Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

şehvet (Tasavvuf Sözlüğü)

Açlık nür, tokluk nârdır (ateştir). Şehvetse odun gibidir, yangina sebeb olur. O öyle bir yangındır ki sâhibini yakana kadar onu söndüremezsin. (Kuşeyri, 73 Lezzet, iştah duyulan ve arzu edilen şeyi idrâk etmekten …

Açlık nür, tokluk nârdır (ateştir). Şehvetse odun gibidir, yangina sebeb olur. O öyle bir yangındır ki sâhibini yakana kadar onu söndüremezsin. (Kuşeyri, 73

Lezzet, iştah duyulan ve arzu edilen şeyi idrâk etmekten ibârettir. Şehvet, tüm canlılarda ortak olması cihetiyle gerek aklen ve gerekse bedenen, bazı canlılarda ise yalnızca bedenen olmak üzere arzu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a şeye erişmek için nefsin şevke gelmesidir. (Mizân, 92

Şehvet iki türlüdür: Şehvet-i ârızi; tâbi olmanın yasaklandığı yalancı şehvettir. Bir gün ona faydası dokunursa da, akıllı bir kişinin âdet hâline getirerek, dönmemek üzere ona tâbi olması yakışık almaz. Çünkü (geri dönınediği takdirde, o şehvette bulunan) ârızlar, akıllı kişiyi te'sir altına alabilir

Diğeriyse şehvet-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/zatiyye/" zâtiyyedir /a . Buna tâbi olmak gerekir. Tabiatının yumuşaklığından dolayı, bu şehvette mizâcının ıslâhi mümkün olabilir. Mizâcının ıslâhında kendi kurtuluşu, dininin ıslâhında ise saadeti vardır. Ancak ona Şâri'in koyduğu ilâhi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mizan/" mizânla /a tâbi olur. Bu öğretilen şeriatın hükmüdür. Şeriatta a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ruhsat/" ruhsat /a ve azimet