Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

vücüduyla kesretin (Tasavvuf Sözlüğü)

zuhür a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a , vahdâniyyet isteyen şeydir. Bu talebi sebebiyle de vitr diye isimlendirilmiştir. Böylece bu Vâhid, ondan korunma husüsunda kendisini temsil eden kişiyi vekil kıldı. …

zuhür a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a , vahdâniyyet isteyen şeydir. Bu talebi sebebiyle de vitr diye isimlendirilmiştir. Böylece bu Vâhid, ondan korunma husüsunda kendisini temsil eden kişiyi vekil kıldı. Ârifi de Hakk diliyle vekil yaptı ve şöyle dedi: Ey a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahadiyyet/" ahadiyyetin /a intikamını taleb eden hâkim! Ahadiyyet gitmedi. Senin istediğin şey, isneyniyyetin fikiliğin) verdiği şeydir. Ne üç, ne dört, ne de daha yukarısı değil. Çünkü o, hakikatinin gerektirmediği şeyi vermez. İkiliğin bize vermiş olduğu şey, ikinin ahadiyyeti, gittiği yere kadar, üçün, dördün vs. ahadiyyetidir

Bu, sayıların aynlarının, senin ahadiyyetinin üzerine, onun şu ahadiyyetine delâlet etmesi sebebiyle böyledir. Sen ancak, senin hakkındakini ve senden dolayı olanı duymuşsun. Şu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a sen de bilirsin ki, kâinâttaki sayılar, ancak ilâhi isimlerin hükümlerinden dolayı zuhür etmiştir. Onlar pek çoktur, ama çok olmakla birlikte, onların ahadiyyetleri tahakkuk eder. Bu Vâhid, sayıların aynlarına, isimlerin ahadiyyetinin mechül kalmamasını diledi, ki Allah'ın Zât'ı hakkında çokluk hatıra gelmesin. Bundan dolayı, vahdet ve ahadiyyetin aynının yöneldiği kesretin vücü