Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

vâhid (Tasavvuf Sözlüğü)

Vâhid, Zât'ın, bu itibâriyle olan ismidir. (Kâşânî, 47; Câmi’, 103 Vâhid, Zât'ın kesret (çokluk) kabül etmeyen ve bölünme a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihtimal/" ihtimâli /a olmayan hakikatidir. Zât'a yaklaşmak, Zât ile …

Vâhid, Zât'ın, bu itibâriyle olan ismidir. (Kâşânî, 47; Câmi’, 103

Vâhid, Zât'ın kesret (çokluk) kabül etmeyen ve bölünme a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihtimal/" ihtimâli /a olmayan hakikatidir. Zât'a yaklaşmak, Zât ile olur. (Ravza, 309

vâhid-i zaman Vâhid-i zaman, âlemlerde ilâhi süretlerle zuhür eden kişidir. Bunun, nefsindeki alâmeti, O'nun O olduğunu bilmektir. Üstelik, hükmün tamamlanmış ya da tamamlanmamış olması husüsunda muhayyerliği vardır. O'ndan başka bir şeyle beraber O'nunla zuhür etmek de ona ait bir husüstur. Onlar içinde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/zahir-olan/" zâhir olanlar /a , zâhir olmayıp kul olarak kalanlar vardır. Ancak, Hakk ona zuhür etmesini emretmiştir. O da, ilâhi emrin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a vâki olduğu kadarıyla zuhür etmiş, daha fazlasıyla zuhür etmemiştir. Bu yol, O'na itimâd edenler için yüce bir makamdır. Çünkü kul, asıl itibâriyle, Rabb olması için değil, sadece Allah'a ait ve böylece dâimi olarak kul olması için yaratılmıştır. Allah ken