Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

envâr-ı riyâh (Tasavvuf Sözlüğü)

Rüzgâr nürları, ismin uzağa tecellisidir. Bunlar, söylenmesi gerekmeyen tecellilerdir. Bu nürlar, sadece tecelli ve ilhâm sâhiblerinden başkasına gelmez. Meleklerin nürlarında tecelli için bunda bir giriş vardır. Ancak …

Rüzgâr nürları, ismin uzağa tecellisidir. Bunlar, söylenmesi gerekmeyen tecellilerdir. Bu nürlar, sadece tecelli ve ilhâm sâhiblerinden başkasına gelmez. Meleklerin nürlarında tecelli için bunda bir giriş vardır. Ancak bu, bilhassa bâtındadır, zâhirde değildir. Bunlar insanlarla berâber olan melekler veya bilhassa ilhâm veya bu türden tecellileri nefslere aktaran meleklerdir. Havâtır bu tecellilerden olur

İşte bu hâtırlar rüzgârlar gibidir. Çünkü rüzgârlar bir yerde durmayıp geçer giderler. Eğer bir kimse onun sâbit olduğunu söylerse o zaman rüzgâr değildir. Bunun için geçmekle vasf edilmiştir ve buna havâtır denmiştir. O zaman râheyerühu dan türemiştir. Râih (yürüyen) ise durmayan demektir

Tabiat nürlarındaki tecelli ise mürekkeb (bileşik) ve şekli tecelli olup, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a zuhür eden şekillere göre mârifet türlerinden verilir. Bu tecelli, feleklerden en aşağıdaki haşerelere kadar göğü ve âlemin hepsini kapsar. Bu, semâ ve âlemdir. İşte mânâlar, diller, tüm varlıkların duâ ve tesbihleri bu tecelliden bilinir. Bu tecelli, çok yüce, faydalı, destekleyicidir. Keşfe mazhar a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/olan-kimse/" olan kimse /a o tecellide âlemin muvâfakatini ve orada hiçbir aykırılığın bulunmadığını görür. (Fütühât, II, 478-479