Tehzib, riyâzet ehlinin kalkanıdır. İlk inceliği hizmeti cehâlet, âdet ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/himmet/" himmet /a husüsundaki durgunluktan arındırmaktır. İkinci inceliği hâlin güzelleştirilmesidir. Böylece kişi bir ilme, şekle ve hazza meyletmez. Üçüncü inceliği 1044 tehzib
ise tezhibin zorlama ve sâkinlikten arındırılması; ilim tartışmalarında yardıma mazhar kılınmasıdır. (Ravza, 482
Tehzibin dört rüknü vardır: Samt (susmak), uzlet, savm (oruç) ve seher (uykusuzluk). Her biri bir şeytanı kovar. Şeytanın silâhı doymak, zindanı açlıktır. Hevânın silâhı konuşmak, zindanı susmaktır. Dünyânın silâhı halk ile karşılaşmak, zindanı uzlettir. Nefsin silâhı uyku, zindanı ise seherdir (uykusuzluktur) . Bil ki, susmanın fazlası a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmete /a zarar verir. Seherin fazlası hislere (duyulara) eziyet verir. a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halvet/" Halvetin /a fazlası ihtilata (zıddı olan topluma aşırı karışmaya) götürür. Lakin işlerin en hayırlısı orta yolda olanıdır
Bununla birlikte kişi, şu kötü ahlâklarla a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mucadele/" mücâdele /a etmelidir: Ucub (kendini beğenme), riyâ, kibir, hased, cimrilik, kin, küfür, bid'at, cehâlet, küfrân-ı nimet (nimete karşı nankörlük), kaygı, şikâyet, Allah'ın rahmetinden ümid kesme, kalbin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a sebeblerine bağlanması, makam, övülme ve takdir edilme arzusu, zemmedilmekten korkmak, hevâya uymak, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/taklid/" taklid /a , dünyâ için boyun bükme, alaycılık, korkaklık, tehevvür (aşırı öfke), vefâsızlık, vaadinden dönme, uğursuz sayma, kötü zan, mal sevgisi, dünyâ sevgisi, hırs, sefihlik, tembellik, acelecilik, ameli erteleme, yüzsüzlük, dünyâ işlerine üzülme, dünyâ işlerinden korkma, fitne, inad, azgınlık, küçümseme, nifak, cerbeze (aklı kötüye kullanma), aptallık, doymazlık, hareketsizlik, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehvet/" şehvetleri /a sevmek, günâhta ısrâr etmek, fakirlik korkusu, takdir edilene isyân, aldatma, hile, yüceltilme arzusu, faydalanmak için dünyâda uzun yaşamayı isteme, kızına, buğzetme, büyüklenme, düşmanlık, açgözlülük, lüks içinde yaşama, küstahlık, taşkınlık, zenginlere tâzimde bulunma, fakirleri hakir görme, övünme, gurur, yarışma, rekabet, Hakk'a karşı büyüklenme, faydası olmayan işlere dalına, çok konuşmayı sevme, kasılma, halk için süslenme, yağcılık yapma, kendi ayıplarını bırakıp başkasının ayıplarıyla meşgul olma, kalbden hüzün ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hasyet/" haşyetin /a kaybolması, nefsi için zafer kazanmaya aşırı tutku, nefsi için zafer kazandığı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a Allah için zafer kazanmaya karşı zayıflık ve gevşeklik, açık ve gizli olarak (din ya da tarikat) kardeşlerini düşman edinme, ibâdete güvenme; tuzak, ihânet, hile husüsunda yarışma, uzun emel, (kalbdeki) katılık, kırıcılık, dünyâyla sevinme, elden kaçana üzülme, mahlükat ile ünsiyet, onlardan ayrılmaktan duyulan vahşet (yabancılık ya da yalnızlık duygusu), cefâ, döneklik, hafiflik, hayâ (utanma) ve merhamet azlığı
Bu ve benzeri şeyler kalbin sıfatları, kötülüklerin kalbdeki tohumları, yasak amellerin sürgün veren filizleridir. Kişinin bunlardan kaçınması; zıtlarıyla ahlâklanması gerekir. İşte bunlar övgüye değer ahlâklardır. İtâat ve kurbiyetin kaynağıdır. Bu işlerin sınırlarına, hakikatlerine, sebeblerine, meyvelerine ve çarelerine dâir bilgi âhiret bilgisidir. Onlara (süfilere) göre tehzib, farz-ı ayndır. (Câmi’, 22
Tehzibin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/bidayattaki/" bidâyâttaki /a şekli, ameli ilme muvâfık olarak güzelleştirmektir. Ebvâbdaki şekli, nefsi Allah dışındaki şeylere meyletmekten temizlemektir. Muâmetekbir 1045 lâttaki aslı, himmeti sayesinde cehâletin kendisini sararak âdetlere sevk etmesinden mizâcını arındırmaktır. Ahlâktaki derecesi, nefsi kötülüklerden temizlemek ve faziletlerle süslemektir. Usüldeki şekli, Allah ile beraber sülük sırasında edebi güzelleştirmektir. Edviyedeki şekli, aklı, kudsiyet nüruyla aydınlatarak arındırmak
