Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

silinip halki (Tasavvuf Sözlüğü)

rüh fâni olduğunda, abdi heykelde (bedende) Hakk Teâlâ Sübhânehü kendi Zât'ından bir hulül söz konusu olmaksızın, soyup çıkardığı vücüda karşılık bir latife kaim kılar. Bu latife kuldan ne ayrıdır, ne de ona bitişiktir. …

rüh fâni olduğunda, abdi heykelde (bedende) Hakk Teâlâ Sübhânehü kendi Zât'ından bir hulül söz konusu olmaksızın, soyup çıkardığı vücüda karşılık bir latife kaim kılar. Bu latife kuldan ne ayrıdır, ne de ona bitişiktir. Çünkü O'nun kullarına tecellisi, fazl ve ikrâm babındandır. (İnsân, I, 37

Tecelliyât-ı sıfât (sıfatların tecellileri), kulun zâtının Rabb'in sıfatlarını tam, kesin, hükmi ve muhakkak sürette kabül etmesinden ibârettir. Tıpkı mevsüfun sıfatla vasıflanmayı kabül etmesi gibi. Çünkü yukarıda geçtiği gibi ilâhi latife, kulun abdi