Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

ve inhiraf eder (Tasavvuf Sözlüğü)

Şübheli olan, onun hakkında şaşırır ve kararsız kalır. Zann a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a , fonun hakkında gerçek olmayan şeyler) düşünür ve anlamaz. Ona bakan ise onu anlar, yolunu gözler. Her sınıfla …

Şübheli olan, onun hakkında şaşırır ve kararsız kalır. Zann a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a , fonun hakkında gerçek olmayan şeyler) düşünür ve anlamaz. Ona bakan ise onu anlar, yolunu gözler. Her sınıfla beraber bulunan mukallid , (tâbi olduğu kişiye göre) hareket eder. Tâbi olduğu kimse yürürse o da yürür, durursa o da durur. Kurtuluşta olsun, helâkta olsun tâbi olduğu kişi neredeyse o da oradadır. (Letâ'if, 50

Latife-i rühâniyye rühâni latife) görür, rabbâni a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikat /a ise peygamberlik aynasında görülür. Rabbâni hakikatin ışıkları velinin kalbine akseder. Bu yüzden de veli, peygamber süretinde çıkar, fakat şeriatı geçersiz kılıp yeni bir şeriat ortaya koymaz, tâliminden (öğrettiklerinden) dolayı ücret istemez. Bizim kitâba vâris olveli-nebi-resül 1199 mamız sahihtir, çünkü kitâb bize kesbimiz olmadan verilmiştir. Her vâris seçilmiştir, vârisin dışındakiler ise uçurumun kenarındadır. (Letâ'if, 52

Enbiyâ (peygamberler), kendilerine Allah tarafından şeriat verilen ve bu şeriat üzere devam eden kimselerdir. Vahiy alan ama kendilerine ayrıca bir şeriat verilmeyen peygamberler de vardır. Bunların durumu resüllerin durumu gibidir. Yani enbiyâ üç kısımdır: Kemâl sâhibi olanlar, celâl sâhibi olanlar, cemâl sâhibi olanlar. Bunların cehennemdeki mukabilleri ise bozuk a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal/" hayâller /a taşıyan deccâller olup, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a hayatında hak yoldan saptıkları a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a , a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendilerinin/" kendilerinin /a iyi yaptıklarını zannederler. (Letâ'if, 130

Hatm bir tanedir. Her zamanda bulunmaz. Âlemde bir tanedir. Allah onunla Muhammedi velâyeti sona erdirir. Muhammedi veliler içinde ondan daha büyüğü yoktur. Sonra başka bir hatm vardır ki, Allah onunla Hz. Âdem'den son a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/veliye/" veliye /a ki o evliyânın sonuncusu olan Hz. İsâ'dır - kadar olan umümi velâyeti sona erdirir. Nitekim bu, mülkün deverânının sonudur. Kıyâmet gününde Muhammed ümmetinin toplanacağı iki haşir olacaktır. O resül de, (diğer) resüllerle birlikte toplanacaktır. (Fütühât, TI, 11

Makam-ı enbiyâya (peygamberlerin makamına) a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbetle /a resüllerin makamı nerededir? sorusunun) cevâbı şudur: O, aynı hizadadır, ancak resüllerin makamı mertebelerin dördüncü makamındadır. İnsana mutluluk veren mertebeler dörttür. O da imân, velâyet, nübüvvet ve risâlettir. Peygamberler makamında olurlarsa, bu takdirde ya ikinci mertebedeki teşrif nübüvvete sâhib (şeriat sâhibi) peygamberlerden veya üçüncü mertebedeki peygamberlerden olurlar. İlim velâyet şartlarındandır, imân ise değildir. İmânın dayanağı haberdir; haberin ise ona ihtiyacı yoktur. Ya Allah nerdedir? tarzında olduğu gibi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/muhal/" muhâl /a olur ya da mümkün olur. O da haber verene nisbet edilen bazı gayb bilgilerini haber vermektir. Allah'ı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhid /a etmeyi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/bilenler/" bilenlerin /a ilk a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mertebesinde/" mertebesinde /a veliler yer alır

Allah câhil olanları velâyet makamına yükseltmez. Bu zâhir âlimlerinin hataya düştüğü bir meseledir. Hangi yolla olursa olsun Allah'ı tevhid eden herkes velâyet makamının muhtevâsı içine girer. Bu makam ilk makamdır. Sonra nübüvvet, risâlet ve imân makamı gelir. Bize göre, yani bizim tertibimize göre velâyet mertebesi ise şöyledir: Velâyet sonra imân, sonra nübüvvet ve sonra risâlet. Rusüm (zâhir) âlimlerine ve husüsi yolun dışında kalan insanların geneline göre önce imân, sonra velâyet, nübüvvet ve risâlet mertebesi gelir. (Fütühât, TI, 53

Hatm-ı hâss (özel hatm), Muhammedi hatm, Allah'ın kendisiyle Muhammedi olan, yani Hz. Muhammed'e vâris olan ve her Muhammedi velinin ondan aldığı mirâs miktarınca nefsinde bir alâmet bulan evliyânın velâyetini sona erdirmesidir. Böylece o, her Muhammedi velinin ilmini Allah için toplar. Bunu bilmezse hatm olamaz. Çünkü Hz. Peygamber'le peygamberler sona erdirilince ona cevâmi'u'lkelim verilmiş ve tüm şeriatlar yıldız ışıklarının güneşin ışığı altına sokulması gibi onun şeriatının altına dercedilmiştir. Bundan kesinlikle anlaşılıyor ki, yıldızlar 1200 veli-nebi-resül

ışıklarını yere göndermiş ve güneş de bunların ayırd edilmesine mâni olmuştur. Böylece ışık güneşe has kılınmıştır. (Fütithât, IV, 440

Evliyâya virdi bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kudret/" kudret /a İlâlh

Kim atılmış tiri eyler redd-i râh

Bağlı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ebvab/" ebvâb /a -ı mevâlide sebeb

Ol peşimân oldu ammâ emr-i Rabb

Güfteyi nâ-güfte eyler bi-hitâb

Tâ ki süzân olmaya silı u kebâb

Nükte kim diller ider güft u şinid

Eyler ol güftârı mahv u nâ-bedid

Sana besdir hüccet-i âlem-behâ

Âyet-i min âyet-i ev nünsihâ

Mâni-yi ensevküm zikri ye bak

Kudret-i nisyâna nisbet itdi Hakk

Zikr u nisyâna çü kâdir oldular

Pes kulüb-ı halka kâhir oldular

Çünki nisyân ile sırr oldu nazar

Bi-ameldir olsa da ehl-i hüner

Mâlik-i dih şâh- cismâni olur

Sâhib-i dil şâh-ı rühâni olur

Fer'idir çeşmin nazar bi-reyb şek

Pes değildir merdüm illâ merdümek

Bundan efzün nutka a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ruhsat/" ruhsat /a yok bana

Vârid oldu men-'i merdân-ı Hüdâ

(Mesnevî, I, 67

Velilerde, Hakk tarafından a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihsan/" ihsân /a edilmiş öyle bir kudret vardır ki, onlar atılmış, yaydan çıkmış oku yoldan geri çevirirler

Bir veli, bir hâdisenin meydana gelmesinden huzürsuz olursa, o hâdiseyi meydana getiren sebeb kapısını veli, Hakk'ın kudret eliyle kapar

Allah'ın lüfu ile kapıyı açınca da veli, söylenmiş sözü söylenmemiş yapar da, ne şiş yanar, ne kebâb

O, gönüllerden geçen her şeyi duyup işittiği için, söylenmiş sözü de bütün gönüllerden siler, yok eder

veli-nebi-resül 1201 (Sana dünyâ değerindeki Mâ nensah mın âyetin ev nünsihâ (Biz bir âyeti nesh eder yâhud onu unutturursak, ondan daha hayırlısını veya mislini getiririz) âyetinin delili kâfidir. (Mesnevî, I, 67

Size zikrimi unutturdunı âyetini oku da, velilerin unutma gücünü, gönüllere nasıl koyduklarını anla!

Madem ki velilerin hem hatırlatmaya, hem unutturmaya güçleri yetiyor, şu hâlde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halkin/" halkın /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/gonullerin/" gönüllerinde /a de buyrukları yürümektedir

Bir veli, unutturmak süretiyle birinin nazarını, görüş yolunu kapatacak olursa, o kimse ne kadar hünerli olursa olsun hiçbir iş göremez

Köy ağası, tenlerin, bedenlerin pâdişâhıdır. Gönül sâhibi ise gönüllerin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sultani/" sultanıdır /a

Hiç şübhe yok ki, yaptığımız bütün işler, ameller, şu gözümüzün, görüşümüzün çeşitli şekillerde kendini gösteren, çeşitli dallara ayrılan eserleridir. Şu hâlde, insan, gözbebeğinden başka bir şey değildir

İnsan-ı kâmilin, kâinâtın merkezi ve gözbebeği olduğu hakikatinin tamamını söylemeyeceğim. Çünkü merkezin sâhibi olan peygamberler bunu men etmişlerdir. (Mesnevî, I, 121

Gerolursa mücib-i işkal-i bâl

Enbiyâ vü evliyâ içün suâl

Enbiyâ kim itdiler nefsi zebtin

Pes niçün düşmenleri oldu füzün

Tut kulağın ey taleb-kâr-ı sevâb

İtirâz u şübheye budur cevâb

Kendiye düşmen idi ol münkirân

Oldu anlar cehl ile âdâ-yı cân

Cânına kasd eyleyendir bil adü

Sanma zahm-ı cân-ı ağyâr ola bu

Şeb-pere sanma adü-yı âfitâb

Kendüye düşmendir eyler piç tâb

Tâb-ı mihr ile olur endüh-gir

Rencişinden bi-haber mihr-i münir

Düşmen olur kim gele andan azâb

Ola lâ'le perde-sâz-r âfitâb

Kendiler oldu gürüh-ı kâfirân

Perde-sâz-ı pertev-i Peygamberân

veli-nebi-resül

Enbiyâ olmaz a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hicab/" hicâb /a -ı biş kenı

Nefs-i küffâr oldu âmâ vü asem

Bende-i hindü ki oldu kine-ver

Hâcesini gayz ile ihlâk ider

Bâmdan eyler nüzül-i ser-nigün

İtmek içün hâceye gadr-i füzün

Ger tabibe olsa bir haste adü

Hâceye şâkird ola ya kine-cü

Ol hakikat kendine düşmen olur

Kendi akl u cânına reh-zen olur

Kâzer olsa ger güneşden münfail

Düşmen-i âb olsa mâhi muttasıl

Kıl nazar andan kime vardır ziyân

Âkıbet kimdir siyeh-baht-ı zaman

(Mesnevitı, II, 30

Peygamberler ve veliler hakkında söylediğimiz sözler, birini şübheye düşürecek olursa

Eğer bir kimse çıkıp da: Peygamberlerle veliler nefsleri ölmüş değil mi idi? Yani nefsin temizleniş derecelerinin sonu bulunan râziyye ve merziyye Allah'tan râzı olan, Allah'ın da kendisinden râzı olduğu) derecesine yükselen kişiler oldukları hâlde, fneden) onların da düşmanları ve hasedcileri vardı? derse

Ey doğruyu anlamak isteyen kişi! Sen şimdi sözüme kulak ver de, şübhe ettiğin şeye vereceğim cevâbı dinle

Peygamberleri ve velileri inkâr edenler, kendi kendilerinin düşmanı idiler. Böylece onlar kendi kendilerini yaralıyorlardı

Düşman cana kasd edendir. Kendisi can çekişen düşman değildir

Zavallı yarasa güneşe düşman değildir. O, perde arkasında kalmıştır da, kendisinin düşmanı olmuştur

Güneşin parıltısı onu öldürür, güneş hiç onun eziyetini çeker mi? Onun rahatsızlığına ehemmiyet verir mi?

Düşman ona derler ki: Ondan bir gazab, bir zahmet gelsin; güneş ışığı ile taşın lâl olmasına engel olsun

Bütün kâfirler, peygamberlerin mânevi cevherlerinin parıltısının, onların peygamberlik nürunun kendilerini aydınlatmasına, kendileri engel olmuşlardır

veli-nebi-resül 1203 O tek kişinin, yani nebi ve velinin gözüne halk nasıl perde olabilir? Nebi ve veliye düşman olduğu için halk kendi gözünü kör etmiştir. Kendi gözünü şaşı, kendi kulağını sağır etmiştir

Halkın nebilere ve velilere düşmanlık göstermesi, Hindli bir kölenin, efendisine kin güderek, inadından kendisini öldürmesine benzer

O köle, efendisini kölesiz bırakmak için, kendisini damdan baş aşağı atar. Helâk olup gider

Hasta, kendisini tedâvi eden hekime düşman olursa; çocuk kendisini terbiye edene kin güderse

Gerçekten de bunlar, kendi canlarına kasd etmektedirler. Kendi akıllarının, canlarının yolunu vurmaktadırlar

Bez yıkayan güneşe kızarsa; balık suya öfkelenir, düşman olursa

Sen dikkatle bak da gör; bu hiddetin, bu öfkenin, bu düşmanlığın zararı kime dokunur? Sonunda, bu kızgınlık a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/yuzunden/" yüzünden /a kimin bahtı kararır? (Mesnevî , TI, 318

Acaba veli mâsüm olur mu, yoksa olmaz mı? (sorusuna) cevâb olarak demiştik ki: Peygamberlerde olduğu gibi velilerin mâsüm olmasının vâcib olduğu söylenemez. Velilerin mahfuz 5 1 10 1 3 3 326 870 144 28 7.223114 (korunmuş) 5 1 10 1 3 4 480 871 109 25 93.020454 oldukları, 5 1 10 1 3 5 601 871 130 29 92.604576 günâhlarda 5 1 10 1 3 6 745 871 53 21 92.323051 ısrâr 5 1 10 1 3 7 810 871 126 21 96.637543 etmedikleri 5 1 10 1 3 8 948 871 135 29 96.241074 söylenebilir. 5 1 10 1 3 9 1098 872 59 28 96.540283 Eğer, 4 1 10 1 4 0 107 908 1050 30 -1 5 1 10 1 4 1 107 909 67 21 96.890564 belirli 5 1 10 1 4 2 184 909 112 21 96.841507 vakitlerde 5 1 10 1 4 3 305 909 49 21 96.647858 hata 5 1 10 1 4 4 362 909 98 29 96.642105 yaparlar 5 1 10 1 4 5 467 916 26 22 96.608765 ya 5 1 10 1 4 6 504 909 25 21 96.803329 da 5 1 10 1 4 7 539 909 90 29 93.294556 ayakları 5 1 10 1 4 8 639 911 97 25 92.046799 sürçerse, 5 1 10 1 4 9 748 909 25 21 96.984032 bu 5 1 10 1 4 10 784 909 83 21 96.500298 onların 5 1 10 1 4 11 880 908 83 24 18.076035 (velilik) 5 1 10 1 4 12 975 909 115 28 93.052734 vasıflarını 5 1 10 1 4 13 1101 909 56 21 91.901947 zede- 4 1 10 1 5 0 107 941 1049 34 -1 5 1 10 1 5 1 107 946 84 21 91.197235 lemez. 5 1 10 1 5 2 204 946 122 29 90.953072 Cüneyd'e 5 1 10 1 5 3 338 941 64 33 93.298065 Ârif 5 1 10 1 5 4 408 946 45 21 92.932610 zinâ 5 1 10 1 5 5 465 946 47 21 96.878754 eder 5 1 10 1 5 6 522 947 56 20 96.494301 mi? 5 1 10 1 5 7 591 946 51 29 96.646698 diye 5 1 10 1 5 8 653 946 124 27 96.555412 sorulmuş, 5 1 10 1 5 9 789 953 14 14 94.022804 o 5 1 10 1 5 10 813 946 29 21 96.939552 da 5 1 10 1 5 11 854 953 62 14 96.678696 uzun 5 1 10 1 5 12 928 946 32 21 96.759636 bir 5 1 10 1 5 13 974 947 51 20 96.422470 süre 5 1 10 1 5 14 1035 946 75 27 93.305046 başını 5 1 10 1 5 15 1121 947 35 28 92.416428 eğ- 4 1 10 1 6 0 107 984 1050 27 -1 5 1 10 1 6 1 107 985 50 26 96.349533 miş, 5 1 10 1 6 2 169 991 68 14 96.596153 sonra 5 1 10 1 6 3 247 984 76 27 96.567657 başını 5 1 10 1 6 4 333 984 130 21 96.225929 kaldırarak 5 1 10 1 6 5 473 991 26 20 93.296600 şu 5 1 10 1 6 6 511 984 79 21 93.049110 cevâbı 5 1 10 1 6 7 599 985 120 26 96.735069 vermiştir: 5 1 10 1 6 8 732 984 104 21 87.484810 Allah'ın 5 1 10 1 6 9 848 985 56 24 96.710541 emri, 5 1 10 1 6 10 917 984 67 21 96.830238 takdir 5 1 10 1 6 11 992 984 80 27 96.673119 edilmiş 5 1 10 1 6 12 1085 984 30 21 93.298759 bir 5 1 10 1 6 13 1123 984 34 21 91.596077 ka- 4 1 10 1 7 0 107 1022 242 27 -1 5 1 10 1 7 1 107 1022 90 21 92.496643 derdir. 5 1 10 1 7 2 207 1022 96 27 92.513496 (Bustân, 5 1 10 1 7 3 313 1023 36 26 96.778763 58) 2 1 11 0 0 0 107 1076 1049 143 -1 3 1 11 1 0 0 107 1076 1049 143 -1 4 1 11 1 1 0 157 1076 999 29 -1 5 1 11 1 1 1 157 1077 10 10 93.292587 5 1 11 1 1 2 181 1076 50 25 96.523811 Veli, 5 1 11 1 1 3 245 1076 101 21 96.662064 Allah'ın 5 1 11 1 1 4 359 1076 86 27 96.874878 işlerini 5 1 11 1 1 5 457 1076 124 29 96.697685 üstlendiği 5 1 11 1 1 6 594 1076 115 21 96.819725 kimsedir. 5 1 11 1 1 7 723 1076 68 21 96.161972 Allah 5 1 11 1 1 8 803 1083 49 14 93.202095 onu 5 1 11 1 1 9 863 1076 115 29 58.954071 isyândan 5 1 11 1 1 10 988 1076 126 21 92.218964 muhâfaza 5 1 11 1 1 11 1126 1079 30 18 90.844513 et- 4 1 11 1 2 0 108 1115 1048 29 -1 5 1 11 1 2 1 108 1116 77 26 93.270767 miştir. 5 1 11 1 2 2 202 1115 86 21 84.247017 Ricâlin 5 1 11 1 2 3 303 1115 158 26 89.585625 (ricâlullahın) 5 1 11 1 2 4 476 1115 96 27 96.569130 ulaşmış 5 1 11 1 2 5 585 1115 89 29 96.379738 olduğu 5 1 11 1 2 6 687 1115 90 21 96.855804 a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâle /a 5 1 11 1 2 7 790 1118 45 18 96.840874 tam 5 1 11 1 2 8 850 1115 77 21 96.652489 olarak 5 1 11 1 2 9 940 1115 131 29 96.381218 ulaşıncaya 5 1 11 1 2 10 1086 1115 70 21 96.831673 kadar 4 1 11 1 3 0 107 1152 1048 29 -1 5 1 11 1 3 1 107 1152 68 21 96.303734 Allah 5 1 11 1 3 2 187 1159 47 14 96.758080 onu 5 1 11 1 3 3 246 1152 76 29 95.463242 yalnız 5 1 11 1 3 4 331 1159 29 14 96.779991 ve 5 1 11 1 3 5 371 1152 126 29 96.351707 yardımsız 5 1 11 1 3 6 505 1152 184 27 94.276260 bırakmamıştır. 5 1 11 1 3 7 701 1152 68 21 96.647072 Allah 5 1 11 1 3 8 778 1152 67 21 96.734558 Teâlâ 5 1 11 1 3 9 856 1152 63 29 96.280304 şöyle 5 1 11 1 3 10 929 1152 172 29 95.176399 buyurmuştur: 5 1 11 1 3 11 1116 1152 39 24 96.827217 O, 4 1 11 1 4 0 107 1185 878 34 -1 5 1 11 1 4 1 107 1190 67 21 96.648994 bütün 5 1 11 1 4 2 184 1190 53 21 96.483879 sâlih 5 1 11 1 4 3 246 1190 99 21 96.519867 kullarını 5 1 11 1 4 4 353 1192 68 27 96.161507 görüp 5 1 11 1 4 5 428 1191 99 28 96.360725 gözetir. 5 1 11 1 4 6 539 1185 70 32 28.572624 âÂrâf, 5 1 11 1 4 7 619 1190 73 27 92.803604 7/196) 5 1 11 1 4 8 701 1189 99 28 91.246315 (Kâşânî, 5 1 11 1 4 9 809 1191 34 24 96.832077 54; 5 1 11 1 4 10 854 1190 72 25 72.420303 Câmi’, 5 1 11 1 4 11 938 1191 47 26 96.278015 104) 2 1 12 0 0 0 106 1245 1050 102 -1 3 1 12 1 0 0 106 1245 1050 102 -1 4 1 12 1 1 0 156 1245 1000 29 -1 5 1 12 1 1 1 156 1245 9 11 93.143578 5 1 12 1 1 2 175 1245 159 29 89.676079 Evliyâullahın 5 1 12 1 1 3 346 1245 75 26 96.333496 (Allah 5 1 12 1 1 4 433 1245 142 26 94.893318 dostlarının) 5 1 12 1 1 5 588 1252 28 14 93.200134 en 5 1 12 1 1 6 626 1245 113 21 91.754227 üstünleri 5 1 12 1 1 7 746 1245 103 24 92.134476 nebileri, 5 1 12 1 1 8 858 1245 136 21 92.014481 nebilerinin 5 1 12 1 1 9 1005 1252 29 14 93.301369 en 5 1 12 1 1 10 1044 1245 112 21 90.657944 üstünleri 4 1 12 1 2 0 107 1279 1048 29 -1 5 1 12 1 2 1 107 1283 101 25 92.439262 resuller, 5 1 12 1 2 2 220 1283 120 21 92.519836 resullerin 5 1 12 1 2 3 351 1290 29 14 93.274963 en 5 1 12 1 2 4 391 1283 113 21 90.777481 üstünleri 5 1 12 1 2 5 514 1283 119 21 55.831772 ulü'l-azm 5 1 12 1 2 6 645 1283 138 21 96.347855 olanlarıdır. 5 1 12 1 2 7 794 1283 84 21 93.283646 Bunlar 5 1 12 1 2 8 889 1284 62 24 93.096024 Nüh, 5 1 12 1 2 9 963 1279 105 29 93.304764 İbrâhim, 5 1 12 1 2 10 1080 1283 75 24 92.456406 Müsâ, 4 1 12 1 3 0 106 1315 465 32 -1 5 1 12 1 3 1 106 1315 35 27 95.964005 İsâ 5 1 12 1 3 2 150 1327 29 14 96.686302 ve 5 1 12 1 3 3 187 1320 202 21 93.295982 Muhammed'dir 5 1 12 1 3 4 397 1320 35 24 89.167313. 5 1 12 1 3 5 444 1320 96 27 95.882317 (Furkân, 5 1 12 1 3 6 549 1321 22 26 96.848938 7) 2 1 13 0 0 0 106 1376 1050 181 -1 3 1 13 1 0 0 106 1376 1050 181 -1 4 1 13 1 1 0 156 1376 1000 29 -1 5 1 13 1 1 1 156 1377 9 9 93.206741 5 1 13 1 1 2 177 1377 42 20 96.273285 Hz. 5 1 13 1 1 3 232 1376 164 29 93.259094 Peygamber'e 5 1 13 1 1 4 408 1376 29 22 61.844788 5 1 13 1 1 5 447 1376 65 21 96.671875 imân 5 1 13 1 1 6 523 1376 76 21 96.836349 etmek 5 1 13 1 1 7 609 1376 94 27 96.831902 şunlara 5 1 13 1 1 8 712 1376 64 21 96.201248 imân 5 1 13 1 1 9 789 1376 74 21 96.312050 etmek 5 1 13 1 1 10 875 1376 120 21 96.623802 demektir: 5 1 13 1 1 11 1008 1376 59 21 95.288673 Emir 5 1 13 1 1 12 1079 1383 28 14 93.304375 ve 5 1 13 1 1 13 1119 1383 37 22 92.838593 ya- 4 1 13 1 2 0 108 1415 1048 29 -1 5 1 13 1 2 1 108 1415 112 25 92.628860 saklarını, 5 1 13 1 2 2 235 1415 105 21 93.024902 mükâfât 5 1 13 1 2 3 354 1422 29 14 93.304337 ve 5 1 13 1 2 4 395 1415 105 25 93.001869 cezâsını, 5 1 13 1 2 5 513 1415 60 21 96.747986 helâl 5 1 13 1 2 6 586 1422 29 14 93.275475 ve 5 1 13 1 2 7 627 1415 113 21 93.045288 haramını 5 1 13 1 2 8 754 1415 69 29 96.415344 tebliğ 5 1 13 1 2 9 835 1415 77 21 93.301559 etmek 5 1 13 1 2 10 924 1415 139 21 91.613632 husüsunda 5 1 13 1 2 11 1077 1416 79 20 96.738640 O'nun 4 1 13 1 3 0 106 1453 1050 29 -1 5 1 13 1 3 1 106 1453 100 21 95.759117 Allah'la 5 1 13 1 3 2 217 1453 84 21 96.636925 kulları 5 1 13 1 3 3 313 1453 107 21 96.361984 arasında 5 1 13 1 3 4 431 1453 34 21 93.303299 bir 5 1 13 1 3 5 478 1453 70 21 92.654854 vâsıta 5 1 13 1 3 6 561 1453 119 29 96.535271 olduğuna 5 1 13 1 3 7 693 1453 115 25 96.225876 inanmak, 5 1 13 1 3 8 821 1453 68 21 96.088554 Allah 5 1 13 1 3 9 901 1460 29 14 93.292862 ve 5 1 13 1 3 10 942 1453 142 21 91.926086 Resülü'nün 5 1 13 1 3 11 1096 1453 60 21 96.108627 helâl 4 1 13 1 4 0 106 1491 1049 29 -1 5 1 13 1 4 1 106 1491 157 21 91.966614 kıldıklarının 5 1 13 1 4 2 279 1491 67 25 96.745026 helâl; 5 1 13 1 4 3 362 1491 81 21 93.227058 haram 5 1 13 1 4 4 460 1491 155 21 92.889458 kıldıklarının 5 1 13 1 4 5 631 1491 87 25 96.503433 haram; 5 1 13 1 4 6 734 1491 68 21 96.906921 Allah 5 1 13 1 4 7 818 1498 29 14 93.291412 ve 5 1 13 1 4 8 862 1491 145 21 92.624924 Resülü'nün 5 1 13 1 4 9 1023 1491 55 27 96.484108 teşri 5 1 13 1 4 10 1092 1492 63 28 96.819382 a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a 4 1 13 1 5 0 108 1528 827 29 -1 5 1 13 1 5 1 108 1529 64 25 47.233540 femir 5 1 13 1 5 2 181 1535 30 14 96.433716 ve 5 1 13 1 5 3 220 1528 71 29 96.674675 yasak 5 1 13 1 5 4 300 1528 78 21 96.625206 olarak 5 1 13 1 5 5 387 1528 114 29 96.400047 getirdiği) 5 1 13 1 5 6 511 1528 80 29 96.788673 şeyleri 5 1 13 1 5 7 601 1528 30 21 97.000427 de 5 1 13 1 5 8 639 1528 40 21 96.498665 din 5 1 13 1 5 9 688 1528 78 21 96.233856 olarak 5 1 13 1 5 10 774 1528 70 21 96.897408 kabül 5 1 13 1 5 11 853 1528 82 21 96.794731 etmek. 2 1 14 0 0 0 104 1582 1052 144 -1 3 1 14 1 0 0 104 1582 1052 144 -1 4 1 14 1 1 0 154 1582 1002 29 -1 5 1 14 1 1 1 154 1583 43 20 96.048584 Hz. 5 1 14 1 1 2 210 1582 165 29 92.251884 Peygamber'e 5 1 14 1 1 3 385 1582 29 23 92.251884 5 1 14 1 1 4 424 1582 127 29 96.417984 uymadan, 5 1 14 1 1 5 562 1582 34 21 96.605705 bir 5 1 14 1 1 6 608 1582 86 21 96.172752 velinin 5 1 14 1 1 7 704 1582 68 29 96.629555 kişiyi 5 1 14 1 1 8 783 1582 89 21 93.298172 Allah'a 5 1 14 1 1 9 884 1582 175 29 92.526512 ulaştıracağına 5 1 14 1 1 10 1070 1583 86 20 96.333511 inanan 4 1 14 1 2 0 104 1621 1049 29 -1 5 1 14 1 2 1 104 1621 81 25 96.540077 kimse, 5 1 14 1 2 2 205 1624 103 26 96.537140 şeytanın 5 1 14 1 2 3 326 1621 159 21 96.537140 dostlarından 5 1 14 1 2 4 501 1621 35 21 93.291466 bir 5 1 14 1 2 5 552 1621 100 21 91.522583 kâfirdir. 5 1 14 1 2 6 669 1621 101 21 93.226082 Allah'ın 5 1 14 1 2 7 785 1621 129 21 92.366531 mahlükatı 5 1 14 1 2 8 930 1624 128 26 96.367966 yaratması, 5 1 14 1 2 9 1077 1621 76 21 96.379570 onlara 4 1 14 1 3 0 104 1658 1051 30 -1 5 1 14 1 3 1 104 1659 58 21 96.271461 rızık 5 1 14 1 3 2 173 1660 106 24 93.305145 vermesi, 5 1 14 1 3 3 292 1659 120 21 91.276840 duâlarına 5 1 14 1 3 4 425 1659 69 21 96.437630 icâbet 5 1 14 1 3 5 507 1660 85 24 93.233681 etmesi, 5 1 14 1 3 6 607 1658 122 22 92.870712 kalblerine 5 1 14 1 3 7 740 1659 94 29 96.543900 a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hidayet/" hidâyet /a 5 1 14 1 3 8 844 1659 66 21 96.233635 nasib 5 1 14 1 3 9 924 1660 85 23 93.298065 etmesi, 5 1 14 1 3 10 1022 1659 133 27 91.897659 düşmanla- 4 1 14 1 4 0 104 1697 1050 29 -1 5 1 14 1 4 1 104 1704 50 14 95.889587 rına 5 1 14 1 4 2 167 1697 61 27 96.500046 karşı 5 1 14 1 4 3 241 1697 144 21 96.804100 kendilerine 5 1 14 1 4 4 397 1697 90 29 96.099533 yardım 5 1 14 1 4 5 500 1698 86 24 96.845901 etmesi, 5 1 14 1 4 6 601 1697 85 29 96.561386 faydalı 5 1 14 1 4 7 700 1697 60 21 96.928757 olanı 5 1 14 1 4 8 773 1698 105 24 96.316689 vermesi, 5 1 14 1 4 9 893 1697 80 21 96.907402 zararlı 5 1 14 1 4 10 986 1697 80 29 93.302345 şeyleri 5 1 14 1 4 11 1081 1697 73 28 93.284943 gider

veli-nebi-resül

mesi gibi şeyler sadece O'na mahsüstur. Bu sayılanları dilediği sebeblerle yerine getirir. Resüllerin vâsıta olmaları bu husüslara dâhil değildir. (Furkân, 17

Evliyâullah, muttaki mü'minler olduğuna göre, kul imânı ve takvâsı nisbetinde Allah'ın dostudur. Kimin imânı ve takvâsı kâmil olursa, Allah'a dostluğu kâmil olur. İnsanlar Allah'ın dostluğu husüsunda imân ve takvâlarına göre birbirlerinden farklı oldukları gibi, küfür ve nifaktaki farklılıklarına göre de Allah'a düşmanlıkta birbirlerinden farklıdırlar

Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurur: Herhangi bir süre indirildiği zaman onlardan bir kısmı der ki: Bu sizin hanginizin imânını artırdı? İmân edenlere gelince (bu süre) onların imânlarının artırır ve onlar sevinirler. Kalblerinde hastalık olanlara gelince onların da inkârlarını büsbütün artırır ve onlar artık kâfir olarak ölürler. . (Haram aylarını) ertelemek, sadece kâfirlikte ileri gitmektir. . Doğru yolu bulanlara gelince, Allah onların hidâyetlerini artırır ve sakınmalarını sağlar. . Onların kalblerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalığını çoğaltmıştır. (Bakara, 2/10

Bu âyetlerle Allah Teâlâ, bir kişinin imânına göre Allah'a dostluktan, küfür ve nifakına göre de Allah'a düşmanlıkta bir payı olduğunu açıklamış olmaktadır. (Furkân, 21

Evliyâullah, sâbikun ve mukarrebün olmak üzere iki tabakadır: Ashâb-ı yemin ise muktesid dir. Bunları Allah. Aziz kitâbının birçok yerinde zikretmiştir: Vâkıa Süresi'nin hem başı, hem de sonu, İnsân, Mütaffifin ve Fâtır süreleri (buna örnek gösterilebilir). Allah Teâlâ, Vâkıa süresinin başında kıyâmet-i kübrâyı, sonunda ise kıyâmet-i suğrâyı zikretmiştir. (Furkân, 22

Abd-i resül (peygamber olan kul), bir kimseye sadece Rabb'inin emriyle verir, istediğine verip istediğine haram kılamaz. Bilakis Rabb'inin vermesini emrettiği kişiye verir. Ancak, Rabb'inin sırt çevirmesini emrettiği kişiye sırtını döner. Onun tüm amelleri Allah'a ibâdettir. (Furkân, 28

Evliyâullah, muttaki müminler olduğuna göre, insanlar imân ve takvâ da birbirinden farklı oldukları gibi, Allah'a dostlukta da aynı şekilde farklıdırlar. Yine aynı şekilde küfür ve nifaktaki farklılıkları gibi, Allah'a düşmanlıkta da birbirlerinden farklıdırlar. İmânın ve takvânın aslı Allah'ın resüllerine imândır. Bunların tamamı. resüllerin sonuncusu olan Hz. Muhammed'e imândır. O'na imân etmek Allah'ın bütün kitâblarına ve resüllerine imânı kapsar. Küfür ve nifakın aslı, resülleri ve onların Allah'tan getirdiklerini inkârdır. İşte âhirette sâhibini azaba müstahak kılacak olan küfür budur. (Furkân, 33

Mübâh olan işlerde evliyâullahı diğer insanlardan zâhirde farklı kılan hiçbir şey yoktur. Bunlar, mübâh olduktan sonra farklı elbise giymekle, yine mübâh olduktan sonra saç tıraşıyla, kısaltmasıyla, tırnaklarını kesmesiyle diğer insanlardan veli-nebi-resül 1205 ayrılmazlar. Nitekim Kaba içinde ne sıddikler, aba içinde ne zındıklar vardır şeklinde bir söz vardır. Allah dostları, açık bid'at ve fücür ehli olmamak kaydıyla, ümmeti Muhammed'in her sınıfında vardır. Bunlar Kur'ân ve ilim ehli, cihad ve kılıç ehli, tâcirler, sanatkârlar ve çiftçiler içinde vardır. ( Furkân, 41

Büyük günâh işlemeyen, hata etmeyen mâsüm bir insan olmak, veliyyullahın şartlarından değildir. Bilakis şeriat ilminin bazı husüslarının ona gizli kalması mümkündür. Dindeki bazı işlerin, Allah'ın emrettiği ve yasakladığı husüslar üzerinde uzun uzun düşünecek kadar, ona şübheli ve kapalı gelmesi mümkündür. Bazı hârikulâde hâdiseleri folağanüstü olayları), Allah'ın velilerinin kerâmeti zannetmesi mümkündür. Bu hârikulâde hâdiseler, derecesinin düşürülmesi için şeytan tarafından, süslenmiş de olabilir. Ancak o, bunların şeytandan olduğunu anlayamayabilir. Böyle olmakla birlikte o kişi, Allah Teâlâ'nın velâyetinden çıkmaz. Çünkü Allah Sübhânehü ve Teâlâ, bu ümmetin hata ile, unutarak ve istemedikleri hâlde başkasının zorlamasıyla yaptıkları şeyleri affetmiştir. (Furkân, 48

Evliyâullah ittifâk etmişlerdir ki, bir adam havada uçsa da, suyun üstünde yürüse de, Hz.Peygambere uyup uymadığına, emrini tutup, nehyinden kaçınıp kaçındığına bakmadıkça onun bu durmuna aldanılmaz. Allah dostlarının kerâmetleri bu tip işlerden daha büyüktür. Bu hârikulâde işleri yapan kimse bazen bir Allah dostu olabileceği gibi, bazen Allah düşmanı da olabilir. Bu tür harika işlerin çoğu kafirler, müşrikler, kitâb ehli ve münafıklara ait olduğu gibi, bid'at ehli kişilere şeytanlar tarafından yaptırılmış da olabilir. Bu tür hârikulâde işleri yapan herkesin Allah dostu olduğunu zannetmek yanlıştır. Aksine bir kimsenin Allah dostu olup olmadığını anlamak için, husüsiyetlerine, hareket ve davranışlarının Kitâb ve Sünnet'e uygunluğuna itibâr edilir. Bunlar, imân ve Kur'ân nüruyla, imânın bâtıni, İslâm şeriatının zâhiri hakikatleriyle tanınır. (Furkân, 62

İbn Arabi, şu meâlde bir şiir nakletmiştir:

Berzahtadır makamı nübüvvetin

Resül'ün ötesinde

berisinde velinin

Ona (İbn Arabi'ye) göre kaynak akıl, mülk ise hayâldir. Hayâl akla tâbidir. Onun iddiâsına göre akıl, hayâlin aslından türemiştir. Resül, hayâlden almıştır. Ona göre, bundan dolayı resül nebiden üstün olmuştur. Nebinin husüsiyetleri dedikleri gibi olsaydı ve üstün olması bir yana, onun (resülün) cinsinden olmasaydı, onların söyledikleri şey mü'minlerin her biri için nasıl elde edilebilirdi?! Nübüvvet bunun ötesinde bir durumdur. (Furkân, 80

Allah'ın muttaki dostları, emirleri yerine getiren, yasaklandıkları şeylerden kaçınan, takdire râzı olan kimselerdir. Allah onları, onlar da O'nu sever. Allah onlardan, onlar da Allah'tan râzıdırlar. (Furkân, 120

veli-nebi-resül

Veli, nebiden ilâhi muhâtablık bakımından ayrılır, usül bakımından ise birleşirler. O da makamlardır. Ancak nebi, asli nür ile mirâc eder; veli ise, bu asli nürdan feyz alarak mirâca çıkar. Makamlar onları birleştirse de fenâ ve beka, cem ve fark makamlarının her birindeki vahdetle farklılaşırlar. Veli, nebilik rühâniyyeti vâsıtasıyla ilâhi mevhibeleri (bağışları) alır, nebilik makamından müşâhede eder. Ancak Muhammedi velilerden olanların nebisi, enbiyâ makamlarını topladığı için, Allah onun ümmetinden olan velilere nebilik makamlarını aktarmıştır ve onlara nürlarını, vâris olunan nebinin nürundan onun vâsıtasıyla ulaştırmıştır. O, rühlar âleminde nebilerin ve resüllerin makamlarının tamamı kendisine verilen kimsedir. (Ravza, 519

Ebü Ali Cüzcâni şöyle demiştir: Veli, hâli husüsunda fâni; Hakk'ı müşâhede etme husüsunda bâki olan kişidir. Allah onun müitevellisidir fidâresini üstlenmiştir). Bu sebeble tevelli ntirları sürekli ona yönelir. O kendinden (Allah katındaki gerçek değerinden) haberdâr olmadığı gibi, Allah'la beraberken de kararı yoktur ( Allah'la beraber hayret hâlindendir).

Yahyâ Muâz Râzi şöyle demiştir: Veli, Allah'ın yeryüzündeki güzel kokusudur. Onu sıddiklar koklar da, kokusu kalblerine ulaşır. O kokuyla Mevlâ'larına iştiyâk (özlem) duyarlar. Hâllerinin derecelerine göre ibâdetleri de artar.

Mâsüm olmak nebinin şartlarından olduğu gibi, mahfüz olmak da velinin şartlarındandır

Veli veliliğini bilir mi? konusunda ihtilâf edilmiştir. Denilmiştir ki: fVeli) nefsine küçümseyerek bakar (kendini buna lâyık görmez). Eğer kendisinde bir kerâmet ortaya çıkarsa, bunun bir imtihân olmasından endişelenir ve elde ettiklerini kaybetme kaygısıyla korkudan tüyleri diken diken olur. Yine şöyle dediler: Veli meşhür olur (tanınır, bilinir), ancak meftün (tutkun, aşırı arzulu) olmaz. (Ravza, 520

Veli, avâmın uykuda idrâk ettikleri şeyleri, uyanıkken idrâk etme husüsunda nebi ile ortaktır. Tarikat ehlimiz, bunun veliler için doğru olduğunu tesbit etmişlerdir. Fiil himmetledir ve ilim Allah'ın dışında bir öğretici olmadan meydana gelir ki, bu da ledünni ilimdir. Eğer Allah ona, bütün vâsıtaları kaldırarak, Resülullâh'ın diliyle O'na ibâdet edebildiği bu şeriat yoluyla ilim verirse, (bu ilim) ilm-i le