Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

vâli (Tasavvuf Sözlüğü)

Vâli ve imâm, vilâyete mensübdur. Vâli olarak isimlendirilmesinin sebebi, velâyetin gerektirdiği emri ihmal etmeksizin o makamı üstlenmesidir. Böyle yapmazsa, vâli olmaz, ancak hevâsının hâkimi (hevâsına göre karar veren …

Vâli ve imâm, vilâyete mensübdur. Vâli olarak isimlendirilmesinin sebebi, velâyetin gerektirdiği emri ihmal etmeksizin o makamı üstlenmesidir. Böyle yapmazsa, vâli olmaz, ancak hevâsının hâkimi (hevâsına göre karar veren bir hâkim) olur. Âyette ona Hevâya tâbi olma, Allah yolundan seni saptırır Sâd, 38/26) denmiştir. Vâlinin nefesleri, hareketleri ve tasarrufları sayılıdır. Vâli ancak devamlı olarak hayırda tasarruf eder, böyle olması gerekir, çünkü mütemâdiyen bir şey yapmaktadır. Onu devamlı olarak sadece faziletli bir işte, halk içinde ve arındırmak için haddi uygularken görürsün. Arındırmak hayırdır. Şübhesiz a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikatte /a Vâli Allah'tır. Vilâyete mensüb olan, O'nun hükmüyle, O'nun gösterdiği şeyle, yani hak olan şeyle hükmeder. (Fütühât, IV, 305

vârid/vâridât (vârid-i meleki; vârid-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/seytan/" şeytâni /a ; vâridât-ı atâyâ; vâridât-ı ilâhi

Bâdiden (bir tür tecelliden) sonra kalblere gelen ve onları kaplayan bir hâldir. Vâridde insan fiilinin etkisi varsa da bâdide yoktur. Çünkü bevâdi (bâdiler