Verka, Külli Nefs, o da Levh-i Mahfüz'dur. (Istelâh, 537
Ben mesâni verkayını
yani nefs-i nâtıka
mânâlar bahçesidir meskenim
ben görmedeki gözüm
yoktur bende başka mesâni
diye seslenir bana
ikinci değilim ben
varlığıma ulaşır
oluş yönüyle her şey
Zât'ı görülmekten âri olanı
bir hükmüm vardır benim
sonradan edindiğim
benzerim yoktur benim
olabilir durumuma benzer durumu
istersen tenkit et
dilimden gelen incelikleri
vers-i ilâhi 1215 güzel hakikatlere dönmüş yüzünü
cennet bahçelerinin güzelliklerinden
işte onlar ararlar
çınlayan tasarruflar arasından
Verka, âlemin kalbi olan Külli Nefs, bu (Külli Nefs) Levh-i Mahfüz, bu da Kitâb-ı Mübin'dir. (Kâşânî, 50; Câmi’, 103
Ukab (kartal takım yıldızı), onlara göre bazen İlk Akıl , bazen de Külli Tabiat olarak ifâde edilir. Onlar nefs-i nâtıkayı verka (güvercin) olarak adlandırmışlardır. İlk Akıl, ukâb gibi nefs-i nâtıkayı süfli âlemden alıp ulvi âlemin, kudsi fezânın zirvesine çıkarmıştır. Tabiat ise onu almış, süfli âleme götürmüştür. Çoğu kere her ikisi için de ukab tâbiri kullanılır. Aralarındaki fark karinelerle anlaşılır. (Kâşânî, 131; Câmi’, 90
süretlerinden hâsıl olan şeylerdir. Bu tecelliler senin zâtında tecelli a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiğinde /a , O'nu ancak O'nunla görürsün. Çünkü bu makamda Hakk, senin gören gözündür. Tecelli süretleri senin üzerinde tekrarlanmaz. Zâtında ve mülkünde o tecelli gider, benzeri gelir. Bu sebeble sen, âhirette bir şeyin olmasını istediğin zaman umümi olarak söylerdin, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâda /a ise husüsi olarak Ol dersin, o da olur. Çünkü Hakk, dünyâda sana ait olan tekvinin mahallidir. Çünkü o, senin dünyâda çeşitli işler yapmanla türlü şekillere girer. Âhirette ise, kendi türlü tecellileriyle görülecektir. Dünyâda O senin süretine bürünür, âhirette ise sen O'nun süretine bürünürsün. (Fütühât, TI, 486
