Tedâni, mukarreblerin (Allah'a yakınlaştırılmış olan meleklerin) mirâcıdır
Tedelli, mukarreb meleklerin inmesidir. Tedâni mukarreb meleklerin mirâcı) sırasında, Hakk'ın onlara nüzül a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a hizâya da bu isim verilir. (Istılâh, 537
tedbir (hüsn-i tedbir) Hüsn-i tedbir, istinbât konusunda, kendinle alâkalı ya da başkalarına a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a ettiğin büyük hayırları ve üstün gayeleri elde edebilmek için, en iyi ve en üstün olanı ayırabilecek düşünce mükemmelliğidir. Bu tedbir ev, şehir, düşmana karşı mukavemet ve kötülüğü giderme konusunda olabilir. Giderek ciddileşen bütün mühim işler için böyledir. İş ciddi bir işse tedbir olarak değil, zekâ olarak adlandırılır. (Mizân, 71
Şeyh Ebu'l-Hasen Şâzelirh buyurmuşlardır ki: Tedbir mümkün ve gerekli olursa tedbir alın, tedbirsiz davranmaktan sakının. Yine o şöyle buyurmuştur: İşinde hiçbir şey seçme. Seçmeyeceğin (seçmeyi düşünmediğin) şeyi seç. Bu seçimden de, seçimden kaçmaktan da, hâsılı her şeyden Allah'a kaç. 'Rabb'in dilediğini yaratır ve seçer. (Tenvir, 3
Rabb'in dilediğini yaratır ve seçer. Bu yükümlülük, kulun Allah'la beraber tedbiri terk etmesini de içine alır. Çünkü O, dilediğini yarattığı zaman, yaratması ve tedbiri olmayan her istediği şeyi de tedbir etmektedir. Yaratan yaratılan gibi midir? Hiç düşünmüyor musunuz? âyeti de, irâde ve ihtiyâr konusunda O'nun a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlak /a hürriyet a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a oluşunu içine alır. O'nun fiilleri yönlendirme ve zorlamayla değil, aksine irâde ve ihtiyâr sıfatıyla olmaktadır. Bu yükümlülükte, Allah Teâlâ ile beraber kulun tedbir ve ihtiyârının ortadan kalkması söz konusudur. Çünkü O'na ait olan şeyin sana ait olması lâyık değildir. (Tenvir, 7
Tedbir, övülen ve yerilen olmak üzere iki kısma ayrılır. Allah için hakkıyla yerine getirilmesi dışında bir hazzının bulunmasından dolayı nefsine atfedilen her türlü tedbir yerilen tedbir sınıfına girer. İsyanı gerektiren fiilleri yapmak, hazdan kaynaklanan gafletin varlığı, tâatte riyâ ve itibâr arzusunun bulunması ve buna benzer şeyler kınanınayı gerektiren tedbirlerdir. Çünkü bunlar ya cezâyı ya da tedbir 1035 (Hakk'dan) perdelenmeyi gerektirir. Akıl nimetini tanıyan, aklını, Allah'a yaklaştırmayacak tedbirde kullanmaktan hayâ eder ve bu yakınlığı istemesinin sebebi ortadan kalkar. Akıl, Allah'ın insanlara bahşettiği en üstün nimettir. Çünkü O Sübhânehü ve Teâlâ, mevcüdâtı yaratmış, icâd ve yardımının devam etmesi nimetiyle onlara fazlından a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihsan/" ihsânda /a bulunmuştur. Hem icâd, hem de yardımın devam etmesi, mevcüdun çıktığı iki nimettir. Yaratılan her şey için icâd ve yardımın devamı nimetleri gereklidir. (Tenvir, 27
Övülecek tedbir ise, seni Allah'a yaklaştıran tedbirdir. Bu da yaratılmışların, yerine getirilecek ya da helâl sayılacak haklarıyla alâkalı zimımmetlerden kurtuluş (hakları sâhiblerine iâde) husüsundaki tedbir gibidir. Âlemlerin Rabb'ine tevbenin doğru olarak yerine getirilmesi, alçak olan hevânın ve azgın şeytanın alt edilmesine yönelik fikirdeki tedbir gibi tedbirlerdir. Bunların tamamının övülmeye lâyık tedbirler oldukları husüsunda hiçbir şübhe yoktur
Dünyâ için tedbir iki kısma ayrılır: Dünyâ için a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a tedbiri ve âhiret için dünyâ tedbiri. Dünyâ için olan dünyâ tedbiri, bütün dünyevi sebebler husüsunda, bunlarla iftihar etme ve çoğu isteme yoluyla tedbirde bulunmak, bunlardaki zerre miktarı artışlar karşısında bile, (buna bağlı olarak) gaflet ve aldanışın artmasıdır. Bunun alâmeti, (ilâhi emirlere) münâsib hareket etmekten uzaklaşmak ve bu konuda aykırı hareketlere yönelmektir
Âhiret için dünyâ tedbiri ise, helâl yemek, ihtiyaç sâhiblerine lütuf ve ihsânda bulunmak, kazancı sayesinde insanlara karşı yüzünü (alnını, şahsiyetini) koruyabilmek için, elinin emeğiyle çalışıp kazanan, ticâret ya da çiftçilik yapan kişinin tedbiridir
Dünyâyı Allah Teâlâ için isteyen kişinin alâmeti ise çoğu istememek, mal depolamamak, o maldan (muhtaçlara) yardımda bulunmak ve isârdır (başkalarını kendine tercih etmektir, yani malı kendi için değil, başkaları için kazanmaktır). (Tenvir, 28
Tedbirin düşmesi demek, insanın (bu konuda) aşırıya giderek sebeblerden sıyrılması ve insanlara yük olması demek değildir. Bu durumdaki kişi, Allah'ın sebebleri isbât ve vâsıtalara sarılması husüsundaki hikmetinden câhildir. (Tenvir, 31
Tedbir, (Allah hakkında) sü-i zan suyuyla sulanan bir ağaçtır. Meyvesi de Allah Teâlâ'dan uzaklaşmaktır. Çünkü kul, Rabb'i hakkında hüsn-i zan sâhibi olursa, kalbindeki tedbir ağacı, gıdasının kesilmesi sebebiyle kurur. Bunun meyvesi ancak Allah Teâlâ'dan uzaklaşmak olabilir. Çünkü nefsi için tedbir alan aklıyla yetinmiş, tedbirinden râzı olmuş ve kendi varlığına bakarak aldanmış olur. Bunun cezâsı da kendisinin aldatılması, kendisine ulaşabilecek nimetlerin gelmesinin engellenmesidir. (Tenvir, 70
(Ayrıca bk. a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tefviz-teslim/" tefviz-teslim /a ; tevekkül
