ünsiyet kurar; (O'nunla) ünsiyet kuran (O'nun sevgisiyle) coşar; (O'nun sevgisiyle) coşan kimse (O'nu) özler; (O'nu) özleyen kimse çılgına döner; çılgına dönen kişiyle alay edilir; alaya muhâtab olan (O'na) vâsıl olur (ulaşır); (O'na) vâsıl olan (O'nunla) bir olur; (O'nunla) birleşen (O'nu) tanır; (O'nu) tanıyan (O'na) yaklaşır; (O'na) yaklaşan ise asla istirahat etmez, onu hüzün şimşekleri çevirir.
Başlangıçta dört şeyde yanıldım: Sandım ki, O'nu zikreden, tanıyan, seven ve isteyen benim. (Yolun) sonuna varınca gördüm muhibb
ki, O'nun zikri benim zikrimi, O'nun mârifeti benim mârifetimi, O'nun a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mehabbet/" mehabbeti /a benim mehabbetimden, O'nun istemesi benim istememden önceymiş
Muhib (seven) için, makam ehline göre hiçbir şey sayılmayan birbirinden a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/siddet/" şiddetli /a yedi korku vardır. Birincisi, yüz çevirme korkusudur. Ondan daha büyüğü
