Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

zâ (Tasavvuf Sözlüğü)

Zâ (bu, burası, burada); daha dünyâdayken (Hakk'ı) müşâhede etmeye a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a eder Zâ! Zâ! Lâ zâ! Buradaki ilk zâ Zât'ı, ikinci zâ ilmin zâtını, üçüncü zâ ise Hakk'ın Zât'ını ifâde …

Zâ (bu, burası, burada); daha dünyâdayken (Hakk'ı) müşâhede etmeye a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a eder

Zâ! Zâ! Lâ zâ! Buradaki ilk zâ Zât'ı, ikinci zâ ilmin zâtını, üçüncü zâ ise Hakk'ın Zât'ını ifâde eder. Zâ olmaz, lâ fhayır) da olmaz. Lâ nasıl olur? Sadece lâ olur. Tevhid ondan İlâ'dan) zuhür eder dersen, Zât'ı Zâteyn (iki Zât) yapmış olursun. Kendisinden bir Zât zuhür eden nasıl Zât olmaz? Zâ Zât'tır, Zât değildir. Ahfâ (en gizli olan şey) nasıl ortaya çıktı ve nerede gizlendi?

Eyne (nerede), mâ (ne) ve zâ yoktur. Eyne onu ihâta edemez. Çünkü, zuhür da O'nun yaratmasıyladır, eyne de O'nun yaratmasıyladır. Eğer Tevhid O'nunla sahih olur diyecek olursan, bu senin için nasıl sahih olur? Sana ne olur? Yapılanla söylenen, Zât'ın lütfunun eserleridir ve çünkü onlar ârızidir (sonradan ortaya çıkarlar). Ârızi olan şeyler de (O'nunla) mütenâkız olmazlar (çelişmezler). Arazı taşıyan şey, nasıl olur da cevher olmaz? Cisimle birleşen şey cisimden başka bir şey olamaz. Biz mâ ya (ne'ye) dönelim... Mâ, muhtevâyı; hâ ise söylenenleri ve yüklenmiş olan yıkanları içine alır. (Tavâsin, 212

zâcir ) Zâcir, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mu-min/" mü'minin /a kalbinde bulunan Allah'ın vâizidir. O, kalbe atılan ve onu Hakk'a çağıran bir nürdur. (Istılâh, 534; Kâşânî, 55; Câmi’, 85

(Ayrıca bk. hâtır/havâtır ya da hatre/hatarât