ve müştakk-ı minhi (kendisinden türetileni) yaratmadan önce kendisini o isimle isimlendirmiştir. Bazıları, taaşşuk etti mânâsına elihe-ye'lehü den a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/azamet/" azamet /a ve izzet karşısında boyun eğmesi husüsiyetleriyle Hakk'a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ubudiyyet/" ubüdiyyete /a âşık olması (kâinâttaki her şeyin O'na boyun eğerek kulluk etmeyi çok arzulaması) sebebiyledir. O a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a O'nunla kâinât, O'nun hüviyeti bakımından O'dur (kâinât Hakk'dan ayrılmaz, ayrı düşünülemez, bu bakımdan O'ndan ayrı değildir). Kâinât bu taaşşuka boyun eğmekten kendini alamaz. Çünkü Cenâb-ı Hakk'a kulluğa taaş
takı (Tasavvuf Sözlüğü)
ve müştakk-ı minhi (kendisinden türetileni) yaratmadan önce kendisini o isimle isimlendirmiştir. Bazıları, taaşşuk etti mânâsına elihe-ye'lehü den a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/azamet/" azamet /a ve izzet karşısında boyun …
