Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

sırr-ı sırr-ı rubübiyyet (Tasavvuf Sözlüğü)

Sırrı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sirr-i-rububiyyet/" sırr-ı rubübiyyet /a , Rabb'in, âyânın (aynların, özlerin) süretleri üzerinde zuhür etmesidir. Âyânın süretleri, Zât'ı ile kaim ve taayyünleri ile a href …

Sırrı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sirr-i-rububiyyet/" sırr-ı rubübiyyet /a , Rabb'in, âyânın (aynların, özlerin) süretleri üzerinde zuhür etmesidir. Âyânın süretleri, Zât'ı ile kaim ve taayyünleri ile a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/zahir-olan/" zâhir olan /a Rabb'in mazharları olmaları itibâriyle onunla kairn ve onun vücüdu ile mevcüddurlar. Bu bakımdan sözü edilen süretler kullar, Hakk da onların Rabb'idir. Çünkü rubübiyyet ancak Hakk ile gerçekleşir. O a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a âyân, ezeldeki hâlleri itibâriyle mâdümdurlar. Şu hâlde rubübiyyet sır olmayıp zuhür etmiştir ve ibtâl edilmemiştir. (Kâşânî, 102; Câmi’, 86

sırr-ı tecelliyât ( Olbedi 5m) Sırrı tecelliyât (tecellilerin sırrı), her şeyi müşâhede etmektir. Bu, kalbe ilk gelen tecellinin inkişâfıyla olur. Böylece tüm isimleri bir araya getiren a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahadiyyet/" ahadiyyet /a -i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/cem-iyyet/" cem'iyyet /a müşâhede edilir. Bu müşâhede, her ismin diğer isimlerle muttasıf olmaları ve zât-ı ahadiyyet a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mertebesinde/" mertebesinde /a birleşmelerinden dolayı gerçekleşir. Bunların imtiyâzı, süretlerden ibâret olan maddi âlemlerdeki ta