Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

süf (Tasavvuf Sözlüğü)

Ebü Müsâ şöyle der: Hz. Peygamber süf (yün) giyer, merkebe biner ve zayıf kişilerin davetine icâbet ederdi. (Ta'arruf, 7 Süf, enbiyânın (peygamberlerin) giyeceği, asfiyânın (saf hâle gelmiş kulların) süsüdür. Onların a …

Ebü Müsâ şöyle der: Hz. Peygamber süf (yün) giyer, merkebe biner ve zayıf kişilerin davetine icâbet ederdi. (Ta'arruf, 7

Süf, enbiyânın (peygamberlerin) giyeceği, asfiyânın (saf hâle gelmiş kulların) süsüdür. Onların a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahlak/" ahlâkı /a ile ahlâklanmak istemeyen kişinin, onların giydiğini giymesi, onların süsüyle süslenmesi doğru değildir. Bu, onlarla alay etmek gibidir. (Envâr, I, 133

suffe/ehl-i suffe Suffe ehlinin sayısı -haberde geldiği gibi300 küsürdu. Bunlar ne çiftçilik, ne hayvancılık ve ne de ticâretle meşgul olurlardı. Mescid-i Nebevi'de yiyip-içerler, orada yatıp- kalkarlardı. Resülullah 5 onların yalnızlığını paylaşır, onlarla oturup kalkar, onlarla beraber yemek yerdi. Ashabını da onlara ikrâma ve değerlerini bilmeye ederdi. (Lüma', 183

Resülullah zamanındaki Suffe ehli, garib, fakir ve mal ve mülklerini terke mecbür edilmiş muhacirlerden oluşan kimselerdi. Ebü Hureyre ile Fudâle Ubeyd Suffe elinden bahsederken şöyle demişlerdi: Açlıktan yerlerde sürünürlerdi. Onları gören bedeviler kendilerini deli zannederdi. Elbiseleri yündendi. Bu yüzden terlediklerinde elbiselerinden, yağmurda ıslanan koyun kokusuna benzer koku yayılırdı. Suffe ehlinden bazıları, diğerlerini böyle tasvir etmişlerdi. Hatta bir keresinde Uyeyne Hısn Resülullah'a şöyle sorma ihtiyacı duymuştu: Bunların kokuları beni rahatsız ediyor. Ya sizi hiç rahatsız etmiyor mu? Yün, peygamberlerin elbisesi, evliyânın kıyafetidir. (Ta'arruf, 6

Suffe, sadece Medine'de vardır. Suffe Hz. Peygamber'in mescidinin kuzeyinde idi. Orada evi yurdu olmayan garibler kalırdı. Mü'minler Medine'ye Hz. Peygamber'in yanına hicret ettiklerinde ev bulabilenler evlerde; bulamayanlar ise, yerleşecekleri bir mekân yapıncaya kadar mescidde kalmıştır. Suffe ehli, her zaman Suffe'de kalan insanlardan ibâret değildi. Bazen azalır, bazen çoğalırlardı. Kişi bir zaman orada kalır, sonra başka yere yerleşirdi. Orada kalanlar başka yerlerden gelen diğer müslümanlardı. Onların da ilim ve din konusunda herhangi bir meziyetleri yoktu. İçlerinde bilhassa dinden dönen kimseler ve Hz. Peygamber'in öldürttüğü insanlar da vardı. Meselâ, Hz. Peygamber Ureyniler gibi bir topluluğun öldürülmesini istemişti. Bu topluluk, Medine'nin havası iyi gelmediği için hastalanmıştı. Hz. Peygamber de onlara sütü bulunan develerin idrar ve sütlerini içmelerini emretmişti. Bu insanlar iyileşince çobanı öldürmüşlerdi. (Furkân, 12) 920 süfi-mutasavvıf -mustasvif/ a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sufiyye/" süfiyye /a

süfi-mutasavvıf-mustasvif/süfiyye (ahlâk-ı süfiyye; ilm-i dirâset; kurrâ'; mutasavvıf-ı câhil; mutasavvıfe; tâ'ife-i hulül; tâ'ife-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ittihad/" ittihâd /a ; tâ'ife-i vusül; tarikat-ı süfiyye; tekellüf

Süfiyye (süfiler topluluğu), Allah'ın yeryüzündeki ümenâsındır (emin adamlarıdır). O'nun sırlarının ve ilminin bekçileri, mahlükatının a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/safvet/" safveti /a , O'nun muhlis kulları, muttaki dostları, sâdık ve sâlih sevgilileridir. Sâbık (öne geçmiş), a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ebrar/" ebrâr /a , mukarreb, büdelâ ve hayırlı kullarıdır; Allah, onların kalblerini mârifetiyle; bedenlerini de hizmetiyle süslemiştir. Dillerini zikrine düşkün hâle getirmiştir. Murâkabesiyle sırlarını temizlemiştir. Onlar, AHah'a (O'nun emirlerine) güzelce uymaları ve devamlı O'nun a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/inayet/" inâyeti /a altında bulunmaları sebebiyle, en güzel bir biçimde ileri safta yer alırlar. (Allah) onları velâyet tâcıyla taçlandırmış, onlara a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hidayet/" hidâyet /a elbiselerini giydirmiştir. Kalblerini büyük bir sevgiyle kendisine yönlendirmiştir. Lütfuyla onları huzürunda toplamıştır. Onlar da Allah'tan başka her şeyden