Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

sını (Tasavvuf Sözlüğü)

ortaya çıkararak tasdik eder. Sâlikin orada bulunması ve ikameti sebebiyle de makam diye isimlendirilir. (Kâşânî, 87; Câmi’, 99 Recâ, sâliklerin makanıları ve tâliblerin hâlleri cümlesindendir. Bundan dolayı, 610 …

ortaya çıkararak tasdik eder. Sâlikin orada bulunması ve ikameti sebebiyle de makam diye isimlendirilir. (Kâşânî, 87; Câmi’, 99

Recâ, sâliklerin makanıları ve tâliblerin hâlleri cümlesindendir. Bundan dolayı, 610 makâm/makâmât

sabitleşmiş ve yerleşmiş olan vasfa makam denir. Geçici ve yerleşik olmazsa buna da hâl denir. Sarılık da altında olduğu gibi sâbit, utanma ve hastalıkta olduğu gibi geçici olmak üzere iki kısımdır. Kalbin husüsiyetleri de bunun gibi kısımlara ayrılır. Sabit olmayanına hâl denir, çünkü hemen kayboluverir. Bu kalbin her sıfatı için geçerli olan bir hâldir. Şu anda biz, recânın gerçeğini anlatmayı hedefledik. Recâ; hâl, ilim ve amelden meydana gelir. İlim hâli olgunlaştıran sebebdir, hâl ameli gerektirir, recâ ise bu üçünün birden adıdır. (Kudâme, 316

Yakin makamları dokuzdur: Bunlar, tevbe, zühd, sabr, şükr, havf, rızâ, recâ, tevekkül ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mehabbet/" mehabbettir /a . Bu makamlardan hiçbirinin, Allah ile tedbir ya da tercihin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ortadan-kalkmasiyla/" ortadan kalkmasıyla /a (düşünülmesi) doğru olmaz. (Tenvir, 8

Biz sidreyi bir makamı olarak bulduk. Orada sekiz müşâhede makamı vardır. Her müşâhede makamında öyle yüce manzaralar vardır ki, o manzaraları çok değişik olmalarından dolayı kavramak mümkün değildir. Bu değişik manzaralar ise o müşâhede makamı sâhiblerinin zevkleri a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbetin/" nisbetinde /a olur. Yukarıda makam dediğimiz, Hakk'ın zuhür yerlerinde zuhürudur. Bu zuhür ise Hakk'a has hakikatlerde ve halka ait mânâlarda kendisine tecellisinden ibârettir

Bu anlatılan sekiz müşâhede makamını şöyle sıralayabiliriz: Birinci mertebe Yüce Hakk'ın, Zâhir ismi ile tecellisidir. Ama kulun bâtın cihetinden... İkincisi Hakk'ın Bâtın ismi ile tecellisidir. Ama kulun zâhir yönünden

Üçüncüsü Hakk'ın, kulun rüh cihetinden Allah ismi ile tecelli etmesidir. Dördüncüsü Hakk'ın kulun nefsi cihetinden Rabb sıfatı ile tecelli etmesidir

Beşincisi, mertebe tecellisidir. Bu, kulun aklında Rahmân isminin zuhürudur. Altıncısı, kulun vehmi cihetinden Hakk isminin tecellisidir

Yedincisi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/huviyyet/" hüviyyetin /a mârifetidir. Burada Hakk kulun isminin enniyyetinde tecelli eder. Sekizincisi Zât'ın mârifetidir. Ama kulun a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlak /a yönü itibâriyle... Bu makamda Hakk'ın tecellisi, kulun zâhir ve bâtın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/heykelinde/" heykelinde /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâle /a ermesiyle olur. Durum anlatıldığı gibi olunca bâtınla bâtın, zâhirle zâhir, hüviyyetle hüviyyet, enniyyetle enniyyet olur. Zikredilen müşâhede makamlarının en yücesi burasıdır. Bundan sonrası ise a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahadiyyet/" ahadiyyettir /a . Orada mahlükun hiç görüntüsü yoktur. Çünkü orası sırf Hakk'a hastır. Bu makam Vâcibü'l-Vücüd olan Zât'ın husüsiyetleri arasındadır. Eğer kâmil bir kişiye bu tecelliden bir şey gelirse, bunun kendisi için olan ilâhi bir tecelli olduğunu söyleriz. Halkın orada bir görüntüsü yoktur. Hiçbir şekilde o tecelli halka bağlanamaz, mutlaka Hakk'ındır. İşte bundan dolayı ehlullah ahadiyyet tecellisini halka bağlamayı menetmiştir. (İnsân, IL, 8

İlm-i ahvâl ve tenezzülât (hâller ve makamlar bilgisi) bu ilimle muttasıf olan kimselere mahsüs bir bilgi türüdür. Bu durumla sıfatlanan kimselerin iki yolu vardır: Hakk'ı, kıdemin başlangıcı olarak görmek ve sadece O'na yönelerek amel etmek. Bu Şâzeliyye Nakşibendiyye (Câmi')) ve bunlara meyledenlerin yoludur

makâm/makâmât Ikincisi nefsi görme, Hakk'ı nefse muttali kılma ve bu şekilde amel etme yoludur. Bu ise Gazâli, (Sühreverdi (Câmi')) ve bunlara meyledenlerin yoludur. Bunların dayanağı Allah'a seni görüyormuş gibi ibâdet etmendir (bu amel ilk kısma aittir); sen O'nu görmüyorsan da O seni görüyor (bu da ikinci kısma aittir) şeklindeki hadistir. İlimle meşgul olmanın ve nefsin ilacı olan bu yola tarik-i burhân (burhan yolu) da denilmiştir. Çünkü bu konu hiç kimseye taarruzda bulunmaya ve hiç kimseyi dalâletle suçlamaya gerek yoktur. Ancak bu işe ancak akıllı insanlar muktedir olabilir... (Câmi’, 168; Rihle, 43

Halkın bu yollarla seyr-i sülüku ise, itikadlarını dindârlığına güvenilen bir âlime göre tashih etmekle mümkün olur. Böylece onlar, şifa verecek ve nefslerini tatmin edecek şekilde hâl ilminden nasiblenirler. Hâl ilmiyle ilgili konularda sabırdan sonra büyük bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/gayret/" gayretle /a takvâ ve istikamet a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a de olmak gerekir. Bu konuyla ilgili bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihtimal/" ihtimâl /a veya a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/te-vil/" te'vil /a soz konusu olamaz. Burada kendi imamının dışında müteber bir imamın da bir müdâhalesi yoktur. Sonra halk, hâlleriyle ilgili olarak daha önce bu tecrübeleri yaşamış olan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nasihat/" nasihat /a edecek bir şeyhe veya sâlih bir dosta güvenir. Böylece (onlardan kendilerine) kalan her şeyi alır ve diğerlerini bırakır. (Câmi', 168

İnsanlardan kimileri hâl, kimileri de makam sâhibidirler. Makama erişenler için ilâhi doğuşlar devamlı olarak meydana gelir

Terkik: Zâti a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikat /a tüm vasıflardan tecrid edildiğinde, mânâsı, kendisini kabül eden kimsedeki vasıflardan dolayı televvün eder (çeşitli hâllere girer). (Suyun rengi kabının rengidir.) Tek bir su ile sulanmaktadırlar. Bununla birlikte yeme konusunda bazılarını bazılarına üstün kılarız. (Kavânin, 12

Sâlik, hâli a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/meleke/" meleke /a hâline getirdiğinde o hâl onun makamı olur. Böylece o makamda o hâl ile devamlı olarak tasarrufta bulunur. Hâl değişen bir şeydir. Sâhibine hâkim olan, fakat, sâhibinin hâkim olamadığı şey hâldir

Tedrici olarak kazanılan makam, makamı ortaya çıkarır ve böylece seyr sülükta ayaklar sâbit olur (kişi hatalı adım atmaz

Makamda toplulukla beraber ayağın sâbit olması, o makamda bulunan kimseye bulunduğu makamın sağlamlığının tahakkuk etmesi (gerçekleşmesi) demektir. (Kavânin, 17

İnsanların içerisinde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahlak/" ahlâk /a bakımından ileri seviyede gördüğün kimse, onlar içerisinde makam sâhibi olandır. İleri bir ahlâki makama ulaştığında bazı şeylerle