Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

verkâ' (Tasavvuf Sözlüğü)

Verka, Külli Nefs, o da Levh-i Mahfüz'dur. (Istelâh, 537 Ben mesâni verkayını yani nefs-i nâtıka mânâlar bahçesidir meskenim ben görmedeki gözüm yoktur bende başka mesâni diye seslenir bana ikinci değilim ben varlığıma …

Verka, Külli Nefs, o da Levh-i Mahfüz'dur. (Istelâh, 537

Ben mesâni verkayını

yani nefs-i nâtıka

mânâlar bahçesidir meskenim

ben görmedeki gözüm

yoktur bende başka mesâni

diye seslenir bana

ikinci değilim ben

varlığıma ulaşır

oluş yönüyle her şey

Zât'ı görülmekten âri olanı

bir hükmüm vardır benim

sonradan edindiğim

benzerim yoktur benim

olabilir durumuma benzer durumu

istersen tenkit et

dilimden gelen incelikleri

vers-i ilâhi 1215 güzel hakikatlere dönmüş yüzünü

cennet bahçelerinin güzelliklerinden

işte onlar ararlar

çınlayan tasarruflar arasından

Verka, âlemin kalbi olan Külli Nefs, bu (Külli Nefs) Levh-i Mahfüz, bu da Kitâb-ı Mübin'dir. (Kâşânî, 50; Câmi’, 103

Ukab (kartal takım yıldızı), onlara göre bazen İlk Akıl , bazen de Külli Tabiat olarak ifâde edilir. Onlar nefs-i nâtıkayı verka (güvercin) olarak adlandırmışlardır. İlk Akıl, ukâb gibi nefs-i nâtıkayı süfli âlemden alıp ulvi âlemin, kudsi fezânın zirvesine çıkarmıştır. Tabiat ise onu almış, süfli âleme götürmüştür. Çoğu kere her ikisi için de ukab tâbiri kullanılır. Aralarındaki fark karinelerle anlaşılır. (Kâşânî, 131; Câmi’, 90

süretlerinden hâsıl olan şeylerdir. Bu tecelliler senin zâtında tecelli a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiğinde /a , O'nu ancak O'nunla görürsün. Çünkü bu makamda Hakk, senin gören gözündür. Tecelli süretleri senin üzerinde tekrarlanmaz. Zâtında ve mülkünde o tecelli gider, benzeri gelir. Bu sebeble sen, âhirette bir şeyin olmasını istediğin zaman umümi olarak söylerdin, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâda /a ise husüsi olarak Ol dersin, o da olur. Çünkü Hakk, dünyâda sana ait olan tekvinin mahallidir. Çünkü o, senin dünyâda çeşitli işler yapmanla türlü şekillere girer. Âhirette ise, kendi türlü tecellileriyle görülecektir. Dünyâda O senin süretine bürünür, âhirette ise sen O'nun süretine bürünürsün. (Fütühât, TI, 486