himmetini zikredilen üzerinde toplamasını sağlayan hâl ve makamlardır. (Kâşânî, 141; Câmi’, 88 (Ayrıca bk. zikr/ezkâr savârif ! ,e ) …

Savâmi-i zikr, zikir ehlini, zikrettiği şeyin dışında kalan şeylerden koruyan ve bütün himmetini zikredilen üzerinde toplamasını sağlayan hâl ve makamlardır. (Kâşânî, 141; Câmi’, 88

(Ayrıca bk. zikr/ezkâr

savârif ! ,e ) (kusür; taksir

Savârif (engeller ve yoldan alıkoyanlar), kusür veya taksirdir. Kusür; (sülüka) mâni olan bir hastalık ve nefsin, ailenin ve bakmakla yükümlü olduklarının maişetini temin etmek için zaruri bir meşguliyettir. Böyle bir kimse mâzür sayılır ve bundan dolayı kınanmaz. Ancak bu kimse a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâlin /a zirvesinden mahrüm kalır. Kişinin bu engelleri ortadan kaldırmak için Allah Teâlâ'ya iltica etmekten başka devâsı yoktur

Taksir ise cehâlet ve galib a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehvet/" şehvet /a olmak üzere ikiye ayrılır. Cehâlet, âhiretle alâkalı hayırları, onların değerlerini ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a malının âhirete a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbetle /a basit ve değersiz olduğunu bilmemektir

Cehâletin iki derecesi vardır: Birincisi gafletten ve uyarıcı bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mursid/" mürşide /a rastlayamamaktan kaynaklanır. Bunun tedâvisi kolaydır. Bunun için her bölgede halkı gafletlerinden uyandıracak ve dünyâdan âhirete yönlendirecek âlim ve vâizlerin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/savlet/" savlet /a bulunması gereklidir. Yalnız, zamanımızdaki pek çok vâizin yaptığı gibi değil. Çünkü (vâizlerin bu tarzı) halkı günâhlara karşı cesaretlendirmiş ve dinin gözlerinde basit görülmesine yol açmıştır

Cehâletin ikinci derecesi, mutluluğun dünyevi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/lezzetler/" lezzetlerde /a , ellerinde olan başkanlıkta olduğuna, âhiretin aslı olmadığına ya da -bu durum ameli nasıl olursa olsun her a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mu-min/" mü'min /a için geçerlidir- amele gerek olmadan) yalnızca imân etmenin yeteceğine veya Allah'ın Kerim ve Rahim olmasından dolayı affının kendisini kurtaracağına, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a âsilerin isyânı türünden bir noksan bulunmadığına, noksanlarının da kendilerine merhamet edilmesine engel teşkil etmeyeceğine olan inançlarıdır. (Mizân, 82