Şunu bil ki, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahadiyyet/" ahadiyyet /a tecellisi zâhirlikle bâtınlık arasında bir bağdır. Yani zâhirlikle bâtınlık arasında üçüncü bir yer olması gerekir, tıpkı gölge ile güneş arasında farazi bir çizgi görmemiz gibi. Bu bakımdan muhakkikler ona berzahiyyet-i kübrâ len büyük berzahiyyet) demişlerdir
Ahadiyyet, bâtınlıkla zâhirlik arasında bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/berzah/" berzahtır /a . Bu ise a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikat /a -i Muhammediye'nin hakikatinden ibâret olup, buna felek-i velâyet , Fekaabe kavseyni ev ednâ (O'na iki yay uzaklığı kadar, hatta daha da fazla yaklaşmıştı) , ilm-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlak /a , şe'n-i sırf' ve âşık-mâşuk a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbetin/" nisbetinden /a hareketle aşk-ı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mucerred/" mücerred /a makamı diye ifâde edilir. Mutlak ilim tâbiri de böyledir. Bununla, âlime ve mâlüma a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbeti /a olmayan ilim kasd edilir. Mutlak Vücüd'dan da kıdeme ve hudüsa nisbet edilmeyen vücüd kasd edilir. Öyle ise bundan şunu anlamalısın ki bu mertebe, bütün itibârlar, nisbetler, izâfetler, diğer isim ve sıfatların bâtınlığının sâkıt olduğu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahadiyyet-i-cem/" ahadiyyet-i cem'den /a ibârettir. Bazıları ona hüviyet mertebesi derler. Çünkü o, Zât'a mahsüs olan şe'n-i sânide (ikinci tecellide) isimler ve sıfatların gaibidir. (Merâtib, 14
Merâtib-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucuddan/" vücüddan /a biri de a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vahidiyyet/" vâhidiyyet /a denilen ikinci tenezzül mertebesidir. Kesret (çokluk) bu mertebeden doğar, burada sona erer ve yok olur. Çünkü vâhidiyyet, bâtınları ve zâhirleri kabül edebilen bir zâttır. Buna göre (bu terimi) hem bâtıni, hem de zâhiri bu iki şey hakkında kullanmak doğru olur. Bu mertebede isimler, sıfatlar ve bütün ilâhi zuhür noktaları, hâlleri itibâriyle değil, zâti işleri icâbı ortaya çıkar. Bu yüzden de bu mertebede herkes ikincinin aynı olur. Nitekim bu husüsu kitâblarımızın çeşitli yerlerinde açıklamıştık. Bu sebeble muhak660 merâtib-i vücüd
kikler bu mertebeye ayn-ı sâbite ; hazret-i cemi'i'l-vücüd (varlığın cem'mertebesi)
