Seferin sefer olarak adlandırılması kişilerin huylarını ortaya çıkarması sebebiyledir. (Lumıa , 252
Sefer iki kısma ayrılır: Bedenle sefer, bir bölgeden bir bölgeye intikal etmektir. Kalble sefer ise, bir sıfattan diğerine yükselmektir. Bedeniyle sefer eden binlerce kişi görürsün, ancak kalbiyle sefer edenler çok azdır
Ruveym'e sefer âdâbı hakkında soru sorulunca şöyle cevâb vermiştir: Sefer, düşüncenin, attığın adımı geçmemesidir, kalbin durduğu yerin konak yeri olmasıdır. (Kuşeyri, 142
Seferden maksad, öncelikle ülfet edilen şeylerden uzaklaşmak, nefsin alıştığı ve nefsin bildiği şeylerden sıyrılmak, güvendiği ve dayandığı şeyleri ortadan kaldırıp, dostlardan, aileden ve vatandan uzaklaşma acılığını tattırarak nefse yüklenmektir. Sevdiklerinden ve alışkanlıklarından, Allah katındaki ecrini düşünürek hoşlandığı şeylerden uzak kalmaya sabreden kimse, büyük bir fazilete nâil olur... ...Seferden maksad, nefsin inceliklerini çözmek, benlik ve iddiâlarını meydana çıkarmaktır. Çünkü sefer olmadan bunların ortaya çıkması hemen hemen imkânsızdır. Sefere sefer denilmesinin sebebi, huyları ortaya çıkarmasıdır. Hastalığa vâkıf olununca tedâvisine başvurulur
Sefer, mübtedinin (mânevi yola giren kimsenin) nefsinde namaz, oruç, teheccüd ve benzeri nafile ibâdetler kadar te'sirli olur. Nafile ibâdetle meşgul a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/olan-kimse/" olan kimse /a , gaflet mevzilerinden Allah Teâlâ'ya yakınlık mevkilerine doğru a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/seyahat/" seyahat /a eden ve yol alan kimse demektir. Müsâfir (gerçek mânâda sefer eden), Allah Teâlâ a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sefer-i-fitri/" sefer-i fıtri /a için a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhib /a olduğu güzel niyetle, hevâsına muhâlefet, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a lezzetlerinden hicret ve Allah'a doğru sefer a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a mesafeler katedip susuz çölleri aşar
Seferden maksad, eskiye ait ibret ve eserleri görmek, tefekküre konu olacak şeylere ibretle bakmak, yeryüzünü, dağları ve insanların ayak bastığı bölgeleri iyice incelemek, cemâdâtın tesbihine kulak vermek, etraftaki varlıkların a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/lisan/" lisân /a -ı hâl ile söylediklerini anlamaktır. İbret ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâretlerin /a görülmesiyle a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/yakaza/" yakaza /a (uyanıklık hâli) tazelenir. Gezilip görülen yerlerin mütâlaası delil ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahid/" şâhidlerin /a artmasına yardımcı olur
Sefer kalble yolculuktan ibârettir. Çünkü Hakk Teâlâ'ya teveccüh husüsundaki yolculuk zikirle başlar. (Istılâh, 530
Sefer, müsâfirin (sefer edenin) hâlidir. Tarik, içinde yürünen yoldur. Bu yol, muâmelât, makamlar, hâller ve mârifetler sayesinde aşılır. Çünkü (sefer), şunlara bağlıdır: Mârifetler, hâller ve müsâfirin (yolcunun) ahlâkından sefer etmesi, âlemin mertebeleri, isimlerin mertebeleri ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikatler /a . Bu sebeble sefer kalbe müstehaktır (kalble yapılır). (Fütühât, II, 378
Sefer, kalbin Hakk'a yönelmesidir. Sefer dört çeşittir: Birincisi seyr a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilallah/" ilallahtır /a (Allah'a doğru seyrdir). Bu, nefsin mertebelerinden ufk-i mübine (apaçık ufka) vuslattır (nefsin tüm bulanıklıklarından kurtulmaktır). Kalb makamının sonu, esmâi (isimlerle alâkalı) tecellilerinin başıdır
İkincisi seyr fillâhtır (Allah'ta seyrdir). O'nun sıfatlarıyla muttasıf olma, ufk-i âlâda fen yüksek ufukta) O'nun isimlerinin tahakkuk etmesidir. Bu, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahadiyyet/" ahadiyyet /a mertebesinin sonudur
Üçüncüsü ayn-ı cem ve ahadiyyet mertebesine yükseliştir. Bu, isneyniyyet (ikilik) makamının ötesindeki a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kabe-kavseyn/" kâbe kavseyn /a makamıdır. Yükseldiğinde makam olur, düştüğünde ise velâyetin nihâyetidir
Dördüncüsü ise a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâle /a ermek için seyr billâh anillâh'tır (Allah'tan Allah ile seyrdir). Bu, fenâdan sonraki beka; cem'den sonraki fark makamıdır. (Kâşânî, 103; Câmi’, 86
Sefer, kendisinden kaçılan şeyden kurtulmaya bir vesile veya arzu edilen şeye kavuşmaktır. Sefer iki türlüdür: Bedenle vatandan sefer ve kalble esfel-i safilinden göklerin melekütuna sefer. Bu en yüce seferdir. Doğumunun ardından büyüdüğü hâl içinde kalanlar babalarını a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/taklid/" taklid /a ile kemikleşmiş, noksan derecede kalmış, noksanlık mertebesine kanâat edenler, yeryüzünü genişletmeyi göklere tercih etmişlerdir. Oysa yeryüzü zindan karanlığı ve hapis darlığıdır. (Kudâme, 116
