Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

ukbâda (Tasavvuf Sözlüğü)

isen vaktin ukbâdır. Eğer sürürda (sevinçte) isen vaktin de sürür, hüzünde isen vaktin de hüzündür. Bununla üstâd, vaktin insana hâkim olan şey olduğunu söylemek istiyor Süfiler vakitle, içinde bulunulan zamanı kasd …

isen vaktin ukbâdır. Eğer sürürda (sevinçte) isen vaktin de sürür, hüzünde isen vaktin de hüzündür. Bununla üstâd, vaktin insana hâkim olan şey olduğunu söylemek istiyor

Süfiler vakitle, içinde bulunulan zamanı kasd ederler. Bu sebeble süfi topluluğu şöyle demiştir: Vakt, iki zaman arasındaki şeydir. Yani burada iki zaman geçmiş ve gelecek demektir

Derler ki. Süfi ibnü'l-vakttir fvaktin çocuğudur). Bununla kasd edilen şudur: O hâl içinde en gerekli olan işle meşgul olur, o ânın gerektirdiği işi yapar. Denilmiştir ki: Fakirin vaktini ne geçmiş meşgul eder, ne de gelecek. O ancak, içinde bulunduğu vakt ile meşguldür. Yine denilmiştir ki: Geçmişin vaktiyle meşgul olmak, ikinci bir vakti elden kaçırmaktır.

Süfiler vakt ile, kendilerine irâdeleri dışında isâbet eden Hakk'a ait tasarrufları da kasd ederler ve derler ki: Filân kişi vaktin hükmüyledir. Yani gaybdan, irâdesi dı1170 vakt

şında gelen şeye teslim olmuştur demek isterler. Ancak bu, üzerlerinde şeriatın hakkıyla alâkalı Allah Teâlâ'nın bir emri veya iktizâsı bulunmadığı takdirde böyle olur. Çünkü emredilen hususları zayi etmek, bu hususta işi takdire yüklemek ve işlenen kusurlar karşısında kayıtsız kalmak dinden çıkmak demektir

Süfilerin sözlerinden biri de Vakt bir kılıçtır ifâdesidir. Yani kılıcın keskin olması gibi vakt de, Hakk'ın kul üzerindeki tasarrufunun te'sir ve ona hâkim olarak cereyân etmesini sağlar. (Kuşeyri, 33-34

Nefes, gaibden gelen letâif ile kalbleri ferahlandırmaktır. Nefes a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a kimseler hâl sâhibinde daha nazik ve saftır. Vakit sâhibi henüz başlamış olandır, nefes sâhibi ise son mertebededir. Hâl sâhibi ise ikisi arasında bulunur. Bu sebeble hâller vâsıta, nefesler ise yükselmenin nihâyetidir. Vakitler kalb, hâller rüh, nefesler ise sır sâhibi olanlar içindir... (Kuşeyri, 46

Vakt, kulun, kendisiyle alâkalı olarak, geçmiş ve gelecek (düşüncesinden; serbest kaldığı şeydir. Şöyle ki Hakk'tan bir vârid, onun kalbine ulaşır. Bu vârid, onun gönlünü a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a toplar. Öyle ki onun keşfinde ne geçmiş, ne de gelecek hatırına gelir. Şu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a bu noktaya hiç kimsenin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kudret/" kudreti /a ulaşamaz. Halk, işin öncesinin ne şekilde cereyan ettiğini, sonunun nasıl geleceğini bilemez

Erbâb-ı vakt vakt erbâbı) olanlar derler ki Bizim ilmimiz, önce ve sonra olanı fezeli ve ebedi) idrâk edemez. Bizim için vakit içinde Hakk ile sürür (neşe) vardır. Çünkü, yarınla meşgul olur veya kalbimizden dünle alâkalı bir fikir geçerse vakti idrâk etmekten