Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

verdi bununla Akl-ı Evvel'i (Tasavvuf Sözlüğü)

kasd ediyor.— Ancak o, güzel ahlâkından dolayı benden önce selâm verdi, bana latif bir şekilde gülümsedi. -İlim ve feyiz kapısının açıldığına a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a ediyor.— Öyle bir tebessüm …

kasd ediyor.— Ancak o, güzel ahlâkından dolayı benden önce selâm verdi, bana latif bir şekilde gülümsedi. -İlim ve feyiz kapısının açıldığına a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a ediyor.— Öyle bir tebessüm etti ki, azı dişleri bütünüyle gözümün önüne geldi. Onun güzel ahlâkına ve örnek şahsiyetine rağmen, benim 82 akl/ ukül

üzerimde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/heybet/" heybeti /a te'sirli olmuştu. Ona: Beni şereflendiren bu beyler —on akıl- nereden geldiler? diye sordum. Safın bir yerinde oturan şeyh bana şöyle cevâb verdi: Biz tecrid edilmiş bir cemântiz. Biz sana, 'eynenin (neredenin, mekânın) olmadığı yerden geldik. Dediğini anlayamadım ve sordum: Sizin geldiğiniz şehir hangi yörede? Cevâben: İşâret parmağının yönelemediği yerde dedi. O zaman anladım ki o zât, şeyh-i muttalidir (öteler hakkında bilgi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a bir şeyhtir

Bu şeyhe, kerâmetlerinin neler olduğunu ve zamanlarını nerede geçirdiğini sordum. Mesleğinin terzilik olduğunu söyledi. -Terzilikten kasdı, iktizâ a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiğinde /a kendisi için hazırlanmış olan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/heyula/" heyülâ /a hâline girebileceğini anlatmaktı. Terzilik, gömleğe gömlek şeklini veren meslektir ve gömleğe o hâli veren fâaliyetin adıdır. Bu terzilik, merâtib-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucudun/" vücüdun /a (varlık silsilesinin) münâsib bir surette tertib a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesidir /a . — Her birimiz, Rabb'in hâkimiyetine ait kelâmını hıfz ederiz. -Burada, Allah'tan alınan bilgileri kasd ediyor.- Bizler devamlı dolaşmaktayız. -Bundan kasdı, mevcüdata sağlamış oldukları faydadır

Ona bir de şunu sordum: Şu başının üzerinde sessizce duran şeylileri niçin gösteriyorsun? Şöyle cevâb verdi: Sizin gibiler onlarla konuşamadığı için. —Her akıl onlara yaklaşamaz. — Ben onların diliyim. —Kabiliyetinin alabileceği her feyzi, ben onların aracısı olarak kendi vasfımla sana iletiyorum. — Onlar, senin gibilerle konuşmazlar. (Cebrâ'il, 143

Baktım, bir de ne göreyim! Simâsı güzel, orada saf tutmuş on şeyh! Durumları, celâlleri, heybetleri, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/azamet/" azametleri /a ve yücelikleri hoşuma gitti. Cemâl, güzellik ve şemâillerini büyük bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayret/" hayret /a içinde dilimin kuvveti bitinceye kadar açıkladım. Büyük bir korku ve ürperti içinde bir adamı öne aldım, diğerini geri bıraktım —burada on akla ve onların tertibine işâret ediyor, (bu on aklın) on melek olduğu söylenir

Safın bir yerinde duran şeyhe şunu sordum: Bu şeyhler sana nasıl bağlandılar? Şöyle cevâb verdi: Bil ki şu göğsünde seccadesini taşıyan şeyh, -Bu şeyhten kasdı, vasfettiğimiz gibi Akl-ı Evvel'dir (İlk Akıl'dır)- yanında oturan ikinci şeyhin hocası ve mürebbisidir leğiticisidir). -Bunun, Akl-ı Sâni'nin (İkinci Aklın) varlık ve zuohürunun sebebi olduğunu anlatmak istiyor. Akl-ı Faal'e (Faal Akl'aj) kadar böylece devam eder- Ikinci şeyhin adını defterine kaydetmiştir. Ikinci üçüncünün, üçüncü de dördüncünün adını kaydetmiştir. Nihâyet bu silsile bana varıncaya kadar devam eder. Benim ismim dokuzuncu şeyhin defterine kaydedilmiştir. -Bunun, kendisinin varlık sebebinin o olduğunu ifâde ediyor- Bana hırka verdi ve bilgi öğretti.

Ona şunu sordum: Sizin çoluk çocuğunuz, malınız mülkünüz var mı? Şöyle cevâb verdi: Bizim eşimiz (hanımımız) yoktur. -Eşlerinin olmayışı, maddi âlemden a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mucerred/" mücerred /a bakılabilir. Burada müellif