ferdâniyyetini (tekliğini), ezeliliğini ve ebediliğini ikrar eden kimse O'nu hakiki mânâda tasdik etmiştir. (Âdâbı, 55
Takvânın aslı kalbdedir. Takvâ; şekk, şirk, küfür, nifak ve riyâdan koruyan bir kalkandır. (Beyân, 54
Sehll-i Tüsterij) şöyle der: Takvâ, sadece hâlleri müşâhede etmektir. Bunun mânâsı şudur: Allah ile sükün bulan ve bu hâlden hoşlanan kişinin Allah'tan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/baskasindan/" başkasından /a sakınmaması gerekir. (Ta'arruf, 69
Takvânın aslı nehyedilen şeylerden uzaklaşmak ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nefs-ile/" nefs ile /a zıtlaşmaktır. (Bu yolda yürüyenler,) nefsin hazlarından uzaklaştıkları ölçüde yakini idrâk ederler. (Ta'arruf, 70
Takvâ, kulun Allah'ın dışındaki şeylerden sakınmasıdır. Sehl şöyle der: Takvâsının sahih olmasını isteyen kimse bütün günâhları terk etsin! Nasrâbâzi de şöyle der: Takvâya yapışan kimse dünyâyı terk etmek ister. (Kuşeyri, 56
Takvâ, Kur'ân'da üç mânâda kullanılır: Birincisi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hasyet/" haşyet /a ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/heybet/" heybet /a mânâsıdır. Allah şöyle buyurur: Yalnız benden korkun. Allah'a döndürüleceğiniz bir günden sakının. (Bakara, 2/281
İkinci mânâsı tâat ve ibâdettir. Allah şöyle buyurur: Ey imân edenler! Allah'tan hakkıyla korkun. Âl-i İmrân, 2/102) Bu âyetin tefsirinde İbn Abbas şöyle der: Allah'a hakkıyla itâat edin. Mücâhid de şöyle demiştir: Bu, itâat edip isyân etmemek
