Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 3, 2026

Şeyhimiz Muhammed Haşimî (Tasavvuf Sözlüğü)

Bu bahsin sonunda buraya kadar anlattığımız ruhî manaları ve Rabbanî hakikatleri bu değerli ülkeye getiren ve onu canlı bir misal olarak ortaya koyan şeyhimiz, büyük terbiyeci, arifi billah, mürşid, efendim Muhammed …

Bu bahsin sonunda buraya kadar anlattığımız ruhî manaları ve Rabbanî hakikatleri bu değerli ülkeye getiren ve onu canlı bir misal olarak ortaya koyan şeyhimiz, büyük terbiyeci, arifi billah, mürşid, efendim Muhammed Hâşimî ( rahmetullâhi aleyh )’nin faziletini anmak beni mutlu edecektir. Zaten bunları müridlerinin ve talebelerinin ruhları bize anlatıyor, zikrullahla ve hakiki ibadetle dolu olan hayatları da bize şahitlik ediyor. Nitekim Saadat-ü Ulemanın büyüklerinden olan çağdaşları da buna şahitlik ediyor. Bunun için kitabımı onun hoş hâtırası ve güzel hayatından bir nebze anlatmakla bitiriyorum.

Doğumu: Saygıdeğer üstad, büyük mürşid, efendim Muhammed Hâşimî ( rahmetullâhi aleyh ) iki salih ana-babadan dünyaya geldi. Bunların her ikisi de Peygamberin ehl-i beytinden olup Hasan b. Ali ( radıyallâhu anhuma )’ye mensupturlar. Şeyh hazretleri Cezayir’in en ünlü şehri olan Tilmisan’a bağlı Sebte şehrinde hicri 1298, 22 Şevval cumartesi günü dünyaya geldi. Babası o şehrin ulemasından olup o şehrin kadısı idi. Vefat ettiğinde geride küçük çocuklar bıraktı, şeyh bunların en büyükleri idi.

Şeyh bir süre ulema meclisine devam etti. İlmini arttırmak için onların yolunda ciddi ve düzenli bir şekilde çalıştı. Sonra Cezayir halkının

ulema

meclisinde

bulunmasına

engel

olan

Fransız sömürgesinden kaçarak şeyhi Muhammed b. Yellis ile Şam’a hicret etti. Hicretleri esnasında, hicri 1329, 20 Ramazan’da Tanca, Marsilya yoluyla Şam’a gelmişlerdir. Şam’da ancak birkaç gün kaldılar. Sonra Türkiyeye gelip Adana’da ikamet etti, şeyhi İbn-i Yellis ise Şam’da kaldı. Şeyh hazretleri iki sene sonra tekrar Şam’a döndü, şeyhi İbn-i Yellis ile buluştu ve onun sohbetlerine devam etti.

Şeyhi Muhammed Yellis onda ilim, marifet, iyilik severlilik ve öğrenciler arasında hizmet üstünlüğünü görünce, vird için genel izin verdi. Büyük mürşid Ahmed b. Mustafa Alevî, Cezayir’den Hac için Şam’a geldiğinde, şeyhi Muhammed bin Yellis’in vefatı nedeni ile kendisine hususi izin (ismi azam-ı telkin etmek ve umumi irşad) verdi.

Hayatı ve ahlâkı: Şeyh ( rahmetullâhi aleyh ) hazretleri, Peygamber ( sallallâhu aleyhi ve sellem )’in ahlâkı ile ahlâklanmıştır. Bütün sözlerinde, hallerinde, ahlâk ve fiillerinde Peygamberimize tâbi idi. Resulullah ( sallallâhu aleyhi ve sellem )’dan tam verâset almıştır. Kendileri mütevazi olup bununla meşhur olmuştur. Asrının büyükleri arasında tevazuda onu geçen olmamıştır.

Davet ve irşad faliyetleri: Evi ulema, öğrenci ve ziyaretçilerin kıblesi gibiydi. Onlarla karşılaşmaktan sıkılmazdı. Vücûdu zayıf olmasına rağmen, mescitlerde ve evlerde kurulan ilim ve zikir meclislerine intizamlı bir şekilde devam ederdi. Kendisinden istifade edenlere davet ve irşad izni verirdi. Şeyhin manevi gücü, Şam, Halep, Suriye’nin bütün şehirleri ve İslâm ülkelerinin her tarafına yayıldı.

Eserleri: “ Miftahü’l Cenneh” “ el Bahsü’l Cami vel Berku’l Lami” “Eddürretü’l Behiyye” “El Ecvibetü’l Aşera” “Şerh-ü Nazmi Akîdet-i Ehli Sünneh” ve diğerleri…

Birçok ulema Şeyh Hâşimî hazretlerinden tasavvuf dersi aldılar, sayılarını ancak Allah bilir. Hayatını eğitim, cihad ve insanları terbiye etmekle geçirir, bundan hiç usanmazdı. Sözleri, amelleri ve halleri ile Resulullah ( sallallâhu aleyhi ve sellem )’ın şerîatında müstakimdi. Ömrünün sonunda: “Kitap ve sünnetten ayrılmayın” diye vasiyet etmiştir. Bu durum onun Resulullah ( sallallâhu aleyhi ve sellem )’ın verâsetine ne kadar sadık olduğuna şahitlik eder.

Büyük şeyh hicri 1381 senesinin Receb ayının 12. salı günü, miladi 19 Aralık 1961 senesinde vefat etti.

(Biz, okuyuculara usanç vermemek ve kitabı genişletmemek için şeyh efendinin hayatını kısa olarak yazdık, daha fazlasını arzu edenler arapça aslına müracaat etsinler. Mütercim)