Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

tefviz-teslim (Tasavvuf Sözlüğü)

Ebü Ali Dekkak'ın şöyle dediğini işitmiştim: a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevekkul/" Tevekkülün /a üç derecesi vardır: Tevekkul, sonra teslim, sonra tefviz. Tevekkül eden, Allah'ın vaadine güvenip sükünete kavuşur. …

Ebü Ali Dekkak'ın şöyle dediğini işitmiştim: a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevekkul/" Tevekkülün /a üç derecesi vardır: Tevekkul, sonra teslim, sonra tefviz. Tevekkül eden, Allah'ın vaadine güvenip sükünete kavuşur. Teslim olan O'nun (kendi hâlini) bilmesiyle yetinir. Tefviz a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a ise Allah'ın hükmüne râzı olur."

Tevekkül başlangıç, teslim orta, rızâ ise son hâldir. (Kuşeyri, 84

Dört mâniadan (engelden) kurtulmak için dört şeye ihtiyaç duyulur: Rızık husüsunda Allah'a tevekkül, tehlike anında işleri O'na tefviz (havâle etmek), belâ ve musibet anında sabır ve kazânın ortaya çıkması sırasında rızâ. (Minhâc, 4

Tefvizin mânâsı husüsunda, Allah onlardan râzı olsun, şeyhlerimizden biri şöyle demiştir: O (tefviz), tehlikeli husüslarda seçme hakkını, yaratılmışların işlerini idâre eden, âlemin müdebbir-i muhtârı ve kendisinden başka ilâh olmayana terk etmektir. Şeyh Ebü Muhammed Siczi'ninrh târifi de şöyledir. Tehlikeli husüslarda seçme hakkını, senin için en hayırlısını seçmesi için Muhtâr olana terk etmendir.

Şeyh Ebü Ömerrh ise şöyle demiştir: O, tamahı terk etmektir. Tamalı, hüküm bakımından tehlikeli olan bir şeyi istemektir. Bunlar şeyhlerin görüşleridir

Bizim görüşümüze gelince; tefviz, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a tehlike bulunup bulunmadığından emin olmadığın işlerde, Allah'tan seni muhâfaza etmesini istemendir. Tefvizin zıddı tamahtır. Tamah iki şekilde cereyân eder. Birincisi recâ şeklindedir. Meselâ sen tehlikesiz ya da bir istisnâyla tehlikeli bir şey istersin. Bu övülen ve kınanmayan bir şeydir

İkincisi ise kınanan tamahtır. Bu da Hz. Peygamber'in Tamahtan sakının, çünkü o sürekli fakirliktir dediği tamahtır. Denilmiştir ki: Dinin helâkı ve fesadı tamah, alâmetiyse verâdır.

Şeyhimiz der ki: Kınanmayı gerektiren tamah iki şeydedir: Birincisi şübheli bir menfaat karşısında kalbin hareketsiz kalması; ikincisi ise hüküm bakımından tehlikeli olan bir şeyi istemektir. Şunu bil ki bu istek, tefvizden başka bir şeye tekabül etmez. (Minhâc, 51

Tefuiz, ancak iyiliği ya da kötülüğü şübhe götüren şeyde hâsıl olur. Şeyhimize göre, Allah ondan râzı olsun, bu, iki sözden tercihe şâyân olanıdır. Çünkü böyle olmasaydı, tefvize gücün yetmezdi. (Minhâc, 52

tef viz-teslim 1041

Tefviz husüsunda iki temel noktayı düşün. Bunlardan birincisi şudur: Bilirsin ki işler hakkında, onların zâhirini, bâtınını (dış görünüşü ve içyüzünü), durumu ve sonuçlarıyla tüm yönlerini bilen kişiden başkası için ihtiyâr (seçme hakkına sâhib olmak) doğru olmaz. Hiç kimse de hayırlı ve iyi olan bir şey dururken, fesâdı ve helâkı seçmeyi istemez. Görmüyor musun, sen bir bedeviye, köylüye ya da çobana Bu dirhemleri incele, yüksek ve düşük değerli olanları birbirinden ayır desen, bunu yapamayacaktır. Mesleği sarraflık olmayan sokaktaki pek çok kişiye sorsan, onlara da zor gelecektir. O a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a bunları, ancak ve ancak altından, gümüşten ve bunların sır ve husüsiyetlerinden haberdar olan bir sarrafa gösterdiğinden emin olmalısın. Bu da, (hayatın bütününde) işleri bütün yönleriyle kapsayıcı ilme a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib-olan/" sâhib olan /a Allah'tan başkası için mümkün değildir. Demek ki tedbir ve ihtiyâr etmeye, tek ve ortağı bulunmayan Allah'tan başka hiç kimse hak sâhibi olamaz

İkinci temel nokta ise şudur: Bir adam sana şöyle dese: Ben senin bütün işlerini daha iyi bilir, işlerinde ihtiyaç duyduğuğn tedbirleri daha iyi deruhte ederim. Her işini bana tefviz et fısmarla). Sen de sana destek olacak işinle uğraş. Buna ne dersin? Sana göre bu adam, zamanın en çok bilgi ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmet /a sâhibi, en güçlü, en merhametli, en çok takvâ sâhibi, en sadakatli, en vefâlı insanı olsun. Bunu ganimet bilmez, en büyük nimet saymaz mısın? Onu en büyük ihsânlara boğmaz mısın? Ona bol bol teşekkür etmez, onu en güzel biçimde övmez misin? Neticesinin iyi olup olmadığını bilmediğin bir konuda, senin yerine bir tercihte bulunduğu zaman ona kızmaz, aksine onu tasdik edersin. Onun tedbirinden dolayı için rahat olur. Bilirsin ki o, senin için hayırdan başka bir tercihte bulunmaz ve sana ancak iyi gözle bakar. Onu vekil tâyin ettiğin iş nasıl neticelenirse neticelensin, işlerine nasıl kefil olursa olsun!

O hâlde, işlerini âlemlerin Rabb'i olan Allah'tan başka hiç kimseye ısmarlama. Çünkü o, göklerden yere kadar her şeyi idâre eder, her bilenden daha çok bilir, her güç sâhibinden daha güçlüdür, en merhametli olandır, her zenginden daha zengindir. Senin bilginin ulaşamayacağı, anlayışının yetmeyeceği latif ilmi ve hüsn-i