Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

vahdâniyyet hey'etiyle (Tasavvuf Sözlüğü)

vârid olur. Vahdâniyyet hey'eti, emir ve halk âlemlerinin bir araya gelmesinden ibârettir. Kişi, tasfiye ve tezkiyeden sonra bu âlemlerden her biri için bir başka hey'et elde eder. Meselâ bir şahıs, çeşitli …

vârid olur. Vahdâniyyet hey'eti, emir ve halk âlemlerinin bir araya gelmesinden ibârettir. Kişi, tasfiye ve tezkiyeden sonra bu âlemlerden her biri için bir başka hey'et elde eder. Meselâ bir şahıs, çeşitli rahatsızlıklara te'sir eden bir macun terkibi elde etmek istediğinde, (terkibi oluşturacak şeylerin) her birini teker teker döverek toz hâline getirir. Sonra bunların hepsini, bulamaç ve bal kıvamında bir araya toplar. Sözü edilen rahatsızlıklar için bir başka hey'et elde eder. Böylece o rahatsızlıklar için bir macun ismi neş'et eder. Bunun gibi on latife için ayrı bir hey'et elde edilir

Bu latifelerin bu makam ve sonrasındaki makamlarda üstünlükleri, nürları ve genişliği itibâriyle de pek çok yükseltici yönleri vardır. Fakat önceki makamlardan daha fazla levniyyeti (telvini, değişkenliği, hâlden hâle geçmesi) yoktur. Önceki her makamın bir öncekine a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbeti /a , kabuğun öze nisbeti gibidir

a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tecerrud/" tecerrüd /a 1031 Ulu'l-azm peygamberlerin kemâlâtından ibâret olan üçüncü mertebeye gelince, bu makamda ilimlerin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâli /a ve nürların çokluğu konusunda vahdâniyyet hey'etine feyzin vârid olduğu mertebedir. Bu makamda, kaynağı azim sâhibi peygamberlerin kemâlâtı olan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/murakabe/" murâkabe /a -i zât ile amel edilir. Bu makamda, Kur'ân'ın mukattaât ve teşbihlerinin sırları açılır. Bazı büyükler bu makamda muhible Mahbüb arasında vâki olan sırlara sâhib kılınırlar. Bu i1nimet) onlara Hz. Resül'e uymaları sebebiyle, bu Cenâb'dan husüsi bir bağış türünden bir nasib olarak verilir. (Câmi’, 69

Tecelli-yi zâti, tecelli-yi sıfâtiden farklıdır. Bu sebeble, tecrid hükümlerine tâbi olur. Her a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikatin /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhid /a cinsinden husüsi bir yönü vardır

Hakikat: Zât'ın vücübu (Allah'ın Zât'ının vâcib, yani olmaması düşünülemeyen bir varlık olması), sıfatların vücübudur (Zât gibi sıfatlar da vâcibdir). Sıfatların çokluğu, Zât'ın diğer zâtlarla bir sayılmasını gerektirmez. Evet, sıfatlar Zât'ın ne ayrıdır, ne gayrıdır. İsimler çok olsa da müsemmâ (isimlendirilen şey) birdir. (Kavânin, 6