Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

tenâhi (Tasavvuf Sözlüğü)

olan şeyleri görmez. Görmesinde çoğu kere hata yapar. Büyüğü küçük, uzağı yakın, duranı hareketli, hareketli olanı durur vaziyette görebilir. İşte bu yedi eksikliği zâhiri göz farkedemez. Gözler içinde tüm bu …

olan şeyleri görmez. Görmesinde çoğu kere hata yapar. Büyüğü küçük, uzağı yakın, duranı hareketli, hareketli olanı durur vaziyette görebilir. İşte bu yedi eksikliği zâhiri göz farkedemez. Gözler içinde tüm bu eksikliklerden nür-ı ibdâi-yi evvel uzaklaşan bir göz olması mümkün mü? Böyle bir göz, nür ismini almaya daha lâyık mıdır, yoksa değil midir? (Mişkât, 45

nür-ı ibdâ'i-yi evvel ( Si EM 334) ) Bu, kendini ve örneksiz olarak mevcüdâtı yaratanı bilen bir nürdur. (Yaratılmış nürlar arasında) bundan daha şerefli bir nürun olması mümkün değildir. O, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mumkunatin/" mümkünâtın /a (sonradan yaratılan varlıkların; en mükemmelidir

Bu cevher kendi nefsinde mümkün ve daha evvelki (Vâcib olan varlığın yaratması) yoluyla vâcibdir. Evvelkine a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbet /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesi /a ve O'nun celâlini başka bir kudsi cevher olarak müşâhede etmesi gerekir. Kendi nefsindeki imkân (hâdislik, sonradan yaratılmışlık) ve eksikliğine bakarak o, Ilk Kibriyâ'ya nisbetle semâvi bir bedendir. Böylece bu ikinci kudsi cevher, üstündekine bakılınca a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mucerred/" mücerred /a bir cevher, kendi noksanlığına bakılınca da, mücerred, mukaddes akli cevherlerle basit, feleki ve unsuri cisimlerin çoğalmasına götüren semâvi bir beden olur. (Heyâkil, 63

Nür-ı ibdâi-yi evvel ilk sudür eden şeydir, felek-i muhitin (kuşatıcı feleğin) aklıdır. Madde olmaksızın tcâd eden akıldır. (Heyâkil, 95

nür-1 kalb gi ) Nür-ı kalb (kalb nüru), ancak teyakkuz (uyanıklık) ve (kalbin) hayatıyla beraberdir. (Kalb) gaflete düştüğünde ölür, karanlığa düşer, nüru söner. Ardından kulun üzerine düşmanın (şeytanın) girdiği şey örtülür. O zaman İblis, kulu hileyle ele geçirir

Kalb gaflete devam a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a müddetçe, günâhlar onu kaplar. Bunda ısrâr eder ve bu durumdan râzı olursa, onu reyn (pas) sarar, karanlıkta kalır ve İblis oraya yerleşir. Ardından ona varıp büyük günâhlara düşürmek için onu günâh yoluna sokar. İblis için kalbin karanlığından, kararmasından, nürunun sönmesinden ve reynin ona hâkim olmasından daha hoş bir şey yoktur. Bu habis şeytan için nürdan, beyazdan, temizden, safâdan daha ağır bir şey yoktur. Onun sığınağı ancak karanlıktır. Bundan başka sığınağı yoktur. Nür ve beyazlık üzerinde yerleşmesi imkânsızdır. (Adâbı, 68

nür-ı muhammedi ( ) Nür-ı Muhammedi (Muhammedi nür), O'ndan (Hakk'tan) ilk sâdır olan nürdur. Emr olarak da isimlendirilmiştir. Çünkü Allah onu herhangi bir vâsıta olmaksızın Kün f0O1) emriyle yaratmıştır. Yine kalem-i âlâ , a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/durre-i-beyza/" dürre-i beyzâ /a , aklı evvel , rühu'l-ervâh , ebu'l-ekber , insan-ı ayni'l-vücüd ve bunların dışında âriflerce meşhur olan pek çok isimle isimlendirilmiştir. (Rihle, 99

nürân/nüreyn ( Öl) şi ) Nüreyn (iki nür;, his (duyu) ve akıl nürudur. (Heyâkil, 100