katılmasına benzemez. Sebebi ise sonradan yaratılan şeylerle, hâzır ve huzür gibi mânâların akıl yoluyla bilinmesi gereğidir. Hâliyle bu gibi şeyler rütbe itibârıyle akıl yoluyla bilinen gaibden bize daha yakındır. Bundan sonrasını sen anla ve düşün. (İnsân, I, 43
İnniyyet, zâti (öz) mertebesi yönüyle ayni varlığın tahakkuk etmesidir (gerçekleşmesidir). (Kâşânî, 33, Câmi’, 77
inniyyet-i ilâhiyye/enniyyet-i ilâhiyye İnniyyet-i ilâhiyye söyleyendir, inniyyet-i kabile ise dinleyendir. O'nun sözü ancak yaratmakla olur. Mevcüd olması hâlinde inniyyet-i halk denmez. Söz ise ancak yokluk hâlinde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/olan-kimse/" olan kimse /a içindir. Hâdise icâd a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbet /a edilemeyeceği için, teklif ancak yokluk hâlinde olur. Bir şey zâten var iken tekrar ona Ol denmez. Çünkü o zâten var olmayı kabül a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a için var olmuştur. Ondan bir şey icâd olmaz. Ona teklif de olmaz. Ondan sonrası boştur. (Fütühât, IV, 44
inniyyet-i hakk/enniyyet-i hakk İnniyyet-i Hakk (Hakk'ın inniyyeti), kendisine mahsüs olan şeyle husüsi olarak kasd etmesinden ibârettr. 468 a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/insan/" insân /a
İnniyyet, zuhürun butüna şumülü (açığa çıkmanın gizlenmeye şâmil olması) itibâriyle Hakk'ın zâhirine a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işârettir /a
Cenâb-ı Hakk buyurmuştur ki: O fdiyor ki) Ben'den başka ilâh yoktur Demek istiyor ki, Burada hüve (O) lafzıyla işâret olunan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/huviyyet/" hüviyyet /a , ene (Ben) lafzıyla işâret olunan inniyyetin aynıdır. Bu yüzden hüviyyet, inniyyette düşünülmüştür. Bu izâh bizim Hakk'ın zâhiri bâtınının, bâtını zâhirinin aynıdır demek, Bir yönden bâtındır, öbür yönden zâhirdir demek değildir dememizin mânâsıdır. Görmüyor musun Cenâb-ı Hakk bu cümleyi enne ile nasıl te'kid etti! Sözü enre ile te'kidli hâle getirmesinin sebebi şudur: Herhangi bir sözde dinleyenin zihninde tereddüt hâsıl olursa o sözde te'kid güzeldir. Herhangi bir sözde dinleyenin inkârı söz konusu olursa, o sözde te'kid gereklidir. (İnsân, I, 59
