Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

yen (Tasavvuf Sözlüğü)

unsuri cisimlerden toprak a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/unsurun/" unsuruna /a kadar kamer (ay) feleğinin aşağı inen kavisidir. Bu, onların en kesif olanıdır. (Ravza, 556 Akıl insan türünün temelidir. O, mârifet ve …

unsuri cisimlerden toprak a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/unsurun/" unsuruna /a kadar kamer (ay) feleğinin aşağı inen kavisidir. Bu, onların en kesif olanıdır. (Ravza, 556

Akıl insan türünün temelidir. O, mârifet ve ilimlerini, nefslere ve rühlara taşırır. İnsâni nefs, nür ilkesine ve tedbir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a cisme bakınca, onları tedbir eden, terkibi, ilâveleri, durumları, düzensizlikleri çoğaltınca, onun zâtı tek bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a karar akl-ı âşir kılmaksızın idrâk etmesi de düzensiz olacaktır. Semâvi nefsin idrâki ise bunun tersinedir. O, başka bir aynadan düzenli bir şekilde süretin yansıdığı bir aynaya yansıyan güneş gibidir. Sonra safha safha düzensiz olarak yakamozlar yansır. Bu yansımalar, mele-i âlâdaki niyetin tasarrufuna göre bazen açığa çıkar, bazen gizlenir. (Ravza, 557

Akıl, ilimlerin O'nun zâtında icmâli (toplu şekilde olarak bulunması) yönünden nün'dur; levh'de tafsil a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesi /a (ayrıntılı biçimde ele alınması) yönünden kalemdir. (Esfâr, 245

Akıl, seni zarardan koruyan, sana mutluluk kapılarını açan şeydir. Mutluluk kapıları onunla açılır. İşte bu, Allah'tan sırları alan en büyük akıldır. Eğer en küçük akılla birlikte bulunursan, o seni a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehvet/" şehvet /a ve şübhe denizlerine atar, müşkillerin ağına düşürür. (Kavânin, 92

Rühun gelişmesi, nefs, akıl, kalb, rüh ve sırdandır. İlim ve idrâk konusunda her tavrın sona ereceği bir sınır vardır. Nefsin ilim ve idrâkinin sınırı maddenin zâhirine aldanarak onun zâhiriyle ilgilenmek, bâtındaki ibreti bırakıp, gafletle ve maddenin hazlarıyla meşgul olmaktır. Aklın ilim ve idrâkinin sınırı, O'ndan başka her şeyi terkederek Yaratıcı'sına dönmek ve nürları taleb etmektir. Akıl, ancak böylece bağlardan kurtulur, Mevlâ'sına olan talebi şiddetlenir. Rühun ilim ve idrâkinin sınırı, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ceberut/" ceberüt /a sırlarını taleb a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/melekut/" meleküt /a nürlarına yönelmektir. O, bu sey