vücüd-'adem (ayn-ı vücüd; ayn-ı vücüdih; eys; vücüd-ı hâric 'an zevâtinâ; vücüd-ı kebir; vücüd-ı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlak /a ; vücüd-ı sagir
Bu topluluğun, yani süfilerin dilinde ademi (yokluk) ve fenâdan maksad, güzel sıfatların elde edilebilmesi için kötü âlet ve rezil sıfatların yok olmasıdır. Yoksa isteme âletinin bulunmasına karşılık mânânın olmaması değildir (kötü sıfatları ortaya çıkaran iç güçlerin tamamen ortadan kalkmasıdır, bu güçler ortadan kalkmazsa, fenâ hâli gerçekleşmez). (Hücvîrî, 37
büyük a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucudun/" vücüdun /a rühu
buysa küçüğü vücüdun
O olmasaydı demezdi asla
vücüd- adem 1221 Ben'im Kadir
perdelemez vücüdum seni
ne yokluk ne diriliş
geniş ve büyük düşünürsem eğer ben
Kadim'e aittir zâtım
ve yeniye doğrudur zuhür
Allah'tır tek Kadim
hiçbir kusuru bulunmaz O'nun
bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halk-i-cedid/" halk-ı cedid /a
O'nun avucunda esir
bu ne demektir peki
ben değersiz bir varlığım
vücüdum üzerinde
artık ne benim gecem gibi gece var
benim nürum gibi nür ne de
(Fütühât, 1, 168
Varlığımdan yokluğuma
Yokluğumdan varlığıma
Vücüd (varlık) ve adem (yokluk), bir şeyin aynını (zâtını) isbât veya nefyetmekten ibârettir. Bir şeyin aynı sâbit veya yok olduğunda hem adem ve hem de vücüd ile vasıflanması mümkün olur. Bu da bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbet /a ve izâfetle olur. Meselâ aynında mevcüd olan Zeyd, çarşıda mevcüd, evde mâdüm olabilir
Adem ve vücüd, siyah ve beyaz gibi mevcüda ait sıfatlardan olsaydı, mevcüdun beraberce bu ikisiyle vasıflanması a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/muhal/" muhâl /a olurdu. Hâlbuki daha siyah olduğunda, beyaz olmadığı gibi mâdüm olduğunda da mevcüd olmaz. Mevcüdun aynı anda beraberce adem ve vücüd ile vasıflanması mümkündür. Bu aynın sâbit olmasıyla da adem olan izâfi bir vücüd olur. Bu mümkün olduğunda o, sadece herhangi bir şeye izâfe edilemeyen mâkul (düşünülebilir) olarak vasıflanabilen bir şeyle değil, aynı zamanda mahsüs (duyularla algılanabilir) olarak vasıflanabilen bir şeyle de kaim bir sıfat olamaz. Ancak, doğu, batı, sağ, sol, ön, arka gibi, mutlak izâfet ve nisbetler bakımından sâbit olur. Vücüda a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucuddan/" vücüddan /a önce (varlığa, var olmasından önce) bu sıfat verilemez
Bir şey, herhangi bir âlemde veya herhangi bir nisbetle vücüd ile muttasıf iken fvar olarak nitelenirken), aynında mâdüm olması; herhangi bir nisbetle mâdüm iken aynında 1222 vücüd-'adem
vücüd bulması nasıl mümkün olur? denirse, buna karşılık deriz ki: Evet, Allah'tan başka her şeyin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucudda/" vücüdda /a varlık olarak) dört mertebesi vardır. O'nun ise izafi vücüdda üç mertebesi vardır. İlk mertebe, şeyin aynındaki (özündeki) vücüdudur (var olmasıdır). Bu, Hakk'ın hâdis olanlara dâir bilgisine nazaran ikinci mertebedir. İkinci mertebe şeyin ilmde vücüdudur. Bu, Allah'ın ilmine nazaran birinci mertebedir. Üçüncü mertebe şeyin lafız
