Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

yapmazlar (Tasavvuf Sözlüğü)

Çünkü makam elde etmesi, insanlar arasında değer, derece ve itibâr yüksekliğinin artması için bunların yerini, övgü ve iltifâtın almasını daha çok arzu ederler. Bu türlü duygular çirkin, hastalıklı ve kınanınayı …

Çünkü makam elde etmesi, insanlar arasında değer, derece ve itibâr yüksekliğinin artması için bunların yerini, övgü ve iltifâtın almasını daha çok arzu ederler. Bu türlü duygular çirkin, hastalıklı ve kınanınayı gerektiren duygulardır. Bunlara a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib-olan/" sâhib olanlar /a aldanıştadır ve tuzağa düşmüştür. (Adâbı, 105

Riyânın iki yönü vardır: Bir adam iyi ameller işler. Bu amel sayesinde övgüye, makama ve takdire nâil olur. Ancak Allah, amellerde ihlâsa yönelmeyi istemektedir. Yöneldiği şeyde riyâyı terketmeye gücü yetmeyen kimseyse, o amelle makama, övgüye, maddi şeylere nâil olur. Insanlar içinde ihlâstan en uzak olanlar bunlardır. Bu her şey için böyledir. Sâhib olmadığın bir şeyi terketmek a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhib /a olduğun şeyi terketmekten daha kolaydır. (Âdâbı, 121

İrâde iki türlüdür: Birincisi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a için irâde, diğeri ise âhiret için irâdedir. Sıdk ve ihlâs, kulun ameliyle Allah'ın rızâsını kasd etmesi, niyetinde dünyâya ait bir şeyin bulunmamasıdır. Riyâ ise irâdenin tamamen dünyâya yönelik olmasıdır. Kulun, amelinin temelinde, yaptığı amelle övülmeyi, beğenilmeyi istemesi bu duruma girer. Yine kulun, Allah rızâsını ve âhireti istemesi, fakat yaptığı amelden dolayı medh senâ edilmekten hoşlanması da buna dâhildir. (Adâbı, 138

Dedi ki: Riyâ, ibâdetle Allah'tan başka bir şey kasd etmektir. Riyâ Allah'a itâat yoluyla kulun rızâsını istemektir.

Dedim ki: Riyâ sadece bu şekilde midir, yoksa başka şekilleri de var mıdır? Bunun üzerine şöyle cevâb verdi: Riyâ sadece istemektir, kasd etmektir, ancak bunun da iki şekli vardır. Bunlardan biri daha ağır ve daha a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/siddet/" şiddetli /a ; diğeri ise daha yumuşak ve daha kolaydır. Ama bunların her ikisi de riyâdır. Bununla birlikte riyânın daha şiddetli olan yönü, kulun Allah'a. itâat yardımıyla ( Allah'a itâati basamak yaparak) O'nun rızâsını istemeksizin kullara yönelmesidir. (Ri'âye, 90

Riyânın, nefsin derinliklerinde saklı üç düğümü vardır: Medhi (övülmeyi) sevmek, zemmedilmekten (yerilmekten) korkmak, dünyâya düşkünlük ve insanların elindekilere tamah etmek. (Ri'âye, 92

Dedi ki: Riyâyı ortadan kaldırmak ifâdesi iki mânâya gelir: Birisi, riyâyı kabül eden ve onun dayandığı şeyi ortadan kaldırmak; diğeri ise riyâya çağrıldığında ârız olan şeyi kabül etmemektir.

riyâ Dedim ki, İkisini de soruyorum, ancak siz ârız olan şeyin kabül edilmemesiyle başlayın Dedi ki, Ârız olan şey ya a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dusmandan/" düşmandan /a (şeytandan) ya da nefsin hevâsından gelir. Çünkü düşmanın (şeytanın) üç hâtırı vardır: İlk olarak a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halkin/" halkın /a amelinden haberdâr olacağını hatırlatır veya bilebileceği ümidini verir. İkinci olarak halkın övgülerini kazanmaya veya tenkitlerinden kaçınmaya teşvik eder. Halkın amelini öğrenmesini ve övgülerini kazanacağını bir hâtırda toplar. Üçüncü olarak riyâ ile ortaya çıkan durumu kabül etmeye, buna ümid bağlamaya ve güvenmeye dâvet eder. İnsanların en güçlüsü ilk hâtır geldiğinde