tamamen yok olmuş ve bunlar ferdaniyet-i mahza gark olmuşlardır. Bu noktada akılları tamamen işlemez hâle gelmiş, kendileri a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayret/" hayrete /a düşmüşlerdir. Burada Allah'tan başkasını, hatta kendilerini bile hatırlayacakları bir yer kalmamıştır. Onlara göre Allah'tan başka hiçbir şey yoktur. Onlar sekr hâline düşmüşler (manen sarhoş olmuşlar), akıllarının gücü O'ndan başkasını reddetmiştir. Onlardan biri Enel-Hakk (Ben Hakk'ım) , bir diğeri Sübhâni mâ âzamü şâni (Kendimi tesbih ederim, benim şânım ne yücedir!) , bir başkası Mâ fi cübbeti sivallah (Cübbemin altında Allah'tan başkası yoktur) demiştir
Sekr hâlinde âşıkların söylediği sözler gizlenmiş, hikâye edilmemiştir. Onlar sekr a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halinden/" hâlinden /a çıkınca ve Allah'ın yeryüzündeki ölçüsü olan aklın sultasına geri dösekr-sahv nünce, bunun hakiki a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ittihad/" ittihâd /a olmadığını, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/bilakis/" bilakis /a ittihâda benzediğini anlamışlardır. Âşıkların, aşklarının doruk noktasında söyledikleri Ben sevdiğim kimseyim, sevdiğim kimse de benim gibi sözler böyledir. Şu örnek bundan uzak değildir: İnsan ansızın bir aynayla karşılaşır, ona bakıp da sadece aynayı görür (ilk anda aynadaki kendi süretini görmez), böylece a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/gercekte/" gerçekte /a aynanın kendisi olan gördüğü süretin, kendisiyle birleştiğini sanır. (Mişkât, 59
Sekr-i tabiat (tabiatın sekri), bedenin tabiatından doğan bir sekrdir. Bu, bazı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/te-vil/" te'vil /a sâhiblerine göre Hz. Âdem'e yasaklanan ağaçtır. (Heyükil, 100
Sekr, hâlin hâkimiyetinin kişiyi istilâ etmesi, sahv ise fiilere ve sözlere geri dönüştür. Muhammed Hafif şöyle der: Sekr, sevgilinin zikri sırasında kalbin galeyâna gelmesidir. Vâsıti şöyle der: Vecd makamları dörttür: Önce zuhül (dalgınlık, kendini unutma), sonra hayret, ardından sekr ve son olarak sahv. Bunun misali denizin sesini işiten, sonra ona yaklaşan, ardından oraya giren ve peşinden dalgaların kendini istilâ a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a kimsenin misalidir. Bu misâle göre, üzerinde o hâldeki akıntıdan iz kalmış a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/olan-kimse/" olan kimsede /a sekr a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâreti /a bulunur. Bunların hepsinde istikrara kavuşmuş olan kimse ise kurtulmuş olur. Sekr, kalb sâhiblerinin, sahv ise gayb hakikatlerini keşfedenlerin hâlidir
Sahv (nedir? Deriz ki: (Fütühât)) Gaybet hâlinden sonra güçlü bir vâridle şuür hâline dönüştür.
Sekr nedir? Deriz ki: (Fütühât)) Kuvvetli ve ferahlatan bir vârilde gelen ve büyük ölçüde kendisinden sahvın sâdır olduğu bir gaybettir. (Istılâh, 532; Fütühât, TI, 129
Sekr, ahvâl ilmidir. Bundan dolayı bu hâl, sevinç ve neşe içinde olan kimselere aittir. Süfilerin sekri târifi şöyledir: Sekr, güçlü bir vâridle yaşanan gaybet hâlidir. Sekr, sevinç, sürur ve neşeye zıt olan gaybetten başka bir şey değildir. Temenni edilen şeylerin, bu hâlin sâhibinin aynında kaim olan süretler olarak tecellisidir (kişinin kendini kaybetmesi ve sadece tecellileri görmesidir). Sekr hâlinde ricâlullah, inşaallah zikredeceğimiz mertebelerde olur
Sekr, tabiidir ve nefsin temenni vâridiyle hissettiği sevinç, sürür, saadet ve neşedir. Ona ait temenni, kişinin hayâlinde kaim olan süretler olarak tecelli ederse o kişiye hâkim olur ve tasarrufta bulunur. Böyle bir hâl yaşayanlardan şâir olanlar şöyle der:
Sarayın ve köşkün a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a benim
sekr hâlindeyken
Şübhesiz o, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/malik/" mâlik /a olduğu şeyi taleb ettiği şeyin gayesi olarak görür. Sekr hâline gelince onun için saray ve köşkün süreti mülk olarak kaim olur. Herhangi bir mertebede onunla tasarruf eder. Onun a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal/" hayâl /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesi /a kendisini sekr hâline sokar. Onun hayâlinde kuvvetli bir iz oluşur. Ehlullahtan hayâliyle birlikte buna vâkıf a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/olanlarin/" olanların /a bu sekri tabiidir. Onlar, hâllerindeki bu durum kuvvetlenip onlara hâkim sekr-sahv
oluncaya kadar Allah'tan istedikleri şeyi elde etmeyi düşündükleri şeyi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/murakabe/" murâkabe /a etmeye devam ederler. (Fütühât, II, 534
Sekr-i akli (akli sekr) âriflerin sekridir. Geriye, süfilerin tamamının yaşadığı sekr kalır. İşte bu Resülullah'ın Allah'ım, hakkındaki hayretimi artır! Heysemi, VII, 201) buyurduğu ilâhi sekrdir. Sekrân (sekr hâli yaşayan), hayrândır (hayret hâli yaşar
Sekr-i ilâhi (ilâhi sekr) ise, mükemmel seviyede sürür ve sevinçtir. Hakkile sekr, süretlerdeki tecellide vâki olur. Biri şöyle demiştir:
Sarhoş oldu topluluk kadehin dönüşüyle
benim sarhoşluğunısa dönenden değil
Müşâhedenin sarhoş kıldığı kimsenin asla sahvı (ayılması) olmaz. Gerçi her hâle sevinç, neşe, ilâhi sırların ifşâsı gibi şeyler eşlik etmeyebilir. Bu, sekr değildir, ancak gaybettir, fenâdır, mahktır (yok oluştur). Allah yolunda olan bir topluluğun
