Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

sıddikıyyet (Tasavvuf Sözlüğü)

Sıddikiyyetin kaç kısmı vardır? Cevabı: Sıddikin tasdik etmesi gereken imânın şübelerinin sayısı gibi yetmiş küsur kısmı vardır. Sıddikıyyet sadece ittibâdır (uymaktır). Şeriat a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi …

Sıddikiyyetin kaç kısmı vardır? Cevabı: Sıddikin tasdik etmesi gereken imânın şübelerinin sayısı gibi yetmiş küsur kısmı vardır. Sıddikıyyet sadece ittibâdır (uymaktır). Şeriat a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a peygamberler, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/fetret/" fetret /a devirlerinde yaşayan ve şeriat sâhibi olmayan veli peygamberlerden farklı olarak sıddıktırlar. Çünkü bu makamda peygamberler şeriatı, sadece kalblerine inzâl olunan rühtan alırlar. Bu tenzil, ilmi değil, haberi tenzildir. 900 sıdk

Bunu sadece imân nüruyla keşfederler. İşte onlar kendilerine inen rühlardan dolayı sıddiktirler

Yine bunun gibi, Hakk'ın varlığından aldığı şeyi, Allah'tan bu ilka ile alan herkes, onu tecelli türünden değil, ancak imânla ve onun nüruyla alır. Tecelli, imânın verdiği şeyi vermez. Tecelli, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mu-min/" mü'min /a olması yönüyle değil, ancak aklın nüruyla verir. Belirttiğimiz gibi sıddikıyyetin kısımları bunlardan ibâret değildir. Çünkü o, Allah'ın haber ilettiği kimselere verdiği şeyi bilmez. Sıddikıyyetin anlaşılabilen kısımları, ilâhi haberlerde vârid olan şeylerdir. Bu haberlere inanmak, bu işleri sadece Allah'a hasrederek tâyin etmekle elde edilen bir yakınlıktır. Bu da, sâdık ismiyle alâkalıdır. Bu gereklidir, Allah'a giden yollar böyle düşünülebilir. Şübhesiz orada sadece sâdık vardır. Yine orada haber veren sadece Allah'tır. Haber verilen şeylerin yalanlanmaması gerekir.

Dedik ki: Sıddik, bunu sâdıktan aldığında, o haberleri asla yalanlamayan kimsedir. Fakat a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/siddik/" sıddik /a , haber verenin sadece Allah olduğunu bildiğinden, ilmi Allah'tan alsa bile, tasdik (sıddiklik) haber verenin haber verdiği her şeyi kabül etmesini gerektirir

Sıddikıyyet nedir? İki nür arasında yeşil bir nürdur. Bu nürla haber verenin kerem nüruyla gaybdan getirdiği şeyleri müşâhede edebilmek mümkün olur. Allah'ın ismi Kur'ân'da kendini adlandırdığı şekilde Mü'min'dir. Bu imân bir nürdur, yani Kitâb'dır. Allah şöyle buyurur: O öyle bir Allah'tır ki kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. O Melik'tir, Kuddüs'tür, Selâm'dır, Mü'min'dir. Burada Mü'min'in iki mânâsı vardır. Biri eman veren , diğeri ise, kendi katında kullarından sıdkı sâbit olmayan kimselere nazaran sâdık a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/olan-kimse/" olan kimseleri /a tasdik eden dir. (Fütühât, TI, 90

Sıddikıyyet altı temel üzerine kuruludur: İslâm, imân, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/salah/" salâh /a , a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihsan/" ihsân /a , a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehadet/" şehâdet /a ve mârifet. Mârifetin üç mertebesi vardır: İlmü'l-yakin, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ayne-l-yakin/" ayne'l-yakin /a ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakka-l-yakin/" hakka'l-yakin /a . Her mertebenin kendi türünden yedi şartı vardır: İlki fenâ, ikincisi beka, üçüncüsü isimlerinin tecelli etmesi bakımından Zât'ın mârifeti, dördüncüsü Zât'ın, sıfatlarının tecelli etmesi bakımından mârifeti, beşincisi Zât'ın Zât olması bakımından mârifeti, altıncısı isim ve sıfatların Zât ile mârifeti, yedincisi isim ve sıfatlarla muttasıf olmaktır. (İnsân, II, 85