Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

yakın (Tasavvuf Sözlüğü)

gelmesi bile doğru değildir. Çünkü Allah, kula verdiğini geri alarak kudretinde tutmaz, hele bunu en yüksek dereceden en alt dereceye döndürerek asla yapmaz. (Ta'arruf, 98 (Süfiler) cemaati, fenâ ile yerilen vasıfların …

gelmesi bile doğru değildir. Çünkü Allah, kula verdiğini geri alarak kudretinde tutmaz, hele bunu en yüksek dereceden en alt dereceye döndürerek asla yapmaz. (Ta'arruf, 98

(Süfiler) cemaati, fenâ ile yerilen vasıfların ortadan kalkmasına, beka ile de fo vasıfların yerine) övülen vasıfların geçmesine a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a etmişlerdir. Kul bu iki vasfın birinden hâli olmadığında (bu hâllerden biri kula ârız olursa), biri olmadığında diğerinin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlaka /a olacağı bilinmektedir. Kötü vasıflarından geçen kişide güzel vasıflar belirir, kötü hasletlerin galib geldiği kimsede güzel vasıflar gizli kalır. (Kuşeyri, 39

Fenâda değişiklik cereyan etmez. Bekada da tagayyür (değişme) mümkün değildir. Fâni vuslata ermedikçe (kavuşmadıkçaj) bâki, bâki de kurb (yakınlık) gerçekleşmedikçe fâni olamaz. (Hücvîrî, 34

Bu taifenin, yani süfilerin dilinde adem (yokluk) ve fenâdan maksad, güzel sıfatların elde edilebilmesi için kötü âlet ve rezil sıfatların yok olmasıdır. Yoksa