Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

tasavvuf (Tasavvuf Sözlüğü)

(ehl-i tasavvuf; erkân-ı tasavvuf; ilm-i tasavvuf; mebne-i tasavvuf Ebü Yezid (Bistâmi'yej tasavvufun ne olduğu sorulduğunda şöyle cevâb vermiştir: Yardımlaşmak; hizmete koşmak ve karşılık beklemekten vazgeçmektir. Yine …

(ehl-i tasavvuf; erkân-ı tasavvuf; ilm-i tasavvuf; mebne-i tasavvuf

Ebü Yezid (Bistâmi'yej tasavvufun ne olduğu sorulduğunda şöyle cevâb vermiştir: Yardımlaşmak; hizmete koşmak ve karşılık beklemekten vazgeçmektir.

Yine Ebü Yezid'e bir adam tasavvufun ne olduğunu sorduğunda şu cevâbı aldı: Nefsi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ubudiyyet/" ubüdiyyete /a (kulluğa), kalbi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/rububiyyet/" rubübiyyete /a bağlamak, yüce olan her âdeti uygulamak, tamamen Allah'a nazar etmektir.

(Yine Bistâmi dedi ki:) Tasavvuf, kendisine yan bakan gözlerin hiçbir nasib elde edemediği, parlayan bir nürdur.

Tasavvufun mâhiyeti ve husüsiyetleri, Cüneyd'in şeyhi olan Muhammed Ali Kassâb'a sorulmuş, o da şu cevâbı vermişti: Şerefli bir kişiden, şerefli bir zamanda, şerefli bir topluluk içinde zuhür eden şerefli huylardır.

Soru Cüneyd'e sorulduğunda ise şöyle cevâb vermişti: Her türlü alâkadan uzak bir şekilde Allah ile beraber olmaktır.

Ruveym Ahmed'e tasavvufun ne olduğu sorulduğunda o da şöyle demişti: Kişinin, Allah'ın murâd a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a şeye tam olarak boyun eğmesidir.

Semnün'a tasavvufun ne olduğu sorulduğunda o da şöyle cevâb vermiştir: Hiçbir şeye a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhib /a olmaman, hiçbir şeyin de sana sâhib olmamasıdır.

Ebü Muhammed Ceriri'ye tasavvufun ne olduğu sorulduğunda, o da şöyle cevâb vermiştir: Her türlü yüce a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahlak/" ahlâka /a sarılmak, her türlü kötü huydan da sıyrılmaktır. tasavvuf 1009 Amr Osman Mekki: Bir kulun her vakitte, o vakit için en uygun hâl içinde bulunmasıdır.

Ali Abdürrahim Kannâd: Mânevi makamı genişletmek ve bundan asla ayrılmamaktır. (Luma , 45

Ebu'l-Hasan Kannâd'a tasavvufun mânâsı sorulduğunda şu karşılığı vermiştir: Tasavvuf a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kelime/" kelimesi /a safâ'dan alınmıştır. O da her vakitte vefânın gereğini yerine getirmektir. (Luma , 46

Kannâd dedi ki: Tasavvuf zâhiri (dış) elbiseye (yün mânâsına gelen süfa) verilen bir isimdir ama, bu kelimeye verilen mânâlar ve süfilerin hâlleri birbirinden çok farklıdır. (Lüma', 47

Şeyhlerden biri tasavvufun ne olduğu sorusuna üç cevâb vermişti: Birincisi ilim şartına bağlıdır ki o, kalbin bulanıklıklardan tasfiye a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesi /a , mevcüdâta (varlıklara) karşı güzel muâmele etmek ve şer'i meselelerde Hz. Peygamber'e uymaktır

İkincisi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikat /a diliyle cevâbdır ki buna göre, mülkün yokluğu, sıfatlara kölelik etmekten kurtulmak ve göklerin yaratıcısıyla yetinmektir

Üçüncü olarak Hakk diliyle verilen cevâb ise şudur: O Onları sıfatlarından tam olarak sa flaştırır farındırır), temizler ve böylece onlara sü fi denilir. (Luma , 48

Ebü Hüseyin Nürt: Tasavvuf nefsin hazlarını terk etmektir.

Cüneyd: Kalbi halka ve (nefse ait) tabiatın ahlâkına uymaktan tasfiye etmek, nefsâni çağrılardan sakınmak, rühâni sıfatlarla sıfatlanmak, hakikat ilimleriyle alâkadar olmak, ebedi hayat için tercih edilmesi gerekeni tatbik etmek, ümmete güzel a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nasihat/" nasihat /a vermek, Allah'a samimiyetle vefâlı olmak, şer'i husüslarda Resülullah'a uymaktır. (Ta'arruf, 9