Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

zâhir-bâtın (Tasavvuf Sözlüğü)

Şeriat ilmi tek ilim olup, rivâyet ve dirâyet denen iki mânâyı içinde toplayan tek bir isimdir. Bunları bir araya topladığın zaman, zâhir ve bâtın amellerine çağıran bir şeriat ilmi ortaya çıkar. Bu mânâda, ilimde zâhir …

Şeriat ilmi tek ilim olup, rivâyet ve dirâyet denen iki mânâyı içinde toplayan tek bir isimdir. Bunları bir araya topladığın zaman, zâhir ve bâtın amellerine çağıran bir şeriat ilmi ortaya çıkar. Bu mânâda, ilimde zâhir ve bâtını birbirinden ayrı düşünmek mümkün değildir. Çünkü ilim kalbde bulunur ve dille açığa vurulmazsa ilm-i bâtındır (bâtın ilmidir). Dilde açığa çıktığında 1242 zâhir-bâtın

ise zâhir olur. Bu sebeble biz İlim, zâhir ve bâtındır demiyoruz. Gerçekte ilim, zâhiri ve bâtıni amellere götüren, zâhiri ve bâtıni amelleri gerektiren şeriat ilmidir. Zâhiri ameller âzâlara organlara, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/bedene/" bedene /a ) yönelik taharet, namaz, zekat, oruç, hacc gibi ibâdetlerle; hukuki cezâlar, boşanma, köle azad etme, alışveriş, mirâs hukuku, kısas ve benzerleri ahkâm konularıdır. Çünkü bunların hepsi bedenimizle yaptığımız zâhiri işlerdir

Bâtıni ameller ise, tasdik, imân, yakin, sıdk, ihlâs, mârifet, tevekkül, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mehabbet/" mehabbet /a , rızâ, zikir, şükür, inâbe, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hasyet/" haşyet /a , takvâ, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/murakabe/" murâkabe /a , tefekkür, itibâr, havf, recâ, sabır, kanâat, teslimiyet, tefviz-i umür Jişlerin Allah'a havale a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesi /a ), kurb, şevk, vecd, vecel, hüzün, pişmanlık, hayâ, hacel (utanma), tâzim, iclâl ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/heybet/" heybet /a gibi kalb amelleri, mânevi hâl ve makamlardır

Zâhiri ve bâtıni amellerden her birinin kendine göre bir ilmi, bir kavranışı, açıklaması, bir anlama şekli, bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikati /a ve bir vecdi vardır. Zâhiri ve bâtıni her amelin sıhhatini kanıtlayan, Kur'ân'da yer alan âyetlerden ve Hz. Peygamber'in sünnetinden deliller vardır. Bunları bilen âlim, bilmeyen de câhildir. (Luma , 43

Bâtın ehlinin kalblerinin meyli, müridin Sünnet-i Seniye'ye bağlılığı ile bidatlerden kaçınması ve varlığını tümüyle terk a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a miktardadır. Zira, bu yolun önderlerinin arasında tamamının ortak usülü, vücüdu (varlığı) nefy etmek, çokça a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/gayret/" gayret /a etmek, elde olana kanâat, ahitlere vefâ, yegâne mâbüd olan Mevlâ'yı müşâhede esnâsında mâsivâyı hatıra getirmemektir. Ben bütün bunların hepsini yerine getirmenizi, gücünüzün yettiği kadar zikr-i hafiye ve hulâsa olarak sunduğumuz a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/evrad/" evrâda /a devam etmenizi tavsiye ederim. Çünkü kalbi hastalıkları tedâvi etme konusunda en te'sirli ilaç budur. Keşf ve kalb uzmanları da bunları tatbik ederler. (Buğye, 244

Zâhir, O'nun hızla gizlenmesini; bâtın ise a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/siddet/" şiddetle /a zuhür etmesini ister. (Nefehât, 49