Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

sücüd (Tasavvuf Sözlüğü)

Secde eden her varlıktan vârid olan sücüd (secde), fer olduğu zaman kendisinden gaib olduğu aslını müşâhede etmektir. Asliyyetini bırakıp fer'iyyetiyle meşgul olunca ona Senden gaib olan olan şeyi iste! O, senin sâdır …

Secde eden her varlıktan vârid olan sücüd (secde), fer olduğu zaman kendisinden gaib olduğu aslını müşâhede etmektir. Asliyyetini bırakıp fer'iyyetiyle meşgul olunca ona Senden gaib olan olan şeyi iste! O, senin sâdır olduğun aslındır. denmiştir. Beden, aslı olan toprağa secde etmiştir. Rüh kendisinden sâdır olduğu Külli Rüh'a secde etmiştir. Sır, kendisiyle mertebeye nâil olduğu Rabb'ine secde etmiştir. Asılların hepsi gaibdir. Görmüyor musun, asılları gaib olduğu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a , ağaçlarda ortaya çıkanları (görünmedikleri hâlde sonradan biten meyveleri)? (Fütühât, TI, 100

Rabb'imize yakarıştan gafil olunca

üstümüze çullandı diğer gafletler

köreldi yakınlık ufkumuz

akla geldi sınırlarımız

döküldü gözyaşımız

Hatamıza secde emri vermişti Mevlâ'm

ve yandı şeytan

hasretlerle yoğrulmuş bir alçaklıkla

Sücüd, kalbin Rabb'in hükümlerine boyun eğmesidir. (Câmi', 54