Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

şiddetiyle tahvif (Tasavvuf Sözlüğü)

ve sevâbın büyüklüğünü ümid etmekle dedi. Korkutmaya nasıl ulaşılır? diye sordum, şöyle cevâb verdi: Âkıbeti hatırlayıp düşünmekle olur. Çünkü Allah Teâlâ bilir ki, kendisi bu kula gaib olduğundan, korkutmuş ve …

ve sevâbın büyüklüğünü ümid etmekle dedi. Korkutmaya nasıl ulaşılır? diye sordum, şöyle cevâb verdi:

Âkıbeti hatırlayıp düşünmekle olur. Çünkü Allah Teâlâ bilir ki, kendisi bu kula gaib olduğundan, korkutmuş ve ümidlendirmiş olduğu konuda, o kul zikir (hatırlamak) ve fikirden (düşünmekten) başka bir yolla korkmaz ve ümidlenmez. Gayb, gözle değil, yakin hakikatlerine (ermiş olan) kalble görülür. Kul gaflete dalıp a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a işlerine meyledince, âhiretle arasına perde girer ve ne korkar, ne de ümid eder. Bu iki ilke (korku ve ümid) sadece dilinde kalır. Bu, Allah'ın hoşuna gitmeyen davranışlardan uzaklaştıran ve kendisine zehir eden bir havf olmadığı gibi, nefsinin hoşlanmadığı şeyleri, Allah'ın dilediği şekilde yapmaya kendini zorlayacak bir recâ da olamaz. Nefsin hevâsının te'sirinin devam a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a işlerde de (recâ) olmaz (bu gerçek recâ değildir). Allah'ın murâdına uygun bir havf ve recâ, yine ancak O'nun lütüf ve keremiyle; zikir, fikir, tenbih (uyarma), Allah'ın âhiretteki havf-recâ'