Kadı, Şeyhü’l İslâm Zekeriyya el-Ensarî ( rahmetullâhi aleyh ) tasavvufun tanımı hakkında: “Saadet-i Ebediyye’ye nail olmak için nefis tezkiyesinin hallerini, ahlâk tezkiyesini zahir ve bâtının tamirini bildiren bir ilimdir.”[1] diye buyurur.
Şeyh Ahmed Zerrûk ( rahmetullâhi aleyh ) :
“Nasıl ki amelin ıslahı, nizamın muhafazası, hükümlerle hikmetin açığa çıkması için fıkıh ilmi; delillerle akîde konularının anlaşılması ve imanın yakîn ile süslenmesi için usûl-ü tevhit ilmi; bedenlerin muhafazası için tıp ilmi ve lisanın ıslahı için nahiv ilmi gerekli ise tasavvuf da kalpleri ıslah etme ve Allah’tan başka her şeyi bırakıp kalbi O’na bağlama ilmidir.” diye buyurur.
Zâhir ve bâtın taifesinin imamı ve efendisi olan Cüneyd el-Bağdâdî ( rahmetullâhi aleyh ):
“Tasavvuf yüksek ahlâkın tümüyle amel edip düşük olan ahlâkın tamamını terk etmektir.” buyurdu.
Mutasavvıflardan bazıları dediler ki:
“Tasavvufun hepsi (güzel) ahlâktan ibarettir. Her kimin ahlâkı senin ahlâkından fazla olursa tasavvufu da seninkinden üstün olur.”[2]
Hasan eş-Şazelî ( rahmetullâhi aleyh ):
Tasavvuf: “Nefsi kulluğa alıştırmak, onu Hazret-i Allah’ın hükümlerine yöneltmektir.”[3] diye buyurdu.
İbn-i Acîbe ( rahmetullâhi aleyh ) :
“Padişahlar padişahı olan Allah’a giden yol tasavvuf ilmi ile bilinir. Zira tasavvuf, benliğini rezaletten temiz tutup çeşitli faziletlerle süslemektir. Evveli ilim, ortası amel, sonu da Allah’ın birçok nimetleri karşılıksız hibe etmesidir.”[4]
“Keşf-üz Zünun” un yazarı:
“Tasavvuf öyle bir ilimdir ki insan nevinden olan ehl-i kemalın saadet mertebelerinde yükselmesinin keyfiyeti onunla bilinir.”
Bir şiirde:
“Tasavvuf öyle bir ilimdir ki onu ancak hakikati bilen,
Ve akıl sahibi olan kişiler anlar ve bilir,
Nasıl ki, gözleri görmeyen güneş ışığını bilemezse,
Tasavvufu yaşamayan da onu anlayamaz ve bilemez.”
Şeyh Zerrûk, ( rahmetullâhi aleyh ) “Kavaidü’t-Tasavvuf” adlı kitabında:
“Muhakkak ki tasavvufun, iki bin civarında tanımı vardır. Hepsinin de mercîinde sıdk ile Allah’a yönelmek vardır. Bununla beraber bu tariflerin her birinde tasavvufun başka bir yönü üzerinde durulmuştur.” Tasavvufun temeli, insan kalbini maddî kirlerden temizlemek, dayanağı ise azim olan yaradana vasıl olmaktır.
Sûfi: Allah için kalbini ve muamelesini temiz tutan bu sebeple de Allah’ın kendisine ikramının saf olduğu kimsedir.
Dipnotlar
- Risale-i Kuşeyriye’nin hâşiyesinde Şeyh-ül İslâm Zekeriyya Ensarî. H.929 senesinde vefat etmiştir.
- Şeyh Mustafa Medenî’nin En-Nusretun Nebeviyye, s.22 İmamı Cüneyd h.297 senesinde vefat etmiştir.
- Şeyh Mustafa Medenî’nin En-Nusretun Nebeviyye, s.22
- Allâme Hamid Sakar, Nur-ut Tahkik s.93 Ebû Hasan eş-Şazelî h.656 senesinde Mısır’da vefat etmiştir.
- Ahmed b. Acîbe Hasanî, Miracut Teşevvuf İla Hakaiki’t-Tasavvuf s.4
- Allâme Hacı Halife, Keşfüz Zünun c.1 s.413-414.
- Kavaid-it Tasavvuf s.2.
- Alleme İbn-i Acîbe, İkaz-ul Himem fi Şerhil Hikem, s.6. h.1266 senesinde vefat etmiştir.
