Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

sihr (Tasavvuf Sözlüğü)

Sihir, söz veya fiildeki âyânı çevirmek veya değiştirmektir. İnsan mânâları yaratıldığı yerlerden nakledebilir. Sihirbazlar, Allah'ın kendilerinden sığınmayı emrettiği düğümlere üfürürler. (Küt, II, 148 Tabiat âlemindeki …

Sihir, söz veya fiildeki âyânı çevirmek veya değiştirmektir. İnsan mânâları yaratıldığı yerlerden nakledebilir. Sihirbazlar, Allah'ın kendilerinden sığınmayı emrettiği düğümlere üfürürler. (Küt, II, 148

Tabiat âlemindeki umür-i garibe (garib, olağanüstü işler) üç ilkeden kaynaklanır: İlk olarak nefse ait birtakım güçler sayılabilir. İkinci olarak cisimlerin yapılarındaki husüsiyetlerden dolayı olur. Meselâ mıknatısın kendine mahsüs gücü sebebiyle demiri kendisine çekmesi gibi. Üçüncü olarak da semâvi güçlerle, yerde bulunan birtakım cisimlerin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhib /a oldukları husüsi mevkiden veya yeryüzünde bulunan kişilerin gökteki güçlerle irtibât kurup, onları harekete geçirmelerinden dolayı birtakım hârikulâde folağanüstü) hâdiseler meydana gelir. Meselâ sihir, hatta mücize ve kerâmetler, bu üçüncü ilkenin birinci kısmına girer. Göz aldatması ve el çabukluğu ise ikinci kısma girer. Tılsımlar da üçüncü kabilden olaylardır. (İşârât, IV, 158

Sihir, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlak /a mânâda kötü bir şeydir. Evliyânın bundan payı Allah'ın onları